(3153 S. K. m. 5, 6) (1086 S. K. m. 237)
Davacı 20 Şubat 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 3153 Sayılı Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanunun 5 ve 6 ncı maddelerinde beş saatlik çalışma süresinin devamlı olması gerekmediğinin belirtildiğini, Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamnamenin 24 ncü maddesinde de, Radiyom ve röntgen ile günde beş saat devamlı olarak çalışılmasının öngörülmediğini, sadece belirtilen maddelerle günde çalışabilecek azami sürenin gösterilmek istenildiği gibi bu maddede Röntgen ve Radyom ile daimi olarak günde beş saatten fazla çalışılmaz denildiğini, bu konuda yayımlanan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Türkiye Atom Enerjisi Komisyonunun mütalaalarında da; beş saatlik çalışma süresinin, bilfiil röntgen cihazı başında geçirilen süre olmadığının açıklandığını, ek olarak radyoloji müesseselerinde yapılması mutad ve zorunlu olan skopi, grafi, tedavi ve karanlık oda çalışmaları, grafilerin ve raporların incelenmeleri, raporların yazılması, kayıtların tutulması, konsültasyonlar gibi günlük mesleki çalışmaların toplam süresi olduğunun vurgulandığını, beş saatlik sürenin yalnızca makine başında geçmesine gerek insan vücudunun mukavemeti gerek sağlık bakımından olanaklı bulunmadığının, bu yüzden bir - iki saatlik bilfiil röntgen mesaisi yapan kişinin bile mevzuat hükümlerinden yararlanması gerektiğinin dile getirildiği, her ne kadar Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliğinde Radyoloji Bölümü öğretim üyelerinin de normal mesaiye dahil olacakları hükme bağlanmış ise de, öğretim üyelerinin radyasyonla ilgili cihazlarda bilfiil çalışmadıklarını, Radyolog olarak risk altında çalışan uzman tabibin, radyasyona maruz kalmayan bir tabip gibi sekiz saat çalıştırılmasının eşitlik ilkesine aykırı olacağını, bu nedenle günlük çalışma saatini sekiz saate çıkaran işlemlerin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerden; davacı tarafından 21 Ağustos 1997 tarihinde kayda geçen dilekçeyle radyoaktif ortamda çalışmasına karşın günlük çalışma süresinin sekiz saate çıkarılma işleminin iptali istemiyle dava açtığı, davanın AYİM İkinci Dairesinin 11 Şubat 1998 gün E.1997/602 K.1998/159 sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237 nci maddesinin ikinci fıkrası Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabitin ve istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır. hükmünü amirdir. Anılan hükme göre kesin hükmün mevcudiyetinin kabulü için; Davanın konusunun, sebeplerinin ve taraflarının aynı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gereklidir. Bu şartlardan birinin gerçekleşmemesi halinde kesin hükümden söz edilemez. Kesin hüküm tarafları, sebebi ve nedeni aynı olan bir davanın kesinleşmiş bir yargısal kararla sonuçlandıktan sora yargı organları önüne getirilememesi, getirilmiş olsa bile esası görüşülmeden mahkemece reddedilmesi anlamına gelmektedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının 21 Ağustos 1997 tarihinde açtığı ve reddedilen dava ile 20 Şubat 2002 tarihinde açtığı davanın konusu, sebepleri ve taraflarının aynı olduğu, HUMKnun 237 nci maddesinde öngörülen tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi nedeniyle kesin hükmün var olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
Davacı Tbp.Bnb ........................in radyoaktif ortamda çalışanların günlük mesaisinin sekiz saat olarak uygulanması işleminin iptali istemiyle açtığı DAVANIN KESİN HÜKÜM NEDENİYLE REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy