(211 S. K. m. 13, 25, 26) (1632 S. K. m. 111, 160, 168, 175, 188) (477 S. K. m. 14) (2709 S. K. m. 125)
Davacı 12.10.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Askerlik Hizmetini 9.Ana Jet. Üs. Deş. Grup K.lığı Per. Sb. Md. lüğü emrinde Hv. Per. Atğm. olarak yerine getirdiği sırada, 25.9.2000 tarihinde üs nöbetçi subaylığı nöbet kıdemlisi Hv.P. ......................in kendisi ve sekiz asteğmene nöbetçi subaylığı ile ilgili bilgiler verdiğini, daha sonra ders anlattığına dair belge imzalatmak amacıyla odasına götürdüğünü, boş bir dosya kağıdını masanın üzerine atarak bunu imzalayın dediğini, bazı arkadaşlarının belgeyi imzaladığını, kendisine sıra geldiğinde boş kağıda, açığa imza atılmaz, bunu imzalamam için diplomamı yırtmam lazım dediğini, bunu duyan Ütğm. ......................in Diplomanı yırt o zaman, çıkıntılık yapma lan A. çık, biz burada seni mi, edeceğiz. diye hakaret ettiğini, Ütğm. ...................... hakkında şikayet dilekçesi verdiğini, Grup K.Vekili Hv.P.Bnb. ......................in Ütğm. ......................e bu olay sebebiyle sadece uyarı cezası vermekle yetindiğini, Ütğm. hakkında şikayetçi olduğu için baskı ve tehditlere de maruz kaldığını iddia ederek Üsteğmenin hakaretinden dolayı 5.000.000.000.TL., olayın örtbas edilmesinden dolayı da 5.000.000.000.TL. olmak üzere toplam 10.000.000.000.TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Türk Vatanini, İstiklal ve Cumhuriyetini Koruma görevini üstlenmiş bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu görevini başarıyla ve tüm dünya ordularına örnek seviyede yerine getirmesinde en önemli etken disiplindir. Bu husus 211 sayılı İç Hizmet kanununun 13 ncü maddesinde Askerliğin temeli disiplindir, Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır şeklinde ifade edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde, disiplinin tesisi ve muhafazası için İç Hizmet Kanunu, Askeri Ceza Kanunu, Disiplin Mahkemeleri kurulusu ve yargılama usulü ve disiplin suç ve cezaları hakkında kanun, Askeri Mahkemeler Kurulusu ve yargılama usulü kanunu gibi çok sayıda kanunda özel düzenlemeler yapılmış amirlere çok geniş yetkiler verilmiştir.
Askeri Ceza Kanununun 168 nci maddesinde, Her amirin, emri altındaki şahıslara disiplin cezaları vermeye yetkili olduğu, 160 ncu maddesinde her üstün emri altında bulunmayanları da disiplinin temini için geçici olarak tutuklamaya veya tutuklatmaya yetkili kılındığı, 171 nci maddesinde amirlerin rütbelerine göre 28 güne kadar göz ve oda hapsi verebileceği kılındığı, aynı Kanunun 119 ncu maddesinde, amirlerin mübrem ve müstacel bir zaruret ve tehlike halinde verdiği emirlere itaat ettirmek için yapacakları müessir fiillerin suç sayılmayacağı, üstlerin hizmete ve askerliğe dair kusurlarından ve hatalarından dolayı astlarını tenkit ve muaheze etmelerinin hakaret sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Ancak Kanun Koyucu, amirlerin bu geniş yetkilerini kötüye kullanmamaları, keyfilikten uzak ve adil davranmalarını temin için bu yetkilerin kullanılmasına ilişkin özel düzenlemeler yapmış Askeri Ceza Kanununun 175 nci maddesinde disiplin amirinin ceza vermeden önce savunma alma zorunluluğu getirilmiş, suçsuz kişilere ceza verilmesi ya da Kanunun belirlediği cezadan fazla veya az ceza verilmesinin Askeri Ceza Kanununun 111 nci maddesiyle amir için hak edilmemiş ya da müsaade edilmemiş ceza vermek suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir.
Amirlere tanınan geniş yetkilere karşılık her askerin İç Hizmet Kanununun 25 nci maddesiyle, resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatlarını söz ve yazı ile en yakın amirlinden başlayarak yapabileceği, müracaatların takip ve tahkik edilerek bir karara bağlanıp neticesinin müracaat sahibesine mümkün olan en kısa sürede mutlaka bildirileceği, bu sürenin bir ayı geçemeyeceği, 26 ncı maddesinde de, her askerin hizmete ve şahsi işlerine ait kanun ve nizamların kendisine verdiği hak ve salahiyetlerin ihlal edilmesi halinde ya da ihlal edildiğini zannederse şikayet hakkına sahip olduğu, şikayetlerin sözle ya da yazılı olarak yapabileceği, Askeri Ceza Kanununun 188 nci maddesinde de disiplin cezası alan her askerin bunu şikayet konusu yapabileceği, şikayetin bir üst amir tarafından tetkik edilip karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Bir üstün asta hakareti 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kurulusu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları hakkındaki Kanunda sayılan disiplin suçlarından Asta hakaret suçunu oluşturmaktadır. Anılan Kanunun 14 ncü maddesine göre maiyetinden birinin bir disiplin suçu işlediğini öğrenen her amir yetkisi dahilindeki oda veya göz hapsi cezalarıyla cezalandırılmasını uygun görmediği takdirde suçluluk sebepleriyle suç delillerini kapsayan bir vaka raporunu düzenleyip silsileler yoluyla nezdinde disiplin mahkemesi kurulan komutan veya kurum amirine en geç üç gün içinde gönderir. Disiplin amirinin olayı disiplin mahkemesine intikal ettirmeden kendi yetkisi dahilinde cezalandırma yolunu seçmesi halinde, suçu isleyen kişiye mutlaka göz hapsi ya da oda hapsi cezası vermek zorundadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri Anayasanın öngördüğü Hukuk Devleti, insan haklarına saygılı, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında son derece titiz, bu konularda diğer kamu kurumlarına örnek olan bir kuruluştur.
Dava dosyasının, davalı idarece ibraz edilen belgelerin ve Eskişehir 1. Taktik Hv. K.K.lığı As. Mah.nin kararının incelenmesinden, davacının askerlik hizmetini Hv.Per.Atgm. olarak yerine getirdiği sırada 25.9.2000 tarihinde 8 asteğmen arkadaşıyla birlikte üs nöbetçi subaylığı nöbet kıdemlisi üsteğmen ...................... tarafından iki saat süreyle garnizon nöbet hizmetleri konusunda bilgilendirildiği, dersin bitiminde dersin yapıldığını ortaya koymak amacıyla tutulacak olan tutanağın üst kısmı yazılmadan asteğmenlerden imzalamalarının istendiği, davacının boş kağıda imza atmayacağını söylemesi üzerine üsteğmen ......................in davacıya çıkıntılık yapma lan A.çık, biz burada seni mi, edeceğiz. dediği, davacının 26.9.2000 tarihinde Üsteğmen ......................in bu sözlerinden dolayı şikayet dilekçesi verdiği, konuyu inceleyen Deş.Grp.K.V.Bnb. ......................in askeri adap ve usullere uygun olmayan bu davranışı nedeniyle Üsteğmen ......................i uyarı cezasıyla cezalandırdığı, davacının Bnb. ......................den de şikayetçi olması üzerine Eskişehir 1.Tak.Hav.K.K.lığı Askeri Savcılığınca, Bnb. ...................... hakkında müsaade olunmamış disiplin cezası vermek suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda, anılan mahkemenin 10.04.2002 tarih ve 2002/272 esas, 2002/197 sayılı kararıyla, eylemin sabit görüldüğü, ancak suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkesine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcut olması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi yeterlidir.
Bu açıklamaların ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde; davacının Asteğmen rütbesinde olup, olayın kendisiyle aynı rütbedeki çok sayıda arkadaşının yanında cereyan ettiği manevi zararına neden olan eylemin hizmet sırasında meydana geldiği, davacıya yönelik sözlerin yasaların üstlere verdiği astlarını tenkit ve muaheze sınırlarını aşan ve asta hakaret suçunu oluşturan bir eylem olduğu, davacının şikayeti üzerine konunun Disiplin Mahkemesine intikal ettirilmesi ya da suçu isleyen personele göz ya da oda hapsi cezası verilmesi suretiyle davacının daha sonra dava açma aşamasına kadar getirdiği şikayetlerinin ve mağduriyetinin giderilmesi mümkün iken açık ve amir yasa hükmü ihlal edilmek suretiyle failin uyarılmasıyla yetinilmesinin hizmet kusuru teşkil ettiği, bu nedenlerle davacının uğradığı hakaret sebebiyle doğan manevi zararının hizmetin sahibi davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı dilekçesinde, kendisine yapılan hakaretten dolayı 5.000.000.000.TL. olayın örtbas edilmesinden ve baskı görmesinden dolayı da 5.000.000.000.TL. manevi tazminat istemiş ise de; tazminatın takdirinde böyle bir ayırıma gidilmemiş, idarenin bütünlüğü ilkesi ve tazminata dayanak alınan hizmet kusurunun anonim niteliği nazara alınarak istem bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
Öte yandan davacının şikayet dilekçesini vermesinden sonra tehdit ve baskılara maruz kaldığına ilişkin iddiaları, dosyada mevcut ifade tutanakları karşısında mesnetsiz ve soyut birer iddia niteliğinde görülmüş tazminatın takdirinde nazara alınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı ......................a takdiren 300.000.000.TL. (ÜÇYÜZMİLYON TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2. Davacı 12 Ekim 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmadığından verilen manevi tazminata faiz hükmedilmemesine,
09 EKİM 2002 tarihinde Üye Dz.Kur.Kd.Alb. Oktay Tanju SEL in miktar üzerindeki karşı oyu nedeniyle OYÇOKLUĞU, diğer konularda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacıya yapılan hakaret öncesi davacının askerlik görevinin gerekleri dışında üstüne karşı ağır tahrik edici bir tutum içinde bulunduğu kanaatinde olduğumdan takdir edilen manevi tazminat miktarının daha az takdir edilmesi gerektiği görüsünde bulunduğumdan aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne iştirak etmedim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy