(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 25 Mayıs 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeşi J. Er ...................'nin Diyarbakır - Eğil ilçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 21.07.2000 tarihinde operasyon hazırlığı için silah bakımı yapıldığı sırada J.Er .............' in bixi marka makineli tüfeğinden çıkan kurşun yarası sonucu şehit olduğunu, olaya sebebiyet veren er hakkında kamu davası açıldığını, 29.01.2001 tarihinde zararlarının karşılanması için idareye yaptıkları başvuruya yanıt almadıklarını, davacıların uğradıkları zararların karşılanmasının Anayasal sorumluluk olduğunu belirterek davacı kardeşlerin her birine ayrı ayrı yedi yüz ellişer milyon TL olmak üzere toplam 3.000.000.000 TL. (üçmilyar TL.) manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların kardeşi olan J. Er .................'nin, Diyarbakır - Eğil İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 21.07.2000 tarihinde görev çıkışı öncesi yapılan silah bakımı ve temizliği sırasında aynı birlikte görevli J. Er .................' in üzerine zimmetli AT 489 seri numaralı bixi marka makineli tüfeğin bir el ateş alması sonucu çıkan merminin isabet etmesi sonucu vefat ettiği ve J.Er ................ hakkında, Diyarbakır 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 14.08.2000 tarih ve 2000/2497 - 1502 esas ve karar sayılı iddianamesi ile tedbirsizlik dikkatsizlik neticesinde bir şahsın ölümüne sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davacıların kardeşi J. Er .......................'nin, askerlik görevini ifa ettiği sırada arkadaşı tarafından dikkatsizlik - tedbirsizlik sonucu vurularak vefat ettiği, olayda müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların kardeşinin ölümü sonucunu doğuran maddi olayın, askerlik gibi özellikli bir kamu görevinin ifası sırasında, idarenin aynı hizmette ajan olarak istihdam ettiği J. Er ...............' in yine idareye ait silahı tedbirsizlik - dikkatsiz şekilde kullanması sonucu meydana geldiği, hizmet ile eylem arasında illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılardan 26.06.1995 doğumlu ................'nin, kardeşinin ölüm tarihi itibariyle beş yaşını tamamladığı dikkate alınarak ölüm olayından manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ve tüm davacıların kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle gerek olay anında duydukları gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacıların yakınının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve işleyecek faiz de göz önünde bulundurularak kendilerine olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle manevi tazminat verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
(Üye Hak.Kd.Alb. M.Hayri ÖZTAN davacılardan .................' ye tazminat verilmemesi gerektiği, ayrıca tüm davacılara hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden değil karar tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği yönlerinden karara katılmamıştır.)
Açıklanan nedenlerle; Davacı kardeşler .............., .............., ............... ve .................' ye takdiren ve ayrı ayrı 400.000.000' er TL. (dört yüzer milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Hükmedilen manevi tazminatlara, olay tarihi olan 21.07.2000 tarihinden ödeme tarihine-kadar-yıllık %60 (yüz altmış) yasal faiz yürütülmesine,
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
Davacılar tarafından peşin yatırılan 45.420.000 TL. (kırk beş milyon dört yüz yirmi bin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 8.000.000 TL. (sekiz milyon TL.) posta giderlerinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 74.100.000 TL. (yetmiş dört milyon yüz bin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇEM
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bugüne kadarki yerleşik içtihatlarına göre yedi yaşından küçük kardeşlere manevi tazminat verilmemektedir. Bu cümleden olarak davacı kardeş .................... 26 Haziran 1995 doğumlu ve yedi yaşından küçük olup ölüm tarihinde bu kardeş ölümünü idrak edip bundan üzüntü duyacak yaşta olmadığından bu davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği,
Ayrıca davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararlarına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy