(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 20 Eylül 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..........................in 54 ncü Mknz.P.Tug.Mu.Bl.Mu. Er olarak askerlik hizmetini yaptığı sırada bu bölüğe vekalet eden Mu.Tek.Kad.Bçvs. ..........................nin bölük deposunda atılı bir varile su kesintisinde kullanılmak üzere musluk taktırmak istediğini, bu maksatla oksijen kaynağı ile varile delik açma görevini müvekkiline verdiğini, delik açma işi sırasında meydana gelen patlama sonucu kopan varil parçalarının müvekkilinin bacağına çarpması sonucu ayaklarının kırılmasına ve varilden çıkan alevlerden müvekkilinin yüzünün vücudunun ve kollarının yanmasına neden olduğunu, olayla ilgili olarak komutanlık Askeri Savcılığı tarafından 1998/817 Esas, 1998/449 Karar nolu iddianame ile Astsb. ...................... hakkında emre itaatsizlikten dava açıldığını, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü, en son olarak GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 16.12.1999 tarihli raporu ile 20 gün istirahat verilerek kıtasına taburcu edildiğini, müvekkilinin terhis edildiğini, ancak her ne kadar iyileştiğinin ileri sürülmesine rağmen terhisi nedeni ile tedavisine devam edilmediğini, Kalecik Askerlik Şubesinin de terhisini sebep göstererek hastaneye sevkini yerine getirmediğini, müvekkilinin vücut tamlığını yitirdiğini, çalışma gücünden önemli bir miktarını kayıp ettiğini, bu konuda Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 199/1475 Esas ile dava açtığını, 15.12.1999 tarihli karar ile davacının kesin raporu olmadığından, bu raporun alınması ve onaylanmasından sonra davanın açılması gerektiğinden inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın reddine karar verildiğini, karar düzeltme talebinin de reddedildiğini, olayla ilgili olarak sanık hakkındaki davanın Edirne Askeri Mahkemesinde devam ettiğini, müvekkilinin ifadesinin talimatla alındığını, kendisine bir karar ulaşmadığını, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 16.12.1999 tarihli raporundan sonra davacının kesin rapor için hastaneye sevkinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını, tam yargı davasında sürelerin belli olduğunu, Mahkeme tarafından davacının sevkinin yapılıp kesin raporun aldırılabileceği, patlama ve yanma nedeni ile ayakları kırılan, vücut ve yüzü yanan ve iyileşmeyen davacının vücut tamlığını yitirdiğini, sivilde sigortalı kaporta tamircisi olan müvekkiline kati raporun temini ile 20 milyar maddi, 20 milyar manevi tazminatı olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödemesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; özetle davacı ......................in 54 ncü Mknz.P.Tug.Mu.Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini yaparken 16.07.1998 tarihinde bölük astsubaylığına vekaleten bakan Mu.Tek.Kad.Bçvs ..................nin emir ve direktifleri ile suların sık sık kesilmesi nedeniyle erat tuvaletlerinde su deposu olarak kullanılmak maksadıyla musluk takılması için 55 galonluk bir yağ bidonunun oksijen kaynağı ile delinmesi işlemi sırasında bidon içinde oluşan gazin patlaması sonucu bidonun altının koparak davacının ayaklarına gelerek kırdığı, kolunda, göğsünde ve yüzünde çeşitli yanıklar oluştuğu, davacının derhal Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine ve bilahare GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, tedaviler ve aldığı raporlar neticesi GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi tarafından 16.12.1999 tarihinde Hastanın 20 gün istirahatla Kıtasına taburcusu uygundur hasta çıkış belgesi verildiği, davacının birliğince 27.03.1999 tarihi itibariyle normal terhisinin yapıldığı, 3 ncü Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından 6 Kasım 1998 tarih ve Evrak No:1998/959, Esas No:1998/817, Karar No: 1998/499 sayılı iddianame ile Mu.Tek.Kad.Bçvş. .................. hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan dava açıldığı görülmektedir.
Davacıda olay nedeniyle meydana gelen yanma ve yaralanmaya bağlı olarak iddia ettiği şekilde sakatlık ve işgücü kaybının tespiti ve hakkında kesin bir raporun alınması maksadıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 13 Şubat 2002 tarih ve Gensek No:2001/1833, Esas No:2001/696 sayılı ara kararı ile davacı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığına sevk edilerek olay nedeniyle hakkında askerliğe elverişli olup olmadığı hususunun Sağlık Kurulu raporu ile belirlenerek Mahkememize gönderilmesi istenmiştir. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığının 04.01.2002 tarih ve 118 numaralı raporuna göre yanığa bağlı yüzde ileri derecede skar teşhisi ile Hayati Tehlike geçirmiştir. Uzuv Zaafı ya da tatili yoktur. Çehrede belirgin sabit eser vardır. 60 (altmış) gün iş ve gücünden kalır. B/52 F-2ye uyar. Askerliğe Elverişli Değildir. kararı verildiği, raporun 08 Ocak 2002 tarihinde onaylandığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslarla belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Nihai sağlık raporunda da görüldüğü gibi davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olacak şekilde yaralanması olayında; hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunduğu, ayrıntılı kaza raporundan açık olarak anlaşılmaktadır. Olayda nezaretçi olarak bulunan Mu.Tek.Kad.Bçvş. .................nin dikkatsiz ve tedbirsiz davranması ve yapılan iş hakkında yeterli bilgiye salip olmaması, mesai saatinde başlayan faaliyetin mesai sonrasında da devam etmesi ve dikkatin dağılması, emirler hilafına hareket etmesi, mesai saati dışında oksijen kaynağı ile bidona delik açma işlemine devam ettirilmesi hususları idarenin hizmetinin iyi işlemediği, gerekli emniyet tedbirlerine riayet edilmediği ve kusurlu davranıldığı göstermekte olup bahse konu astsubay hakkında da emre itaatsizlikte ısrar suçu iddiasıyla 3 ncü Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığınca Askeri Ceza Kanunun Madde 87/1 gereğince dava açıldığı, davacının uğradığı zararların davalı idarece karşılanması gerektiği, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacıya T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 04.09.2002 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.1/75. 417.114 sayılı yazısında, Yönetim Kurulunun 23.05.2002 tarih ve 451 sayılı kararı ile hakkında 5434 sayılı Yasanın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, Genel Müdürlüğün 10.07.2002 tarih ve 595317 sayılı işlemi ile 01.03.2001 tarihinden itibaren 195.700.000.-TL 5 nci derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı ve bağlanan bu aylığın değişik tarihlerde tespit edilen katsayılar esas alınarak yükseltilmek suretiyle son olarak 01.07.2002 tarihinden itibaren 335.690.000.-TLna yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca 2001 yılı için (10 aylık) 631.250.000.-TL tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 11.11.2002 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden; davacının maddi zararının 78.854.412.754.-TL, maddi yararının 95.530.612.402.-TL olduğu, davacının zararlarının maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, maddi tazminat hakedişinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından davacının vücut tamlığını yitirmesi ve yüzünde sabit eser kalması nedeniyle, mesleği ile alakalı ücreti üzerinden yasama süresine göre gelirinin hesaplanması ve vücut tamlığı nedeniyle bu oranda azalmanın maddi hesabının yapılması ve kendisine bağlanan maddi yardımların peşin sermaye değerlerinin bundan indirilmesi şeklinde hesaplanmasının uygun olacağı, hesaplamada bilinen son ücretin baz alınması ve yıllar itibariyle %10 artırımla hesaplama yapılması şeklinde itirazda bulunulmuş ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiş, ancak davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmeyerek Mahkememizin yerleşik kararlarında tespit ettiği kıstaslara, içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi davacının isteminde haksız oluşundan değil, haklı görülen isteminin dava tarihinden sonra T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi ile karşılanmış bulunmasından kaynaklandığı, Emekli Sandığı işleminin beklenmesi halinde dava açma süresinin geçirilebilecek olduğundan, dava açılmasının hukuki zorunluluk olarak belirtilmesi karşısında, maddi tazminatla ilgili olarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı ...................in maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2. Davacı .............a takdiren 3.000.000.000.-TL (ÜÇMİLYAR TL) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 16.07.1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık % 50 (YÜZDEELLİ), 01 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDEALTMIŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy