(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20, 39) (2247 S. K. m. 19)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu olayda idareye izale edilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, idarenin kendisine tevdi edilen kamu hizmetlerini en iyi şekilde yerine getirdiği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği tazminata hükmedilecekse olayın meydana gelmesinde davacılar yakınının müterafik kusurunun da mevcudiyetinin göz ardı edilmemesi ve hükmedilecek tazminatın makul ölçülerde tutulmasının gerektiği, yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Somut olayda davacıların yakınının aynı birlikte görevli bir asker arkadaşı tarafından göğsüne süngü saplanması suretiyle vefat ettiği, müteveffanın meydana gelen olayda kusurunun bulunduğu, İdarenin organ ve ajanları aracılığıyla hizmetin iyi ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sorumluluğunun bulunduğu, bu olayda idarenin hizmetinin iyi ve sağlıklı bir şekilde işletilmemesinden kaynaklanan bir hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların zararlarının hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanarak maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesinin gerektiğine dair düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak.Bnb.Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekilleri, 2 Ekim 2001 tarihinde Keşan Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilen ve 9 Ekim 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 28 Aralık 2001 tarihinde Keşan Asliye Birinci Hukuk Mahkemesi aracılığı ile gönderilen ve 28 Aralık 2001 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; müvekkillerin miras bırakanı ve hayattaki tek destekleri Yusuf ALVERin 15 Ağustos 2001 tarihinde P.Er Sedat BAŞAKÇI tarafından öldürüldüğünü, sanık hakkında Kanunun ve Selahiyatlar makamının veya zaruretin tayin ettiği hududu tecavüz sureti ile adam öldürmek iddiası ile 2 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinde 2002/1513 dosya numarası ile ceza davası açıldığını, bu olay sonucunda müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını belirterek toplam 24.000.000.000 TL (YİRMİDÖRTMİLYAR TL.) maddi, 20.000.000.000 TL. (YİRMİMİLYAR TL.) manevi tazminatın 18 Ağustos 2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını ve adli yardımdan faydalandırılmalarını talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesinde davalı idareye başvurulup başvurulmadığı belirtilmediğinden AYİM 2 nci Dairesinin 28 Kasım 2001 ve Esas No: 2001/872 Karar No: 2001/830 sayılı kararıyla 1602 sayılı AYİM Kanununun 39/C maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilmiştir. Yine AYİM 2 nci Dairesinin 28 Kasım 2001 tarih ve Gensek No:2001/2018, Esas No:2001/872 sayılı kararıyla da davacıların adli yardım istemleri kabul edilmiştir.
Dava dilekçesinin reddi kararı üzerine süresi içerisinde 25 Aralık 2001 tarihinde Keşan Asliye Hukuk Mahkemesine, 28 Aralık 2001 tarihinde de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesiyle müracaat yenilenmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2 nci Dairesince 03 Nisan 2002 tarih ve Esas No:2002/206, Karar No:2002/232 sayılı kararıyla öldürülen Yusuf ALVERin eş ve çocukları (davacılar)nın asker kişi olmadıkları gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Davanın görev yönünden reddine ilişkin Dairemiz kararını tebellüğ eden davacılar vekili aynı istemli davasını bu kez Edirne İdare Mahkemesinde açmıştır. Edirne İdare Mahkemesi de 18.09.2002 tarih ve Esas No:2002/627, Karar No:2002/513 sayılı kararıyla uyuşmazlığın görüm ve çözümünün AYİM'in görevine girdiği ancak daha önce AYİM tarafından görevsizlik kararı verildiğinden dosya esas kaydının kapatılmasına ve görevli merciin belirlenmesi için 2247 sayılı Yasanın 19 ncu maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, yapılan inceleme sonucunda 10.03.2003 tarih ve Esas No:2003/9, Karar No:2003/11 sayılı kararı ile askeri hizmete ilişkin bir idare eyleme maruz kalarak vefat eden erin yakınlarının açtığı dava askeri idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Edirne İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile AYİM İkinci Dairesinin 03.04.2002 tarih ve E.2002/206, K.2002/232 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesince verilen bu karar üzerine davaya kalındığı yerden devam edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Edirne İdare Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin vermiş oldukları kararlarda davacılar yakını Yusuf ALVER'in askerlik hizmetini ifa eden asker şahıs olarak kabul edildiği, bu hususun ise görevli yargı yerinin tesbitinde esaslı unsur olduğu, oysa davacılar yakını müteveffa Yusuf ALVER'in dava konusu edilen olay anında asker kişi sıfatının bulunmadığı, sivil bir şahıs olduğu, 15.06.2001 tarihinde 4.Mknz.P.Tug,12.Hd.Tb.1.Hd.Bl.K.lığı emrinde görev yapan P.Er Sedat BIÇAKÇI ve Coşkun İLKİZOĞLU isimli nöbetçi askerlerin bir ihbar üzerine müdahale ettikleri mülteciler arasında bulunduğu, sivil şahıs Yusuf ALVER'in nöbetçi askerler ile aralarında çıkan tartışma sonrasında P.Er Sedat BIÇAKÇI'nın tüfeğine takılı sürgünün göğüs bölgesine saplanması sonucunda vefat ettiği, bu hususun 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının soruşturma belgelerinde ve 12.09.2001 gün ve 2001/1946-814 E.K. sayılı iddianame ile 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 30.12.2002 gün ve 2002/225-1248 A.K. sayılı görevsizlik kararında da açıkça belirtildiği anlaşılmıştır.
1982 T.C. Anayasasının 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu hükme bağlanmış, aynı hükme 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinin ilk fıkrasında da yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğu sayılmış, bunların Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan ya da hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş, erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında bir uyuşmazlığın askeri idari yargı yerinde görülebilmesi için idari işlem ya da eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunmaları koşullarının o uyuşmazlık yönünden birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birisi veya her ikisi bulunmayan uyuşmazlıklara Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılamaz.
Davacıların ve yakınları müteveffa Yusuf ALVER'in, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20/2 nci maddesinde sayılan asker kişilerden olmadıkları açıkça anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın askeri idari yargı yerinde görümü için yasal koşul sayılan eylemin asker kişiyi ilgilendirme koşulunun bu dava yönünden gerçekleşmediği dolayısıyla davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait olmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar Edirne İdare Mahkemesinin 2247 sayılı Kanunun 19 ncu maddesi gereğince yapılan başvurusu sonucunda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 10.03.2003 tarihli kararıyla uyuşmazlığın Askeri İdari yargının görevi kapsamında bulunduğuna karar vermiş ise de davacılar yakını olan müteveffa Yusuf ALVER'in sivil şahıs olmasına rağmen yanlışlıkla asker kişi kabul edilmesinin karara etken olduğu anlaşılmıştır. Oysa müteveffa Yusuf ALVER'in asker kişi olmadığı anlaşılmaktadır.
AYİM 2 nci Dairesinin 03 Mart 2004 tarih ve Gensek No:2001/2597, Esas No: 2002/206 sayılı kararı ile davacılar ile yakınları müteveffa Yusuf ALVER asker kişi olmadıklarından işbu davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevi dışında kaldığı, davanın görüm ve çözüm yerinin Genel İdari Yargı olduğu sonucuna ulaşıldığından, Görevli yargı merciinin husus dikkate alınarak yeniden belirlenmesi için 2247 sayılı Kanunun 19 ncu maddesi gereğince Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına, işin incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verinceye kadar ertelenmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün Mahkememizce yapılan başvuruyu incelemesinde; 2247 sayılı Yasa'da Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına karşı başvuru yolunun öngörülmediği daha sonra göreve ilişkin yasa hükmüne aykırı olduğu saptansa dahi Uyuşmazlık Mahkemesi kararının kaldırılması için yeniden inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı, ancak başvuru kararında da belirtilen maddi ve hukuki olaylardaki değişiklikler nedeniyle çıkan görev uyuşmazlıklarında yeniden başvurmayı engelleyen bir hüküm bulunmadığı belirtilerek esastan incelemeye geçildiği, esastan yapılan inceleme sonucunda davacıların murisinin sivil şahıs olmasına rağmen sehven asker kişi olarak kabul edilerek verilen göreve ve görevli yargı yerine ilişkin kararların görevi belirleyen yasaya açıkça aykırı olduğunun saptanmış olması nedeniyle uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde genel idari yargı yeri görevli olduğundan AYİM 2 nci Dairesinin başvurusunun kabulü ile Edirne İdare Mahkemesinin 18.09.2002 tarih ve E:2002/627, K:2002/513 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına 04.10.2004 tarih ve Esas no: 2004/63, Karar no: 2004/62 sayılı kararı ile karar verilmesi karşısında Mahkememizce bakılmakta olan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle;
1. Davanın Görev Yönünden REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Posta giderleri dahil) DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE,
3. Dava adli yardımlı görülmekle beraber davacılar tarafından yatırılan ve sarf edilen 29.100.000 TL. Posta giderinin haricinde resmi posta pulu kullanılmak üzere sarf edilen 9.850,000 TL. posta giderinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden davanın açıklığı tarihte yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 4.920.000 TL.sı başvurma harcı ile 3.240.000 TL. esas dışı maktu ilam harcı toplamı olan 8.160.000 TL. (SEKİZMİLYONYÜZALTMIŞBİN TL) harcın DAVACILARDAN ALINMASINA,
5. Edirne İdare Mahkemesinin 18.09.2002 tarih ve Esas No:2002/627, Karar No:2002/513 sayılı kararının Uyuşmazlık Mahkemesince kaldırılması karşısında davanın görevli Edime İdare Mahkemesi'nde takibinin gerektiğinin davacılar vekillerine HATIRLATILMASINA,
01 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy