(1111 S. K. Geç. m. 37)
Davacı vekili 03 Temmuz 2000 tarihinde İstanbul 1 nci İdare Mahkemesine verdiği ve 10 Temmuz 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; dövizle askerlik hizmeti kapsamında 13 Mart 1991 - 13 Mayıs 1991 tarihleri arasında fiili askerlik hizmetini yerine getiren davacının geçici olarak terhis edildiğini, bilahare 04 Mayıs 2000 tarihinde bu kapsamdan çıkarıldığını öğrenmeleri üzerine bedelli askerlik hizmetinden yararlandırılması için başvuruda bulunduklarını, bu başvurularının daha önce askerlik yaptığı için reddedildiğini, her iki ret gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının yurt dışında isçi statüsünde bulunduğu sürecin bir yılın fevkinde olduğunu, ara sıra yurda girip çıktığını, daha önce dövizle askerlik hizmeti kapsamında yaptığı askerlik hizmeti nedeniyle davacının bedelli askerlik hizmetinden yararlandırılmamasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek dövizle askerlik hizmetinden çıkarılma ve bedelli askerlik hizmetinden yararlandırılmama işlemlerinin iptaline, yürütmenin durdurulmasına, her iki kapsamda yaptıkları ödemelerin kendilerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması yönündeki istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Nöbetçi Dairesinin 26 Temmuz 2000 gün ve Esas:2000/3 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ve davacıya ait askerlik şubesi şahsi dosyasındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden; 21 Mayıs 1970 doğumlu olan davacının askerlik hizmetinin, yurt dışında isçi olduğundan bahisle 12 Haziran 1990 tarihinde Viyana Başkonsolosluğu kanalıyla 1111 sayılı Askerlik Kanununun 35/G maddesi uyarınca 31 Aralık 2002 tarihine kadar ertelendiği, 10 Ekim 1990 tarihinde Viyana Başkonsolosluğu kanalıyla dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere başvuran ve başvuru sırasında ödemekle yükümlü olduğu tutarın tamamı olan 70.219 TL. Avusturya Şilinini peşin ödeyen davacının bu başvurusunun kabul edildiği ve Burdur 58 nci Topçu Er Eğitim Tugay K.lığında 13 Mart 1991 - 13 Mayıs 1991 tarihleri arasındaki temel askerlik eğitimini müteakip geçici olarak terhis edildiği, bilahare temel askerlik hizmeti sırasında fotokopileri alınan pasaportu ile şube şahsi dosyasının incelenmesi sonucu, dövizle askerlik hizmeti başvurusunda bulunduğu 10 Ekim 1990 tarihinde yurt içinde bulunduğunun ve bu tarihten önce de fiilen 35 gün yurt dışında kaldığının tespiti üzerine, kanunda öngörülen başvuru anında en az bir yıl süre ile yurt dışında bulunma şartını taşımaması nedeniyle Milli Savunma Bakanlığının 25 Eylül 1991 gün ve ASAL: 4400 (9)-2040-91/Döv. As. Ks. Sayılı yazısı ile davacının dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarıldığı ve bakaya olarak aranmaya başladığı, davacının 13 Nisan 1994 tarihinde Avusturyadan ayrılması nedeniyle çıkarma kararının kendisine tebliğ edilemediği, bakaya olarak aranmakta iken 04 Mayıs 2000 tarihinde dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarıldığını öğrenen davacının ayni gün, 1111 sayılı Kanunun Geçici 37 nci maddesi uyarınca bedelli askerlik hizmeti için müracaatta bulunduğu ve 5000 Alman Marki tutarındaki peşinatı yatırdığı, bu başvurusunun 1111 sayılı Kanunun Geçici 37 nci maddesindeki henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış olma koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle Gaziosmanpaşa Askerlik Şubesi Başkanlığının 04 Mayıs 2000 gün ve As. S: 0913-1498-00/1970-254(04-29) sayılı yazısı ile reddedildiği, davacı vekilince her iki işlemin iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık, davacının dövizle askerlik hizmeti başvurusunda bulunduğu 10 Ekim 1990 tarihinden önce, dövizle askerlik statüsünden yararlanma şartı olan süreyi yurt dışında geçirip geçirmediği, dolayısıyla kapsamdan çıkarılması işleminin hukuki olup olmadığı; ikinci uyuşmazlık ise, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılan davacının, 1111 sayılı Kanunun Geçici 37 nci maddesi çerçevesinde yaptığı bedelli askerlik hizmetinden yararlanma başvurusunun reddine dair işlemin hukuka uygun olup olmadığı hususlarındadır.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 21.05.1992 gün ve 3802 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki Ek-1 nci maddesinde, dövizle askerlik statüsünden kimlerin nasıl yararlanabilecekleri, başvuruların nasıl yapılacağı, başvuruları kabul edilenlerin hangi hallerde dövizle askerlik statüsünden çıkarılacakları hüküm altına alınmıştır. Kanundan anlaşılacağı üzere, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak isteyen yükümlülerin oturma ve çalışma iznine sahip olarak isçi, işveren veya bir meslek ya da sanatı icra eden statülerinden biriyle yabancı ülkelerde en az bir yıl süre ile fiilen bulunmaları, durumlarını gösteren belgeler ile birlikte bağlı bulundukları Türk Elçilik ve Konsolosluklarına başvurmaları ve yönetmelikte gösterilen yabancı ülke parasını başvuru tarihinden itibaren 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ödemeleri esastır.
1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek-1 nci maddesinin üçüncü fıkrasında başvuruları kabul edilen yükümlülerin hangi hallerde dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılacakları tek tek sayıldıktan sonra yükümlülüklerinin devamı süresince her takvim yılının yarısından fazlasını yurt içinde geçirenlerle yurda kesin dönüş yapanların dövizle askerlik statüsünden çıkarılacağı belirtilmiştir.
Ayni maddenin dördüncü fıkrasında ise, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılan yükümlülerin ödemiş oldukları dövizlerin, tabi oldukları statüde askerlik hizmetini tamamladıktan sonra iade tarihindeki kurdan Türk Lirası olarak yurt içinde gösterecekleri banka hesabına ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Dövizle Askerlik Hizmetinin Uygulanması Esasları Hakkında Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4 ncü maddesinin (Z) fıkrasının 4 ncü bendinde aynen Kesin dönüş: bulundukları yabancı ülkelerden yurda naklihane etmeyi veya dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için gereken yükümlülüklerini tamamlamadan her takvim yılında toplam altı aydan fazla yurt içinde bulunmayı ifa eder biçiminde düzenleme getirilmiştir.
Davalı idarece, davacının dövizle askerlik hizmetinden çıkarılma gerekçesi dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için başvurduğu 10 Ekim 1990 tarihinden önce fiilen 35 gün yurt dışında bulunması dolayısıyla Kanunda öngörülen yurt dışında bulunmaya ilişkin şartı yerine getirmemesi olarak belirtilmiş ancak kontrolden sonra pasaportu davacıya iade edildiğinden, buna ilişkin Mahkememize herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Bunun üzerine davacı vekilinden davacıya ait pasaportun asli veya okunaklı noter tasdikli fotokopisi istenmiş, davacı vekilince pasaportun ellerinde olmadığı belirtilerek, davacının 1989 tarihinde aldığı pasaportun kaybolduğuna ilişkin belge Mahkememize ibraz edilmiştir.
Bunun üzerine Mahkememizce davacının yurda giriş ve çıkış tarihleri Emniyet Genel Müdürlüğünden sorulmuş, Emniyet Genel Müdürlüğünün 05 Temmuz 2002 (145082) gün ve B.05.1.EGM.0.13.04.06 sayılı yazısı ekinde, 01.Ocak.1992 - 31.Ocak.2001 tarihleri arasındaki kayıtlar gönderilmiş, 1992 yılından önceki kayıtların bilgisayar ortamında bulunmadığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine ilgili sınır kapılarındaki arşiv kayıtları incelenerek davacının 01 Ocak 1989 - 10 Ekim 1990 tarihleri arasındaki yurda giriş ve çıkış kayıtlarının bildirilmesi bir kez daha Emniyet Genel Müdürlüğünden istenmiş, Emniyet Genel Müdürlüğünün 09 Aralık 2002 (243651) gün ve B.05.1.EGM. O.13.04.06 sayılı yazısı ile, tüm hudut kapıları ile yapılan yazışma sonucu davacının bu tarihler arasında yasal yollardan yurda giriş ve çıkış yaptığına dair bir kayda rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. Bu bağlamda, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere 10 Ekim 1990 tarihinde Viyana Başkonsolosluğuna müracaat eden davacının, bu tarihten önce fiilen bir yıl yabancı ülkede bulunmadığı dolayısıyla 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek-1 nci maddesinde öngörülen yurt dışında bulunmaya ilişkin şartı yerine getirmediği anlaşıldığından, davacının dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılması işleminin mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
1111 sayılı Askerlik Kanununa 02.11.1999 gün ve 4459 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 37 nci maddesinin 1 nci fıkrası; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış, 01 Ocak 1973 tarihinden önce doğan ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanununa tabi yükümlüler, istekleri halinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde askerlik şubelerine başvurmaları, 15.000 Alman Marki veya ödeme tarihindeki karşılığı konvertibl yabancı ülke parasını ya da Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası parayı ödemeleri ve Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek birlik ve kurumlarda temel askerlik eğitimlerini yapmaları şartıyla askerlik hizmetlerini yerine getirmiş sayılırlar..... hükmünü amirdir. Bedelli askerlik hizmeti kapsamında bedelin ödenme usul ve esasları ile uygulamaya ilişkin diğer hususların Bakanlar Kurulu kararıyla düzenleneceği hususu ise, ayni maddenin besinci fıkrasında, ödenen bedellerin geri ödenmesine ilişkin hususlar ise 99/13584 sayılı Askerlik Kanununun Geçici 37 nci maddesinin Uygulanmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararının 11 nci maddesinde hüküm altına alınmıştır.
Dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılan davacı, 04 Mayıs 2000 tarihinde 1111 sayılı Askerlik Kanununun Geçici 37 nci maddesi çerçevesinde bedelli askerlik hizmetinden yararlanmak için müracaatta bulunmuş ise de; dövizle askerlik hizmeti kapsamında davacının, 13 Mart 1991 - 13 Mayıs 1991 tarihleri arasında Burdur 58 nci Topçu Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde temel askerlik eğitimine tabi tutularak geçici terhis edilmesi karşısında, 1111 sayılı Askerlik Kanununun Geçici 37 nci maddesinde düzenlenen bedelli askerlik hizmeti şartlarından ... her ne sebeple olursa olsun henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış olmak şartının gerçekleşmediği dolayısıyla daha önce fiilen askerlik hizmetine başlayan davacının bedelli askerlik hizmetinden yararlandırılmaması işleminin de mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilince, Askerlik hizmetine henüz başlamamış olmak koşulunun halen silah altında bulunan kişilerin müracaatının önlenmesi amacıyla konulduğu, askerlik hizmetine hiç başlamayanları kapsamayacağı, aksinin anlaşılması halinde bunun Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırı olduğunun kabulü ile Anayasa Mahkemesi denetimine sunulması gerektiği ifade edilerek, Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulmuş ise de;
Bilindiği üzere yasa koyucu, Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla, her alanda düzenleme yapma yetkisine sahip bulunmaktadır. Öğretide Yasa koyucunun takdir hakkı olarak da değerlendirilen bu ilke uyarınca ve Anayasada bu konuda ne alan, ne de içerik bakımından bir sınır öngörülmemesi karşısında, yasa koyucuya belli Kanuna belli hükümlerin niye konmadığı, neden yasada öngörüldüğü şekilde konduğu gibi sebeplerle bu olguyu bir Anayasaya aykırılık şeklinde nitelendirebilmeye imkan olmadığı kuskusuzdur. Bu bağlamda, bedelli askerlik ile ilgili Anayasanın 72 nci maddesinden aldığı yetkiyi kullanarak düzenleme yapan ve daha önce askerlik hizmetine bir şekilde başlamış olanları bedelli askerlik hizmeti kapsamı dışında bırakan yasa koyucunun bu tasarrufunun takdir hakki içinde değerlendirilmesi gerekeceği açıktır. Kaldı ki, davacı vekilince ileri sürülen yasa önünde eşitlik ilkesi tüm yurttaşların mutlaka her yönden her zaman ayni kurallara bağlı tutulmaları zorunluluğunu getirmez. Zira Anayasanın 10 ncu maddesinde belirtilen eşitlikten amaç, Anayasa Mahkemesinin de birçok kararında açıklandığı gibi eylemli değil, hukuki eşitliktir. Hukuki eşitlik ise, aynı hukuki durum ve konuma sahip kişiler arasındaki eşitliği öngörür. Bu bakımdan, dövizle askerlik hizmeti kapsamında askerlik görevine başlayan davacı ile askerlik hizmetine hiç başlamamış olan kişiler ayni hukuksal durumda olmadığından bu açıdan da davacı vekilinin Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Davacı vekilince, davanın reddi halinde gerek dövizli askerlik ve gerekse bedelli askerlik hizmeti başvuruları sırasında davacı tarafından yapılan ödemelerin kendilerine iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; bu konuda davacı veya vekilinin davalı idareden bir talebinin olmadığı dolayısıyla davalı idare ile yaratılmış bir hukuki ihtilaf bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu istemleri hakkında bir karar verilmesi cihetine gidilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE,
2- Dövizle askerlik ve bedelli askerlik hizmetleri kapsamında davacı tarafından yapılan ödemelerin geri ödenmesi konusunda davalı idare ile yaratılmış bir ihtilaf bulunmadığından, davacının bu yöndeki istemleri hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy