(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 08.05.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili P.Kd.Ütğm. ........................ in Lüleburgaz 65.Mknz.P.Tuğ. 3.Tb.7.Bl. K.lığında görevli iken 26.03.2000 tarihinde eğitim esnasında ders atış seti olduğu halde kendilerine eğitim seti olarak verilen bir fünyenin patlaması sonucu sol elinden yaralandığını, sol el baş ve işaret parmaklarını kaybetmiş olup tedavisi sonucu sınıfı görevini yapar kararı verildiğini, müvekkilinin olay öncesi uyarıldığını ve bu konuda kurs görmediğini, müvekkilinin halen göreve devam etmekte ise de efor kaybına bağlı olarak maddi zarara uğradığı gibi manevi zarara da uğradığını toplam 15.000.000.000 TL. tazminata olay tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacı P.Kd.Ütğm. ........................ in 65.Mknz.P.Tuğ. 3.Mknz.P.Tb. 7nci Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 26.03.2000 tarihinde mayın açma eğitim setini kurarak personele öğretmeye başladığı, sistemi bir eğitim yardımcı malzemesi olarak gördüğü ve tehlikesiz olduğuna kanaat getirdiği için gerekli dikkati göstermediği, fünyesinin çalışma prensibini anlattığı sırada bir anlık dikkat dağılması sonucu dizinin yere düştüğü noktada çekme ipini gerdiği emniyet piminin de çıkarılmış olması nedeniyle çekme piminin çalışarak fünyenin patlamasına neden olduğu, sol el baş ve işaret parmağından yaralandığı yapılan tıbbi muayene ve tedavileri sonucunda Çorlu As. Hst.Sağlık Kurulunun 31.5.2000 tarih ve 710 numaralı raporu ile; Bileteral miyop, astigmat, HBV taşıyıcılığı sol el başparmak ve 2. parmak kısmı Amputasyonlusu teşhisi ile Durumu 52.maddi B dilimi F3e uyar sınıfı görevini yapar kararı verildiği, olayla ilgili adli soruşturma yapılmadığı, İdari soruşturma yapıldığı bu raporda davacının olayda kastının bulunmadığı ihtimalinin bulunduğunun Bilirkişi raporuna göre davacının maluliyet oranının %24 olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa Prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bir varlığından söz edilemez. Piyade Ütğm. ........................ sol el parmaklarında meydana gelen harabiyetin askeri bir hizmetin İfası sırasında, eğitim esnasında kendisinin ağır ihmali sonucunda meydana geldiği, ancak bu ihmalin hizmet ile zarar arasındaki illiyet bağını tamamen kesecek nitelikte bulunmadığı, bu nedenle zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca idarece karşılanmasının gerekeceği zararın tespitinde davacının olaydaki ağır ihmalinin müterafık kusur olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 09.04.2002 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat hak edişinin 45.944.880.000 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna taraflarca süresi içinde itiraz edilmediği görülerek ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır. Davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın vukua geliş şekli ve tarihi davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu paranın alım gücü ve isleyecek yasal faiz göz önünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve davacının ağır müterafık kusuru nazara alınarak takdirden 5.000.000.000 TL. (BEŞ MİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE
2. Takdiren ve davacının ağır müterafık kusuru nazara alınarak 50.000.000 TL. (ELLİ MİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına 15.06.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz yürütülmesine,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 26,03.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %80 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz yürütülmesine,....
10 TEMMUZ 2002 tarihinde manevi tazminata faiz başlangıcı tarihi yönünden Üye Hak.Kd.Alb. Ertuğrul TAKA nın karşı oyu ile OYÇOKLUĞU, diğer hususlarda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş, manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edilmesi, bu nedenle olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy