(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekili, 21.05.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinin imzasız olması nedeniyle AYİM İkinci Dairesinin 06.06.2001 tarih ve GENSEK NO: 2001/936, ESAS NO: 2001/441, KARAR NO: 2001/480 sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine yeniden verdiği ve 18 Haziran 2001 tarihinde Mahkememiz kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Jandarma Genel Komutanlığı ihtiyacı için satın alınacak 100+50 adet Balistik Koruyucu Yelek alımı için davalı idare ile müvekkil şirket arasında 08.12.2000 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince on günü cezalı süre olmak üzere taahhüdü yerine getirme süresinin 18.03.2001 tarihinde sona erdiğini, taahhüdü yerine getirme süresi devam ederken 22.02.2001 tarihinde döviz kurlarının dalgalanmaya bırakılması nedeniyle ABD Dolarının Türk Lirası karşısında aşırı değerlendiğini, %40 enflasyon sonucunu doğuran bu hükümet uygulamalarının müvekkil şirket yönünden beklenmeyen hal, mücbir sebep teşkil ettiğini, beklenmeyen bu gelişme karşısında müvekkil firmanın ithalat yoluyla tedarik edilen çelik yeleklerin maliyetlerindeki artış nedeniyle Emprevizyon kuralı gereğince 27.02.2001 tarihinde idareye başvurarak ya davalı idarenin neden olduğu %40 enflasyonun sözleşme birim fiyatlarına eklenmesini ya da aleyhe bir uygulama yapılmamak üzere sözleşmenin ortadan kaldırılmasını istediğini, bu istemin idarece kabul edilmediğinin 12.03.2001 tarihli yazı ile şirkete bildirildiğini, davalı idarenin 26.04.2001 tarihinde sözleşmeyi feshederek firmaya ait 2.010.000.000.TL. tutarındaki kesin teminatı hazineye irad kaydettiğini, keza idare zararlarının tazmini ve ihalelerden yasaklama kararlarının da uygulamaya konulduğunu, bu durumun mevzuata, sözleşme hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu belirterek idarenin haksız olarak tesis ettiği kesin teminatın hazineye irad kaydedilmesi idari işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, ilk inceleme sırasında AYİM Genel Sekreterliğinin tarihsiz ve GENSEK NO: 2001/1244 İd.Ks. sayılı yazısıyla, dava konusunun Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmediği belirtilerek bu konuda karar verilmek üzere Dairemize intikal ettirilmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev, kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir.
T.C.Anayasasının 157 nci maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Buna göre; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gereklidir.
Dava konusu uyuşmazlık, davacı şirket ile davalı idare arasında Balistik Koruyucu Yelek alımı için yapılan sözleşmenin, idarece feshedilerek şirkete ait kesin teminatın hazineye irad kaydedilmesinden keza idare zararlarının tazmini ve ihalelerden yasaklama kararlarının uygulanmasından ibarettir.
Davacı şirketin asker kişi sıfatının bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın da askeri hizmete ilişkin olmadığı, T.C.Anayasasının 157 ve 1602 Sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin olma koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde açılması ve bu yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği dolayısıyla adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy