(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 23 Mart 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin yakını Hv. Asb.Kd.Çvş ..................'nun 4. Jet. Ana Üs K.
lığı 141.Hat Bakım Komutanlığında görevli bulunduğu 8.3.2000 günü saat 8:30 sıralamada ekip arkadaşları ile birlikte bomba yükleme işinin yapıldığı sırada F-16 uçağının motorunun emme gücünün etkisiyle hava alığına kapılarak şehit olduğunu, olayda müteveffanın kusuru bulunmadığını, ölüm olayı ile davacı anne ve babanın desteklerini kaybettiklerini, tüm davacıların acı ve elem duyduklarını, bu nedenlerle davacı baba Muharrem için 10.000.000.000 TL. davacı anne için 12.000.000.000 TL. maddi, her ikisi için ayrı ayrı 2.000.000.000 TL. manevi, davacı kardeş Hakan için 1.000.000,000 TL. manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda 30.5.2000 gün Esas 2001/448, Karar 2000/564 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kararda Oluşa göre Akıncı 4 ncü Ana Jet Üs K. lığı 141 nci Hat Bakım K. lığında görevli Hv. Uçkb. Asts. Kd.Üçvş ................'nun, brava havuzu olarak adlandırılan ve 6 adet F-16 uçağının bakımlarının yapıldığı yerde saat 08.40 sıralarında 88-0037 kuyruk numaralı F-16 uçağının motorunun çalıştığı sırada, uçağın ön tarafında bulunan hava alığının önünden geçmek isterken, motorun emme gücü ile hava alığının için kapıldığı, durumun hemen fark edilerek, uçağın motorunun durdurulduğu ve Hv. Astsb ...................'nun olay yerinde bulunan görevliler tarafından derhal hava alığından çıkarılarak ambulans ile birlik Sağlık Amirliğine götürüldüğü, 30 dakika boyunca yapılan tıbbi müdahaleye rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, müteveffa Astsb ................'nun olay günü saat 08.00'da yapılan içtimadan sonra, saat 08.30 sıralarında silahçı olması nedeniyle, uçaklara silah yükleme görevi verilen ekibin içinde yer aldığı, içinde müteveffanın da bulunduğu diğer silahçı ekibin aynı gün uçuş eğitimi olması nedeniyle, olayın meydana geldiği uçağa bomba yükleme işini yaptıkları, bomba yükleme işlemini yaparken, 88-0037 kuyruk numaralı kazanın meydana geldiği bu uçağın motorunun çalışmadığı, fakat yan tarafta bulunan 91.0011 kuyruk numaralı uçağın motorunun çalışmakta olduğu, 10 dakika kadar silah yükleme işleminin sürdüğü, bilahare ekipçe bu uçağın yanından ayrılarak, silah yüklemek için başka uçağın yanına gittikleri, daha sonra silah ekip şefi Astsb ..................' m; silah ekibinin silah yüklediği olayın meydana geldiği uçağın silah kontrollerini yaptığı, ekibe giderek uçağın silah sisteminde yer alan tor pistonlarının indirilmesi gerektiğini söyleyerek, bu görevi müteveffa Astsb ...................'ya verdiği, bu nedenle müteveffanın ekipten ayrılarak, kazanın meydana geldiği uçağa gittiği, bu esnada 88-0037 kuyruk numaralı uçağın motorunun kontrol amaçlı olarak verilen emirlere uygun bir şekilde çalıştırıldığı; bu uçağın hemen yanı başında durmakta olan 91-0011 numaralı uçağa da kontrol görevini icra eden teknik kontrol Bçvş.
................' in her iki uçağın motorunun çalıştırılması için O.K. İşaretini verdiği, önce 91-0011 kuyruk numaralı uçağın, daha sonra da 88-0037 numaralı uçağın, pilot kabinindeki motor teknisyenleri tarafından çalıştırıldığı ve kontrolleri yapılmakta iken müteveffa Astsb ..............'nun kendisine verilen görev nedeniyle uçağın sağ kanadında bulanan silah sistemindeki tor pistonlarını indirdiği, bilahare, uçağın ön kısmında bulunan hava alığının önünden, muhtemelen bomba arabasını almak üzere gelmiş pikaba doğru geçmek istediği sırada; motorun emme kuvveti ile hava alığına kapıldığı, olayla ilgili olmak başvurulan 3 kişilik bilirkişi heyetinin yeminli müteasında 141 Hat Bakım K. lığı bölgesinde uçak sığınağı adedinin uçak sayısına göre yetersiz kalması nedeniyle uçakların A ve B havuzlarından uçurulma zorunluluğu, birden fazla uçağa bakım kontrol ve yükleme faaliyetlerinin yapılıyor olması bölgede yer destek teçhizat, araç ve 91-0011 numaralı uçağın çalışıyor olmasının yarattığı gürültü ortamının tesiri ve çalışan uçakların hava alığının önünden geçilmemesi gerektiğini, aldığı eğitimler sonucu bilmesine rağmen Astsb. Üçvş ............'nun daha önce yükleme yaptığı ve çalışmadığını bildiği 88-0037 kuyruk numaralı uçağın çalışmış olabileceğinin değerlendirememiş olmasının mümkün olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği, açıklanmak suretiyle ölüm olayı ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi denilmektedir.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide ve gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, bomba, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerde araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlar da onların sahibine ait olmalıdır şeklinde ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine bağlanan vazife malullüğü aylığı ve 3480 sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu konu araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 27.8.2001 gün ve 75.450.015 sayılı yazısı ile davacı babanın Sandıktan emekli aylığı alıyor olması ve muhtaç olmaması, davacı annenin ise evlilik bağının devam etmesi nedeniyle kendilerine vazife malullüğü aylığı bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği bildirilmiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti amacı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından, düzenlenen 4,10.2001 tarihli bilirkişi raporunda davacı annenin 4.002.869.411 TL. davacı babanın 3.339.614.578 TL. maddi tazminat hak edişleri olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan rapor kurulumuzca da kabul edilerek rapor doğrultusunda uygulama yapılmamıştır.
Davacıların çocuklarını ve kardeşlerini kaybetmiş olmaları nedeniyle çektikleri ve ömür boyu çekecekleri acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile olayın oluş şekli ve tarihi, davacıların statüsü ve sosyal durumları, paranın alış gücü ve işleyecek yasal faiz dikkate alınarak kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ................' ya 4.002.869.000 TL. (dört milyar iki milyon sekiz yüz altmış dokuz bin TL.) davacı baba Muharrem YOLCU' ya 3.339.615.000 TL. (üç milyar üç yüz otuz dokuz milyon altı yüz on beş bin TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Davacı anne ve davacı babaya takdiren ve ayrı ayrı 1.400.000.000 TL. (birer milyar dört yüzer milyon TL.), davacı kardeşe 550.000.000 TL. (beş yüz elli milyon tl.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına olay tarihi 8 Mart 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılan 370.000.000 TL. (üç yüz yetmiş milyon TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılarak sarf edilen 10.250.000 TL. (on milyon iki yüz elli bin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılarak sarf edilen 70.000.000 TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 46.645.000 TL.'nin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 23.355.000 TL. (yirmi üç milyon üç yüz elli beş bin TL.)'nin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına göre davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesabedilen 155.690.000 TL. (yüz elli beş milyon altı yüz doksan bin TL. vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesabedilen 162.990.000 TL. (Yüzaltmışikimilyondokuzyüzdoksanbin TL.) vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy