(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 26.04.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili P.Kd.Üçvs. ......................un Dağ Komando Tugayı 2 nci Tb. 6 nci Bl.K.lığı (Hakkari) bölgesinde görev yapmakta iken 1998 yılında Kuzey Irakta yapılan operasyon esnasında teröristlerle çıkan çatışmada ağır yaralandığını, GATA Sağlık Kurulunun 08.02.2001 tarihli raporu ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararı verildiğini, müvekkilinin yaralanma neticesinde felç olduğunu, yasamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını bir başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malul olduğunu ve istikbale ilişkin hizmet aylıkları, emekli ikramiyesi, OHAL tazminatı, zorunlu tasarruf, lojman tazminatı, asayiş tazminatı gibi imkanlarını yitirmiş olduğunu, oluşan maddi zararlarının telafisi amacıyla 190.000.000.000. TL maddi, sakat kalması ve bakıma muhtaç durumda olması sebepleriyle ömür boyu çekeceği acı ve ızdıraplarını hafifletilmesi amacıyla 10.000.000.000. TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte tazminini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesi; asayişle ilgili görevin ifası sırasında 04 Haziran 1998 tarihinde yaralanan davacının gördüğü tedaviler sonucu T.S.K. Rehabilitasyon ve Bakım Merkez Komutanlığının 08 Şubat 2001 tarih ve 24 numaralı raporuna göre T 10 PARAPLEJİ (ASIA-A) TRAVMATİK SPLENEKTOMİLİ SOL NEFREKTOMİLİ teşhisi ile D/10, F-1, B/45 F/3, D/53, F-5 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz. 90 gün is ve gücünden kalmıştır. Hayati tehlike geçirmiştir. Yasamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını bir başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde maluldür. Fonksiyon kaybı uzuv tatili niteliğindedir. Hastanın ambulansla ve refakatli olarak Ispartaya gidisi uygundur. Hastalığı ile ilgili ilaçları 1 yıl süre ile kullanması uygundur kararı verildiğinin ve bu nihai raporun 23 Şubat 2001 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Daire Başkanlığınca onaylandığı görülmektedir.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarar yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının asayişle ilgili bir görevin ifası sırasında yaralandığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zararın doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Ancak zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasındaki illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının bu esaslara göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay sebebiyle maluliyet aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacının tespit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 03.05.2002 gün ve 77.475.011 sayısından davacının durumunun Sandığın Sağlık kurulunda 26.04.2001 tarih ve 1484 sayı ile incelenerek hakkında vazife malullüğü kararı verildiği, bilahare 09.12.2001 tarihinde emekliye sevk edilmesi üzerine hakkında 5434,2330 ve 3713 sayılı Kanunlar uygulanarak Genel Müdürlüğün 12.03.2002 tarih ve 521171 sayılı işlemi ile 15.12.2001 tarihinden itibaren 561.760.000.TL 1. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı ve bağlanan bu aylığında 01.01.2002 tarihinden itibaren 647.340.000.TLye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca 2001 yılı için 15 günlük 50.500.000.TL tütün ikramiyesi ödendiği, diğer taraftan 3713 sayılı kanun uyarınca görevdeki emsallerine ödenmekte olan emsal aylık ödemesi için kurumu ile yazışmaya geçildiği, işlemlerin sonuçlandığında aylıklarının yeniden tadil edileceği belirtilmiştir.
Davacıya 2330 Sayılı Kanun gereğince Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 28 Haziran 2001 gün ve 2001/208 sayılı kararı ile en yüksek devlet memuru aylığı brüt tutarının (ek gösterge dahil) 200 kati karşılığı nakdi tazminatın, daha önce aynı komisyonun 03.12.1998 gün ve 881 sayılı kararı ile 552.900.000.-TL avans ödemesi ile birlikte 40.582.100.000.TL olarak ödendiği görülmektedir. Ayni kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat, nakdi tazminatı alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacıdan 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 21/b maddesinde tanınan 10 yıllık kira yardımından yararlanıp yararlanmayacağı hususu kendisinden sorulmuştur. Davacının vereceği cevaba göre yapılacak hesap bilirkişi incelemesinde bu konu sağlanan yarar veya zarar olarak yer alacağından davacının kesin bir cevap vermesi müteaddit defalar istenmiştir. Davacının bu konuda beyanının ilerde bu hakkından yararlanacağı yönünde kesin olması nedeniyle Kurulumuzca davacının halen oturduğu yerdeki kira bedeli belediyeden öğrenilerek bu bedelin on yıl süreyle Devletçe karşılanacağı varsayılarak, yıllık artışları da dahil edilerek bilirkişi incelemesinde davacının sağladığı maddi yararlar kısmında yer verilmiştir.
Davacının raporundaki sakatlığının açıklamalarından kendisine ½ bakıcı ücreti gerektireceği de dikkate alınarak maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişinin 22.11.2002 tarihinde tanzim ettiği raporun tetkikinden davacının maddi zararının, sağladığı maddi yararlarla ve 50.135.512.533.TL fazlasıyla karşılandığı, kendisine ayrıca 90.222.767.000. TL nakdi tazminat yararı sağlandığının bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince; 3713 sayılı yasa kapsamında bağlanan emsal maaş aylığının tamamının davacı aleyhine yarar olarak hesaplanmasının hakkaniyete uymadığı, müvekkilinin Emekli Sandığı üyesi olarak 6 yıl bir fiil hizmeti olduğu, burada T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından müvekkilinin malul olması ve bakıcıya muhtaç olmasından dolayı hizmet yılı altı yıl olsa da kendisine 15 sene fiili hizmeti varmış gibi malul maaşı bağlanacağının belirtildiği, 5434 Sayılı Kanunun 53/Son maddesine göre bağlanan maaş ile 3713 Sayılı Yasa kapsamında bağlanan emsal maaş arasındaki farkın yarar olarak hesaplanıp zarardan düşülmesi gerektiği, bunun bilirkişi tarafından emsal maaş oranının tamamının yarar olarak hesaplanmasının hakkaniyet ve ilgili yasaya aykırı olduğu, aynı şekilde Emekli Sandığının sağladığı aidat ve tütün ikramiyesinin yarar olarak hesaplanmasında dikkate alınmasının hakkaniyet ve tazminatın genel ilkelerine aykırı olduğu, kira yardımında artışların yıllık % 60 değil % 35 olması gerektiği, davacının 25 yaşında olduğu, ömür boyu bakıcıya muhtaç olduğu, asgari ücretten bakıcı hesabı yapılırsa ortaya çıkacak zarar taleplerinin üstünde olacağı hususlarında itirazda bulunmuş ise de; Kurumumuzca incelenen bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına ve ilmi verilere uygun olarak yapıldığı sonucuna varılarak davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiş, bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, maddi tazminat isteminde bulunan davacı .................un maddi zararları sadece maddi yararlarda fazlasıyla karşılanmış olup maddi tazminat hak edişi bulunmamaktadır. Davacının ayrıca sağladığı 90.222.767.000.TL nakdi tazminat yararı manevi zararlarının karşılığı olarak kalmış ve maddi tazminat hesaplamasında dikkate alınmamıştır. Davacının manevi zararının karşılığı olarak sağladığı nakdi tazminat yararı Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacının manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve sağladığı nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı ......................un MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy