(357 S. K. m. 2) (2709 S. K. m. 10)
Davacı 18.02.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde özetle, 30.8.1983 tarihinde astsubay çavuş nasbedildiğini, 1990 yılında Hukuk Fakültesini bitirerek muvazzaf subaylığa müracaat ettiğini, 30.8.1990 tarihi itibariyle personel subaylığına nasbedildiğini, KKK. lığının 2002 yılında yapacağı askeri hakim sınıfına geçiş sınavına katılmak için yaptığı başvurunun kendisinin Harp Okulu mezunu olmaması nedeniyle reddedildiğini, bu işlemin dayanağı olan 357 S.K. 2 nci maddesinde yer alan sadece Harp Okulu mezunu olanların başvuruda bulunacağına ilişkin hükmün Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aynı yönde Askeri Hakim Adaylarının Seçilmesi ve Yetiştirilmesi Hakkındaki Yönetmelikte yer alan hükmün kanuna aykırı bir düzenleme olduğunu, netice itibarıyla sınava alınmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek Yönetmelikte yer alan Harp Okulu Mezunu kavramının ve sınava alınmama işleminin iptalini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Dava, 30.8.1983 tarihinde Sağlık Astsb.Çvs. nasbedilen 13.11.1990 tarihinde I.Ü.Hukuk Fakültesini bitiren, 30.08.1990 tarihinden geçerli olarak personel subaylığına geçirilen davacının, 09.01.2002 tarihinde Askeri Hakim sınıfına personel temini için açılan sınava katılmak için yaptığı müracaatının Harp Okulu mezunu olmaması gerekçesiyle kabul edilmemesi işleminin iptali ile bu işlemin mesnedi olan Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkındaki Yönetmelikteki Harp Okulu Mezunu ibaresinin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesi; Askeri hakim ve askeri savcı ihtiyacı aşağıda belirtilen kaynaklardan sağlanır.
A) Muvazzaf subay olan isteklilerden, üniversitelerce aranıyorsa hukuk fakültelerine giriş sınavlarını veya testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler,
B) Askeri liseleri bitirerek harp okullarına kabul olunan isteklilerden üniversitelerce aranıyorsa, hukuk fakültelerinin giriş sınavlarının veya testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler,
C) Kıtada başarı göstermiş ve bir hukuk fakültesi bitirmiş bulunan yedek subaylardan askerlik görevleri sırasında istemde bulunanlar,
D) Üsteğmen veya yüzbaşı rütbesinin ilk üç yılında bulunan Harp Okulu mezunu subaylardan kendi hesabına hukuk fakültesini bitirenler. Bu subayların taşımaları gereken diğer özel şartlar yönetmelikte belirlenir.
E) Kendi hesabına hukuk fakültesi bitiren kadinlardan istemde bulunanlar,
F) Liseleri bitirerek hukuk fakültelerine devam hakkını kazanmış olanlar ile hukuk fakültelerinde okudukları sınıfı başarı ile geçenlerden lüzum ve ihtiyaç duyulduğunda askeri öğrenciliğe kabul edilip, öğrenimlerini tamamlayanlar,
Bu kaynaklardan faydalanmaya ilişkin şekil ve esaslar Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Milli Savunma Bakanlığınca tespit olunur hükmünü amirdir.
Ayni hükme Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin Kaynaklar baslıklı 4 ncü maddesinde de yer verilmiştir.
Harp Okulu mezunu ölmeyip, astsubaylıktan subaylığa geçmiş olan davacının bu hükümler karsısında askeri Hakim sınıfına geçirilmesi mümkün olmadığı için askeri hakim sınıfına geçiş için yapılacak sınava alınmaması işleminde mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davacı, Yönetmelikte yer alan Harp Okulu Mezunu tabirini kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiş ise de; aynı hüküm yukarıda belirtildiği gibi 357 şayili Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde de yer aldığından kanuna aykırılıktan söz edilemeyeceğinden istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde yer alan Harp Okulu mezunu tabiri nedeniyle diğer kaynaklardan gelen subaylara askeri hakim sınıfına geçme hakkının verilmemiş olmasının eksik düzenleme nedeniyle Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, yasanın düzenlediği alanda eksikliğin giderilmesinin yasa koyucunun takdirinde olduğu, bir yasanın getirdiği haktan yararlananlar yanında, başkalarının hüküm yokluğu nedeniyle yararlanamamalarındaki eksikliğin, yapılacak yasal düzenlemelerle giderilebileceği, Anayasanın öngördüğü ve mutlak düzenlemesini istediği hususlar dışında yasadaki düzenleme eksikliğinin iptali gerektirmeyeceği, bir kuralın uygulama alanının genişletilmesi amacıyla değiştirilmesini sağlamak için iptalinin istenemeyeceği, Anayasa Mahkemesinden ancak, Anayasaya aykırı olan bir yasa hükmünün uygulama alanından kaldırılmasını sağlamak için iptal kararı istenebileceği, özde Anayasaya aykırı düşmeyen bir kuralın uygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal isteminde bulunulamayacağı ve zaten olmayan bir hükmün iptalinin talep edilemeyeceği tartışmasızdır.
357 Sayılı Kanun, Askeri Hakimlik statüsünü düzenleyen ve bu arada bu statüye hangi kaynaklardan personel alınacağını öngören kurallar bütünüdür. Kanunda Harp Okulu Mezunu olmayan subayların askeri hakimliğe geçişine yer verilmemiş olmasının ne Anayasanın eşitlik ve ne de diğer hükümlerine aykırılığından söz edilemez.
Kanun koyucu Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla her alanda düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Anayasada ne alan ve ne de içerik bakımından yasa koyucunun düzenleme yetkisine bir sınır koyulmamıştır. 357 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde fakülte bitiren astsubaylıktan subay olanlara yer verilmiş olmamasının, Anayasanın 10 ncu maddesiyle bağdaşmadığı, iddiasının ciddi görülmesi hukuken olanaksızdır. Yasa koyucu takdir yetkisine dayanarak muvazzaf askeri hakimliğe hangi kaynaklardan personel alınacağını belirlemiş, bu belirlemeyi yaparken astsubay kökenli subay kaynağından geçişe olanak sağlamamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kanuni dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy