(1602 S. K. m. 43)
Davacı vekillerinin 12 Kasım 2001 tarihinde kayda geçen Ek dava niteliğindeki dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin askerliğini yaparken geçirdiği kaza sonucu parmaklarını kaybetmesi üzerine 150.000.000.TL. maddi, 50.000,000.TL. manevi tazminat istemiyle dava açtıklarını, davanın AYİM 2 nci Dairesinde görüldüğünü ve bilirkişi raporu ile müvekkillerinin 15.207.711.306.TL. maddi tazminat hak edişi olduğunun hesaplandığını, evvelce açtıkları davada 150.000.000.TL. maddi tazminat istediklerinden o kadarlık kısma hükmedildiğini,
Müvekkillerinin ne kadar alacağı olduğunu bu rapor ile öğrendiğini, bu raporun davanın kararının kesinleştiği 12.9.2001 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmeden sonra 60 gün içerisinde geri kalan miktarı istediklerini, aslında mahkemece kendi istedikleri miktarın değil, rapordaki miktarın hükme bağlanması gerektiğini, bu itibarla ilk davada bilirkişi tarafından belirlenen 15.000.000.000.TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 1997/108 ve 1997/721 Esas sayılı dava dosyalarının incelenmesinden,
Davacının Elazığ İl Jandarma Komutanlığı Bakım Takımında askerliğini yapmakta iken 24 Eylül 1994 günü görevli bulunduğu tamirhanenin çekmecesini düzeltmek için uğraşırken anahtar çekmecesinin eline düşmesi sonucu sol el 4 ncü parmağının kırıldığı, yapılan tedavileri sonucu Elazığ As.Hst.Sağlık Kurulunun 4.10.1994 gün ve 995 sayılı raporu ile (1,5) ay hava değişimi verildiği, hava değişimi sonunda yatırıldığı GATA Sağlık Kurulunun 8.12.1994 gün ve 22401 sayılı raporu ile SMK (1,5) ay hava değişimi verildiği, 24.1.1995 tarihinde Kayseri Askeri Hastanesine yatırıldığı 17.2.1995 tarihinde 20 gün istirahatle taburcu edildiği, daha sonra askerliğini tamamlayarak terhis edildiği,
Terhisinden sonra Kayseri Devlet Hastanesinden alman "Sol el 4.Parmak ampute, 3 ve 5 nci parmaklar tam flexion yapamıyor. Bu lezyonlar %20 iş gücü kaybına sebep olabilir" kararlı 23.7.1996 gün ve 2824 kayıt nolu raporu üzerine 30 Aralık 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 150.000.000.TL. maddi, 50.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile dava açıldığı, yapılan araştırmada dava açılmadan önce 1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde belirtildiği üzere zorunlu idari başvuru yapılmaksızın dava açıldığının tespiti üzerine, AYİM 2 nci Dairesinin 2.4.1997 gün ve 1997/108 Esas, 1997/280 Karar sayılı kararı ile Dilekçenin Görevli Mercie Tevdiine karar verilmiştir.
Görevli Mercie Tevdi kararı üzerine 18 Temmuz 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile aynı istemlerle Mahkememize açılan davanın Dairemizin 1997/721 Esas sayısına kaydedildiği, Dairemizin 11 Şubat 1998 tarihli ara kararı ile davacının kesin sağlık durumunun tespiti için vekili marifetiyle askeri hastaneye şevkine karar verildiği, sevkedildiği GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 5.3.1998 gün ve 2198 (rapor tarihinin sehven 5.2.1998 yazıldığı anlaşılmaktadır.) sayılı raporu ile "Askerliğe elverişli değildir. Mevcut yaralanmadan dolayı 15 gün iş ve gücünden kalmıştır. Çalışına gücü kayıp oranı %10'dur. Hayati tehlike geçirmemiştir." Kararı verildiği, anılan raporun davacı vekilinin 18.3.1998 tarihli yazısı ekinde dairemize gönderildiği, 13 Mayıs 1998 tarihinde J.Gn.K.lığı Sağlık şube Müdürlüğünce onanmak suretiyle kesinleştiği, yaralanarak sakat kalan ve Emekli Sandığınca kendisine vazife malullüğü bağlanmayan davacının maddi zararının tespiti amacı ile Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde 15.5.2001 tarihli bilirkişi raporu ile maddi tazminat hak edişinin 15.207.711.306.TL. olup bu raporun davacı vekiline 22.5.2001 tarihinde tebliğ edildiği, AYİM. 2 nci Dairesinin 20 Haziran 2001 gün ve 1997/721, Esas 2001/522 Karar sayılı kararı ile istemine bağlı kalınarak davacıya 150.000.000.TL. maddi, takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacıya 50.000.000.TL. manevi tazminat verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunundaki usul hükümleri uygulanmaktadır. 1602 Sayılı Kanunun 56 nci maddesinde, ancak bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde idari yargılama usulü kanunun ve yine bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun sadece anılan madde de teker teker sayılmış olan müesseseleri ile ilgili hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle askeri idari yargıda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ile ilgili müessese, diğer deyimle kısmi dava müessesesi adli yargıdan tamamen farklıdır.
Özel hukukta zaman aşımı genel olarak uzundur ve daha önemlisi bir defidir. Zaman aşımında alacaklının hakkı, devam etmekte ancak alacağı talep edilme yetkisi düşmektedir. Zaman aşımı defi karşı tarafça ileri sürülmedikçe veya zamanında ileri sürülmedikçe hakim zaman aşımını resen nazara alamaz. Bu nedenle bir alacağın önce bir kısmını dava etmek, daha sonra geri kalanı ikinci bir dava ile istemek özel hukukun yapısına esasen uygundur. Ancak özel hukukta bir de hak düşürücü süreler vardır. Hak düşürücü sürede, kanunla belirlenen süre içinde hakkın korunmasına yarayan fiillerin yapılmaması halinde hakkın kendisi sona ermektedir. Örneğin adli yargıda görülen kamulaştırma bedelinin arttırılması davalarında dava açma süresi hak düşürücü sürelerdendir. 2942 sayılı Kanunla otuz gün olarak tespit edilen dava açma süresi içinde kamulaştırma bedelinin arttırılması davasının tam dava olarak açılması gerekir. Fazlaya ilişkin hakları saklı tutulsa bile 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra kamulaştırma bedelinin birinci davada istenen artırma miktarının dışında kalan kısmı ikinci bir dava ile istenemez. İstenecek olursa bu hukuk hakimi tarafından resen incelenir ve dava süreden reddedilir.
Görülüyor ki hak düşürücü süreler adli yargıda da rastlanılmakta ve dava açma süresinin hak düşürücü sürelerden olduğu uyuşmazlıklarda adli yargıda da kısmi dava söz konusu olmamaktadır. İdari Yargıda ise dava açma sürelerinin tümü hak düşürücü sürelerdir. Bu süreler kamu düzeni ile ilgili olup, yargılama süresince mahkemece resen nazara alınırlar, dava açma süresi geçtikten sonra açılan idari davalar işin esasına geçilmeden reddedilirler. »
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43 ncü maddesinde idari eylemlerden doğan tam yargı davasına ait dava açma süreleri gösterilmiş ve bu sürelerin başlangıçları da belirtilmiştir. Belirtilen bu başlangıç tarihlerinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süreleri içinde açılan davaların incelenmesi mümkündür. Nitekim davacıların bu maddede öngörülen süreler içinde açtığı dava incelenip karara bağlanmıştır. Açılan işbu ikinci davanın 43 ncü maddede gösterilen bir yıllık dava açma süresi içinde açılmamış olduğu ortadadır.
1602 Sayılı Kanunun 44/2 nci maddesi kaydı yapılıp dilekçelerin Genel Sekreterlikçe süre yönünden incelendiği, kanuna aykırı görülenlerin görevli daireye gönderileceğini, kanunun 45/A maddesi ise bu şekilde gelen dava süre yönünden kanuna aykırılık daha başlangıçta tespit edilirse dava dilekçesi tebligata dahi çıkarılmadan dava reddedilmiş olacaktır. Nitekim incelediğimiz davada da ilk inceleme safhasında süre yönünden kanuna aykırılık tespit eden Genel Sekreterlikçin bu konuda bir karar verilmesi istemiyle dosyayı Dairemize gönderdiği anlaşılmıştır.
İdari eylemlerden doğan tazminat istemi niteliğini taşıyan bu dava, 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen süreler geçirildikten sonra açıldığından ve askeri idari yargıda dava açma süresi hak düşürücü sürelerden olduğundan, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş olsa dahi (kaldı ki önceki davada böyle bir istem de yoktur) dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davaların esastan incelenmesi mümkün bulunmadığından davanın süre yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin ek davanın süresinde açıldığına dair görüşüne katılma olanağı bulunmam ıştır.
Açıklanan nedenlerle Davanın Süre Yönünden Reddine.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy