(5434 S. K. m. 56) (2709 S. K. m. 157)
Davacı vekilleri 21.01.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri Dz. Er ....................nun, 2001 yılı planlı izninin son gününde Marmaristeki birliğine katılmak üzere hareketini müteakip geçirdiği trafik kazasında yaralandığını, yapılan tedavileri sonucunda askerliğe elverişsiz hale geldiğini, olayda kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, olayın bir kamu hizmeti olan askerlik görevi içinde değerlendirilecek ortam ve şartlarda meydana gelmesi sonucunda husule gelen zararın, zarar gören üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yansıtılmasının hakkaniyet gereği olduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarenin tazmin ile sorumlu olduğunu, müvekkillerinin dahil olduğu kamu hizmeti ile hizmetin işleyişleri sırasında husule gelen zarar arasındaki illiyet bağının aşikâr olduğunu, müvekkillerine olay nedeniyle hiçbir maddi ödenti yapılmadığını, toplam 45.000.000.000.TL. tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Kanuna göre, davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle öncelikle davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı hususu Kurulumuzca incelenmiştir.
Anayasanın 157. maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 25.12.1981 günü ve 2586 sayılı Kanunda değişik 20 nci maddesinde de ayni hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
Davacı, ....................nun TCG Akdeniz Komutanlığı emrinde (Aksaz/MARMARİS) askerlik hizmetini yapmakta iken 29.11.2000- 13.12.2000 tarihleri arasında sıla iznini kullanmak üzere memleketi Trabzon ili, Akçaabat ilçesi, Işıklar köyüne gittiği, izninin bitim tarihi olan 13.12.2000 tarihinde içinde bulunduğu ticari minibüs aracının Düzköy istikametinden Trabzon istikametine seyir halinde iken saat 12.45 sıralarında Yeşiltepe köyü ayırımında şoförün uyuması neticesinde aracın gölete yuvarlanması sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır.
Davacının asker kişi olduğu, kazanın da sıla izninin son gününde memleketinde meydana geldiği sabittir. Tazminat davasına konu edilen zarar, davacının da içinde bulunduğu sivil ticari bir motorlu taşıtın karayolunda seyir esnasında şoförün trafik kural ve gereklerine aykırı davranışı sonucu meydana gelen trafik kazasından kaynaklandığı, davada eylemin askeri hizmete ilişkinlik koşulunun bulunmadığı, olayın askeri açıdan değerlendirilebilecek bir yanının olmadığı, ortada idarenin bir eyleminin bulunmadığı, 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 56 nci maddesinde göreve ilişkinlik bir düzenleme olmadığı vazife malullüğü aylığı bağlanması ile ilgili hükümler içerdiği, davanın özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; 1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve askerî hizmete ilişkin olma koşulları birlikte gerçekleşmediğinden DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy