(1602 S. K. m. 20)
Davacı vekili 29 Haziran 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri .......................... ve .......................... Çorlu ilçesinde elektrik dükkanı işlettiklerini, 25.07 1998 tarihinde arkadaşları .......................... ile birlikte akşam yemeği dönüşü 5. Kolordu Loj. Deş. K.lığı önünde nöbet tutan .......................... ateşi sonucu .......................... kalça kemiğinin ve .......................... ise her iki kemiğinin kırıldığını, olay üzerine K.K.K.lığı 5. Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinde 1999/560 E. Sayılı dosyası ile sanıkların yargılanmasına başlandığını ve 1999/465 K. sayılı ilam ile sanıkların hüküm giydiğini, bu ilam üzerine Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını, Mahkemesinin görevsizlik kararı verdiğini, müvekkillerinin hiçbir kusurunun olmadığını, tamamen şans eseri ölümden döndüklerini, bu olay sonrası müvekkilleri .......................... 2 aydan, .......................... ün 6 aydan fazla bir süre işlerinden uzak kaldıklarını, sağlık harcamalarında bulunduklarını ve bunları faturalandırdıklarını, manevi açıdan da büyük yara aldıklarını, davalı idarenin kusuru neticesi meydana gelen haksız fiil sebebine dayalı olarak 933.791.000 TL. sağlık harcaması, 400.000.000 TL. iş gücü kaybından doğan maddi tazminat ve 2.000,000.000 TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 3.333.791.000 TL. nın 25.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davanın, sivil olan davacıların birlik sınırları dışında bulunurlarken nöbet tutan askeri personel tarafından açılan ateş sonucu yaralanmalarına bağlı oluşan maddi ve manevi kayıplarının karşılanması için açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, görev hususu davanın esasına girilmeden ilk inceleme sırasında incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle Kurulumuzca bu davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu incelenmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesi 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi hükümlerine göre; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açan davacıların asker kişi olmadıkları açıktır.
Açıklanan nedenlerle; 1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde öngörülen asker kişi olma koşulu gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargının görevine girmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy