(1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95)
Davacı vekili 02.07.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili Hv.Ulş.Bçvş ..................., Bakırköy Emniyet müdürlüğünde görevli polis memuru eşinin 26.04.2000 tarih ve 2000/417 sayılı kararname ile Bükreş Büyükelçiliğine koruma görevlisi olarak atandığını ve en geç Haziran 2001 ayı sonuna kadar görev yerine katılmasının emredildiğini, müvekkilinin eşini yalnız bırakmamak için ve aile birliğini korumak için TSK. Personel Kanunun EK 20 nci maddesi uyarınca aylıksız izin talep ettiğini, bu talebinin Hv.K.K.lığının 29.05.2001 gün ve PER:4084-144-01/Pl.Ynt.(Dismor.l) 95404 sayılı emri ile red edildiğini, konu ile ilgili 926 Sayılı Personel kanunun 04.08.2000 tarih ve 4376 sayılı Kanunla değişik EK 20 nci maddesi, TSK İzin Yönetmeliğinin 26.05.1999 tarih ve 23706 sayılı R.G..'de yayınlanan değişik 16/2 nci maddesi, 657 Sayılı DMK'nun 108/4 ncü maddesi, Anayasanın ailenin korunmasına yönelik 41 nci maddesi bir arada değerlendirildiğinde söz konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek öncelikle yürütmenin durdurulmasını ve aylıksız izin verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması istemi davalı idarenin ilk savunmasının alınmasından işleme mesnet bilgi ve belgelerin celp ve tetkikinden sonra AYİM. 2. Dairesinin 10.10.2001 tarihli ve 2001/657 Esas sayılı kararı ile kabul edilerek yürütmenin durdurulmasına OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Dava, Hv. Ulş. Bçvş ............... polis memuru olan eşinin yurtdışı sürekli görevi atanması nedeniyle kendisine aylıksız yurtdışı izin verilmemesi işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare 18.10.2001 tarihinde kayda geçen 17.10.2001 tarihli ve Huk. Müş. Dav: 55268-3d-l-153-2001 N.E: sayılı AYİM Başkanlığına hitaben yazılan yazısında; davacıya 15.10.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 2 yıl müddetle yurt dışı izin verildiği yapılan bu işlem sonucu davanın konusuz kaldığından ve davacının güncel menfaati kalmadığından davanın reddine karar verilmesini istediği, böylece idarenin bu kabulü ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin kabulü taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunu ortadan kaldıran ve davanın esasına girilmesini önleyen kesin bir irade beyanı niteliğinde olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğurduğundan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56 ncı maddesi delaletiyle HUMK. nun 91-95 nci maddeleri gereğince kabul nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy