(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 01.06.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1. Kom. Tuğ. K.lığı Kayseride görev yapmakta iken 02.06.1999 tarihinde icra edilen serbest paraşüt atlayışı esnasında yedek paraşütle ana paraşütün arka arkaya açılması sonrasında her iki paraşütle yere sert iniş yapması sonucu sakat kaldığını, GATA Sağlık kurulunun 21.02.2000 gün ve 1227 sayılı D/63, F-3 TSKde görev yapamaz raporunu aldığını, kendisinin malulen emekli olduğunu, bazı ikramiye ve tazminatlardan mahrum kaldığını, zararlarının karşılığı olarak 70 Milyar TL. maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesi; davacının Kayseride 1 nci Komd. Tuğ.K.lığı emrinde görev yaparken 02.06.1999 tarihinde serbest paraşüt atlayışı sırasında her iki paraşütü ile yere sert bir şekilde vurması sonucunda sakatlandığı, kendisine 2629 Sayılı Kanun uyarınca sakatlık tazminatı ödendiği ve 6 ncı derece vazife malulü olarak T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından 22 yıl 6 ay hizmetine karşılık aylık bağlandığı, 16 yıllık hizmetinin karşılığı olarak ikramiye ödendiği, olay nedeniyle süren muayene ve tedavileri sonucu GATA Sağlık Kurulunun 21 Şubat 2000 gün ve 1227 sayılı raporu ile hakkında D/63 F-3 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE GÖREV YAPAMAZ, Hayati Tehlike Geçirmemiştir, 45 (KIRKBEŞ) Gün İş ve Gücünden Kalmıştır, Uzuv Zafiyeti Mevcuttur kararı verildiği, raporun 02 Mart 2000 tarihinde onaylandığı, 09 Kasım 2000 tarihli onay ile malulen emekliye sevk edilerek 22 Aralık 2000 tarihinde ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği yönündeki itirazı üzerine heyetimizce yapılan inceleme neticesi davacının geçirdiği olay sonrası aldığı rapora bağlı olarak en son 22 Aralık 2000 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilerek emekliye ayrılığı ve bu tarihten itibaren zararını öğrendiği ve bu tarihten itibaren de süresi içinden idareye müracaatını yaptığı ve davasını açtığı görüldüğünden davalı idarenin davadaki süre olduğu yönündeki itirazına itibar edilmemiştir.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve davacının olayda kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan dogması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğu, zararın hizmetin içinden doğduğu nazara alındığında kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C.Emekli Sandığınca bağlanan vazife malüllügü aylığı ile görev dışı sakatlanmaları halinde bağlanacak olan aylıklar arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13.12.2001 gün ve 69.311.072 sayılı yazısında; Genel Müdürlüğün 27.04.2000 tarih ve 393 sayı ile hakkında 5434 sayılı yasanın harp malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi ve ilgilinin 23.12.2000 tarihinde (vazife malulü olması nedeniyle 30 yıl hizmeti olduğu, kabul edilerek) 4 ncü derece 1 nci kademe+1600 ek gösterge intibakı üzerinden 6 ncı derece harp malulü aylığı bağlandığı, 15.01.2001 tarihinden başlamak üzere bağlanan bu aylıklarında artışlar yapılarak 15.12.2001 tarihinde aylığının 342.480.000.TL na yükseltildiği, diğer taraftan 2001 yılı için 11.5 aylık tütün ikramiyesinin 01.01.2002 tarihinde belirlenecek memur maaş katsayısına göre hesap edilerek 2002 yılının ilk üç ayı içerisinde ödeneceği bildirilmiştir.
Yukarıda açıklananlara ilave olarak davacıya 3713 sayılı kanun gereğince nakdi tazminat ödenmediği, ancak 2629 sayılı kanun gereğince 26 Haziran 2000 tarihinde 1.967.920.000. TL ödendiği görülmektedir.
Davacıya 3713 sayılı kanun kapsamında kira yardımından yararlanıp, yararlanmayacağı sorulmuş, davacı 3713 sayılı kanuna göre kiralanan konutların kiralarının Devletçe Ödenmesi imkanından istifade için bu güne kadar müracaat etmediğini, bundan sonrada müracaat etmeyeceğini, sonuç olarak kira yardımından yararlanmayacağını 11.12.2001 tarihli dilekçe ile beyan etmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 29.03.2002 tarihli bilirkişi raporunda davacının 241.939.058.956. TL toplam maddi zararına karşılık, 243.619.492.010,TL toplam maddi yarar sağladığı, maddi zararının sadece maddi yararlarla 1.680.433.054. TL fazlasıyla karşılandığı, ayrıca 2629 sayılı yasaya göre 4.345.823.331. TL tazminat yararı sağlandığı, bu nedenle maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ etilen bilirkişi raporuna davalı idarece itiraz edilmemiş, davacı vekilince raporda yer alan tablodaki rakamların neyin karşılığı olduğu ve hangi formüle göre hesaplama yapıldığının belirtilmediği, T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre aylıkların düzenlendiği, vazife malullüğü aylıklarının 2330 Sayılı Kanunun kapsamına girilen durumlarda, % 25 zamlı bağlanması ve bu farkın hazineden faturası karşılığı tahsil edilmesinin 2330 Sayılı kanunda belirtildiği, buna göre davacıya % 25 oranında zamlı bağlanan vazife malullüğü aylığı farkının düşülmesi gerektiği, davacıya 2629 sayılı kanuna göre aylık bağlandığından bu düşümlerin yapılmaması gerektiği, davacı hakkında 2 (İKİ) asgari ücret karşılığı gelir elde edileceği varsayılarak davacının zararında indirim yaptırıldığı konularında itirazda bulunulmuştur.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişi hesap bilirkişisi olup Mahkememizce tespit edilen ve kendisine bildirilen kıstaslara göre hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporunda yer alan tablonun dosyada yer alan örnek bordro dikkate alınarak hazırlandığı, yine mahkemenin kabulü ve talimatlarına göre 2629 sayılı yasaya göre bağlanan aylıklarının yarar olarak zarardan mahsup edildiği, maluliyet derecesine göre, davacının çalışarak asgari ücretin 2 kati gelir sağlayabileceğinin hesaplamalarda yer aldığı, mevcut duruma göre yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı sonucuna varıldığından davacı vekilinin itirazları Kurulumuzca kabul görmeyerek Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olarak tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca davacının MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy