(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği, davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri almasının zorunlu olduğu, ölüm olayının bir kamu hizmetinin yapılması sırasında, hizmet cetveline göre serbest spor yapılırken meydana geldiği, meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağının bulunduğu, spor eğitiminin askeri hizmet niteliğinde olduğu, emir verilmese dahi kendiliğinden yapılan spor faaliyetlerini idareden soyutlamanın mümkün olmadığı, yani ölüm olayı ile sportif faaliyet arasında tam bir illiyet bağının olduğu, T.C. Anayasasının 125/son maddesi uyarınca olay nedeniyle duyulan acı ve elemden dolayı baba .................. için 10.000.000.000. TL. maddi, 2.000.000.000. TL. manevi, Anne ................ için 10.000.000.000. TL. maddi, 2.000.000.000. TL. manevi, kardeşler ........., ........... ve ........... için ayrı ayrı 750.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 25 Mayıs 2002 gün ve Esas no:2001/949, Karar No:2002/431 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, Uyuşmazlık Mahkemesinin 16.06.2003 tarih ve 2003/44-48 esas, karar sayılı hükmü ile Dairemizin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Şırnak İl Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan Er ................in 18 Mart 2001 günü öğleden sonra saat 14.45 sularında serbest saatte arkadaşları ile birlikte futbol sahasına gittiği, arkadaşları ile birlikte hali sahada futbol maçına başladığı, futbol oynarken topa kafa ile vurmasının ardından aniden rahatsızlanarak yere yığıldığı, arkadaşları tarafından Şırnak 30 Yataklı Cerrahi Hastanesine kaldırıldığı, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, ölüm nedeninin kalp kesesi içinde meydana gelen kanama olduğu, olay tarihinde 7 aylık asker olan müteveffanın hiçbir sağlık sorunu olmadığı, Şırnak 30 yataklı Revir baştabipliğince verilmiş spor yapmaya elverişli raporunun bulunduğu, olayla ilgili olarak Diyarbakır 2 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan adli soruşturma sonunda müteveffanın ölüm olayında kendisine kast veya kusur atfedilebilecek herhangi bir failin bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Olayın, davacıların yakınının askerlik hizmetini ifa etmekte iken meydana geldiği hususunda bir itilaf yok ise de, davacıların desteğinin (müteveffa erin) ölümünde hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zararlı sonuç idarenin eyleminden veya ajanlarının kusurlu davranışlarından kaynaklanmamış, müteveffanın istirahat saatinde tamamen kendi isteği ile katıldığı halı saha maçı esnasında bir topu kafa ile uzaklaştırmak isterken meydana gelmiştir. Olayın İdarenin eyleminden kaynaklanmış olmaması, yeri, zamanı ve meydana geliş şekli itibari ile idarenin gerek kusur sorumluluğu gerekse kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçe ile;
Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy