(2709 S. K. m. 125) (4584 S. K. m. 2) (Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliği m. 125)
Davacı 11 Ekim 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle: 4584 sayılı Kanun uyarınca tez sınavına girmek için 25 Temmuz 2000 tarihinde GATAya başvurduğunu, kendisine bir cevap verilmediğini, 13 Kasım 2000 tarihinde dava açtığını, AYİMin 18 Nisan 2001 tarihli kararı ile işlemi iptal ettiğini, kararın kendisine 1 Haziran 2001 tarihinde tebliği üzerine 11 Haziran 2001'de yeniden başvurduğunu, bu davayı açtığı tarihe kadar tarafına herhangi yazılı bir bilgi ulaşmadığını, af yasasının çıktığı 28 Haziran 2000 tarihinden bu yana tez bitirme sınavına beş kişilik jüri önünde girmek, yardımcı doçentliğe başvuramamak ve doçentlik atama başvurularının değişmesi nedeniyle hak kaybına uğradığını belirterek 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerin tetkikinde, 4584 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ile Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanunun 2 nci maddesi ile getirilen aftan faydalanarak tez sınavına girebilmek için davacının 25 Temmuz 2000 tarihinde idareye başvurduğu, süresinde bir cevap verilmemesi üzerine 13 Kasım 2000 tarihinde açtığı dava sonucunda AYİM İkinci Dairesinin 18 Nisan 2001 gün ve E. 2000/796 K.2001/353 sayılı kararı ile davacıya tez savunma hakkı verilmemesi işleminin iptaline karar verildiği, iptal kararı uyarınca Sağlık Bilimleri Enstitüsünün 31 Temmuz 2001 gün ve 145 sayılı oturumunda sınava girişinin kabul edildiği, üç kişiden oluşan jüri üyesi tarafından 24 Eylül 2001 tarihinde davacının doktora tez sınavına alındığı, sınavda başarılı bulunduğu, davacının da tez sınavına geç alınması nedeniyle manevi tazminat istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.
GATA Klığı emrinde Hemşire Yüzbaşı olarak görev yapan davacının 16 Haziran 1998 tarihinde Yüksek Askeri Şura Kararıyla TSK'den ilişiğinin kesildiği, GATA Yönetmeliğinin 125 nci maddesi uyarınca doktora öğrenimine son verildiği, tezi savunma aşamasına gelen davacının bu hakkının kendisine verilmesi için açtığı davanın AYİM İkinci Dairesinin 21 Şubat 2000 tarihli kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
28 Haziran 2000 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 4584 sayılı Kanun ile getirilen af üzerine davacının 25.07.2000 tarihli dilekçe ile yaptığı başvuruya AYİM İkinci Dairesinin 21 Şubat 2000 tarihli red kararı olması nedeniyle cevap verilmediği, ancak konunun açıklığa kavuşması için dilekçenin 28 Temmuz 2000 tarihli yazı ile Sağlık Bilimleri Enstitüsü tarafından GATA Komutanlığına gönderildiği, kendisine olumlu veya olumsuz bir cevap verilmeyen davacının 13 Kasım 2000 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile 4584 sayılı Kanun gereğince tez savunma hakkı tanınmaması işleminin iptali istemiyle yeniden açtığı dava üzerine AYİM İkinci Dairesinin 18 Nisan 2001 gün ve 2001/363 sayılı kararı ile yeni düzenleme nedeniyle işlemin iptal edildiği, GATA K. lığının 16 Temmuz 2001 tarihli emri ile davacının tez savunma sınavına alınacağı, bu nedenle sınav tarihi ve sınav jürisinin bildirilmesinin Sağlık Bilimleri Enstitüsünden istenildiği, bu emrin 31 Temmuz 2001 tarihinde gereği yerine getirildiği, davacının Halk Sağlığı Hemşireliği programına katıldığı tarih dikkate alınarak eski Yönetmelik hükümleri uyarınca üç kişiden kurulu jüri üyesince 24 Eylül 2001 tarihinde tez savunma sınavına alındığı ve bu sınavda başarılı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bir idari işlem sebebiyle idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, kural olarak hizmet kusurunun mevcudiyeti, istisnai bazı haller için de kusursuz sorumluluğunun söz konusu olması gerekir. Anayasanın 125 nci maddesi son fıkrasının her iki hali kapsadığı, hem kusura dayanan sorumluluğu ve hem de kusursuz sorumluluğu amaçladığı ortadadır. Ancak, bir işlemin yargı organlarınca iptal edilmiş olması, mutlak surette idarenin tazminle sorumlu tutulmasını gerektirmemektedir. Tazmin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, idari işlemi sakatlayan hata ve hukuki aykırılığın ağır ve önemli nitelikte olması, her idarenin işlemeyebileceği türden, olağan nitelikte olmaması icabeder. Hizmet kusuru vardır diyebilmek için, tespit edilen yanlışlık ve aykırılığın,
Hizmetin iyi kurulamadığını, düzenli işlemediğini gösterecek derecede ağır ve belirgin olması gerekir. Yürütme niteliğini yitirmiş bir kararın uygulanması, kesin hüküm ilkelerinin nazara alınmaması, kanunların ve genel hukuk ilkelerinin açıkça ihlali gibi haller, idari işlemi sakatlayan ağır ve önemli hukuki hata ve aykırılıklardır. Diğer taraftan idari işlemler sebebiyle kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine göre tazminat verilebilmesi için de, toplum yararına tesis edilen bir işlemden herkes yararlanırken, bir veya birkaç kişinin zarar görmesi gerekir.
Değişik yorum ve anlayışa elverişli bir hükmün, iyi niyetle uygulanmasında her idarenin yapabileceği türden ve olağan mahiyetteki hukuki aksaklıklar hizmet kusurunun varlığına kesin bir delil sayılmaz.
Davacının tez sınavına alınmamasına ilişkin işlemin kendisinin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi ve bu işleme karşı açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesince reddedilmiş olması nedeniyle tesis edildiği, tez sınavına alınmama işlemine karşı açtığı davada Dairemizce verilen iptal kararının ise 4584 sayılı Kanunun Mahkememizce idareden daha geniş yorumlanmasına dayandığı, öte yandan davalı idarece Mahkememizin iptal kararının geciktirilmeksizin uygulandığı ve davacının tez sınavına girmesinin sağlandığı, bu nedenlerle davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
Davacı ......................ın manevi tazminat isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy