(1602 S. K. m. 20, 21, 46) (926 S. K. m. 12) (4566 S. K. m. 4, 5, 16, 38) (2709 S. K. m. 125) (2955 S. K. m. 4, 5, 117) (Harp Okulları Yönetmeliği m. 5, 6, 19, 44, 61) (Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliği m. 7, 64, 65, 72, 105, 106, 115, 117) (AİHS m. 8, 9, 10, 11)
Davacı vekili 28 Mart 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Deniz Harp Okulu 4 ncü sınıf öğrencisi olan müvekkilinin 26.12.2001 tarihinde yapılan Elektronik dersi 1 nci yarıyıl 2 nci ara sınavında kopya çektiği gerekçesiyle okuldan çıkarıldığını, aslında eylemin kopya yapmak olarak değerlendirilemeyeceğini, kopya yapılmadığının bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucu belirlenebileceğini, 27 Eylül 2001 tarihinde yürürlüğe giren Harp Okulları Yönetmeliğinin davacıya tebliğ edilmediğini, ihlalin ağır sonuçları ortaya çıktıktan sonra okul idaresinin Yönetmeliği öğrencilere tebliğ ettiğini, disiplin tecavüzü niteliğindeki bir eylemin kopya yapmak olarak kabulünde kamu yararı bulunmadığını, ayrıca Yönetmeliğinin 19 ncu maddesinin açık hükmüne rağmen okuldan çıkarılma kararı alan Yüksek Disiplin Kurulunun davacıya dinlemediğini belirterek sebep, biçim ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı bulunan okuldan çıkarılma işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili, 18 Nisan 2002 tarihinde AYİM kaydına giren ek dava dilekçesinde; idarenin Harp Okulları Kanunuyla tanınan disiplin ihlalleri ve yaptırımları konusundaki düzenleme yetkisini Hukuk Devlet gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun kullanmadığını, kamu yararı ile kişi yararı arasında denge gözetilmediğini, kopya yapma eyleminin okuldan çıkarılma sebebi kabulü hususunda Kanunda açık bir atıf bulunmadığından normlar hiyerarşisinin ihlal edildiğini beyanla, Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin (b) bendinin 3 nolu alt bendindeki Sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları, Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu kararıyla kesinleşenler... ibaresinin iptalini de talep etmiştir.
Davalı idare, 1602 sayılı Kanunun 46/4 ncü maddesinde hükme bağlanan davanın genişletilmesi yasağı gereğince, davacı vekilinin ek dilekçeyle Yönetmelik hükmünün iptalini talep ve dava edemeyeceğini ileri sürmüş ise de; buna ilişkin dilekçenin, okuldan çıkarılma işleminin 18 Şubat 2002 tarihinde tebliğinden sonra 60 gün içinde verildiği görüldüğünden, bu itiraza itibar edilmemiş ve davanın konusunun söz konusu Yönetmelik hükmünün iptalini de kapsadığı kabul edilmiştir. Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi AYİM 2 nci Dairesinin 03.07.2002 gün ve Gensek:2002/680 Esas:2002/334 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Davalı idarenin yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına ilişkin talebi AYİM Nöbetçi Dairesinin 16.08.2002 gün ve Gensek:2002/680 Esas:2002/159 sayılı kararı ile kabul edilerek yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar kaldırılmıştır.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının Deniz Harp Okulu 4 ncü sınıf öğrencisi iken, 24.12.2001 tarihinde yapılan Elektronik dersi 1 nci yarı yıl ikinci ara sınavında elinde bulundurduğu ve üzerinde o derse ait bilgileri içeren kağıda bakmak suretiyle bir kısım bilgileri sınav cevap kağıdına geçirdiği, olayın sınav gözetmeni öğretmen tarafından tespit edildiği, bu durumun tutanak altına alındığı, Elektronik dersi öğretim üyesi tarafından davacının üzerinde bulunan kopya kağıdının incelendiği, kağıtta yazılanların sınav sorularının çözümünde yardımcı olabilecek nitelikte bilgiler ihtiva ettiği sonucuna varıldığı, davacının Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun Deniz Harp Okulu Komutanının Başkanlığında dekan, kurmay başkanı, öğrenci alay komutanı ve disiplin subayının katılımı ile 15.1.2002 tarihinde toplandığı, toplantıda bölük komutanının, tabur komutanının, öğrenci alay komutanının ve dekanın dinlendiği, davacının dinlenmediği, davacının kopya çektiğine oy birliği ile kanaat getirilerek okuldan ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, kararın 1.2.2002 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylandığı ve 18.2.2002 tarihinde okuldan ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, davacının Harp Okulundan çıkarılma işlemi ile birlikte bu işleme dayanak alınan Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin b bendinin 3 numaralı alt bendinin de iptalini istediğinden öncelikle bu Yönetmelik hükmünün mevzuata ve hukuka uygun olup olmadığının irdelenmesi uygun olacaktır. Zira Yönetmelik hükmünün hukuka aykırılığı belirlenip iptaline karar verilirse okuldan çıkarılma işlemi yasal dayanaktan yoksun kalacak ve bunun da iptali gerekecektir. Bu itibarla kurulumuzca öncelikle iptali istenen Yönetmelik maddesinin hukuka uygun olup olmadığı incelenmiştir.
926 Sayılı TSK Personel Kanununun 12 nci maddesinin 1 nci fıkrasında Harp Okullarının Kurulusu, işleyişi ve okullara giriş şartları, yetiştirme usulleri ve diğer hususlar özel kanunlarına göre yürütülür hükmü getirilmiştir.
4566 sayılı Harp Okulları Kanununun 16 nci maddesinde; Yüksek Disiplin Kurulu, Harp Okulu Komutanının Başkanlığında; dekan öğrenci alay komutanı, kurmay başkanı ve disiplin subayından oluşur. Yüksek Disiplin Kurulu; Kurula sevk edilen öğrencilerin disiplin ile ilgili safahatını ve yapılan işlemlerin ilgili mevzuata uygunluğunu inceleyerek, okuldan ilişiklerinin kesilmesine veya kesilmemesine karar verir. Okulla ilişiğin kesilmesi hakkında karar, ilgili kuvvet komutanının onayı ile yürürlüğe girer. hükmü mevcuttur.
Harp Okulları Kanununun Disiplin ve Okuldan Çıkarılma başlıklı 38 nci maddesinin 1 nci fıkrasında Harp okullarına alınan her öğrenciye disiplin notu verilir. Hangi cezalar için disiplin notundan ne miktarda düşüleceği Yönetmelikte belirtilir. hükmü; 2 nci fıkrasında, Harp Okullarında eğitim ve öğretim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar; (..) b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair Yüksek Disiplin Kurulunca haklarında karar verilenler hükmü mevcuttur. Kanunun 38 nci maddesinin düzenlenmesinde, çıkarılma sebepleri (a), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde açıkça belirtilmiş, (b) bendinde de bazı hallerin çıkarılma sebebi olarak kabulü Yönetmeliğe bırakılmıştır. İdarenin bu düzenlemeyi yaparken bir takdir yetkisine sahip olacağında da kuşku bulunmamaktadır.
27.09.2001 tarih ve 24536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Harp Okulları Yönetmeliğinin 19 ncu maddesinde; Yüksek disiplin kurulu, harp okulu komutanının başkanlığında; dekan, öğrenci alay komutanı, kurmay başkanı ve disiplin subayından oluşur. Kurulun sekreterlik faaliyetleri, okul komutanlığınca görevlendirilecek personel tarafından yürütülür. Yüksek disiplin kurulu, kurula sevk edilen öğrencilerin disiplin ile ilgili safahatını ve yapılan işlemlerin ilgili mevzuata uygunluğunu inceleyerek, okuldan ilişiklerinin kesilmesine veya kesilmemesine karar verir. Okulda ilişiğinin kesilmesi hakkındaki karar, ilgili kuvvet komutanının onayı ile yürürlüğe girer. Kurul bu maksatla; a) Kurula sevk edilen öğrencilerin ceza, ödül, disiplin ile eğitim öğretim durumunu, daha önce yüksek disiplin kuruluna çıkıp çıkmadığını, işlediği suçlar arasındaki zaman fasılalarını, suçların niteliğini, öğrenci hakkında sıralı disiplin amirleri ve alay disiplin kurulunca yapılan işlemleri, öğrencinin yüksek disiplin kuruluna çıkarılma nedenlerini ve delillerini inceler. b) öğrencilerin bağlı olduğu tabur ve bölük komutanlarını (Hava Harp Okulunda muadilleri), hakkında karar verilecek öğrenciyi ve gerek duyduğu takdirde ilgili diğer personeli dinler. c) Kurula sevk edilen öğrencinin; okuldan ilişiğinin kesilmesine, ikaz edilmesine veya yapılan işlemlerin Alay disiplin kurulunca yeniden incelenmesine karar verir. hükmü mevcuttur.
İlgili Yönetmeliğin Disiplin Nedeniyle Okuldan Çıkarılma başlığı altındaki 61 nci maddesinin (b) bendinde disiplin notuna bakılmaksızın okuldan çıkarılmayı gerektiren hallerden biri de, bendin (3) numaralı alt bendinde; Sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları eğitim ve öğretim yüksek kurulu kararıyla kesinleşenler; diğer ahlaka aykırı davranışlarda bulunduğu tespit edilenler ve harp okulu öğrencilerinin öğrenimleri süresince muhafaza ve geliştirmekle yükümlü oldukları nitelikleri kaybettiklerine karar verilenler. şeklinde belirtilmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 20 nci maddesinin 1 nci fıkrası 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, sekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır hükmünü içermektedir.
İdarenin, birel işlemlerinde olduğu gibi, düzenleyici işlemlerinde de takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Ne var ki, idarenin takdir yetkisinin genişliği düzenleyici işlemin dayanağı olan üst hukuk kurallarında çizilen çerçeveye bağlı olup hukuka uygunluk denetimine tabidir. Zira, idarenin düzenleme yetkisi, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan belirlilik ve düzenli idare ilkeleri ile bunların temelini teşkil eden eşitlik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Hukuk devletinde bütün devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygunluk arz etmesi ilke olduğundan demokratik bir toplumda takdir yetkisi sorumluluk altında kullanılır. Zira, takdir yetkisi hukuk dışı değil, hukuk içi bir yetki olup kamu hizmetleri yürütülürken idarenin hukuk kuralları arasında serbestçe hareket edebileceği alan olarak anlaşılır.
Anayasanın 125 nci ve 1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci madde hükümlerine dayanan hukuka uygunluk denetimi, yalnız kanun, kararname, tüzük, yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere değil, hukukun genel ilkelerine, yazılı olmayan hukuk kurallarına, mahkeme içtihatlarına uygun veya aykırı olup olmamayı da kapsamaktadır. Bu sebeple, bütün yargı yerleri gibi, 1602 sayılı Kanunun 20 ve 21 nci maddesinde gösterildiği üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin de görevi, önüne gelen idari uyuşmazlıkları hukuka uygunluk açısından denetlemek ve hukuka aykırı olan idari işlemleri iptal etmek veya şartları varsa idareyi tazminatla sorumlu tutmaktadır. Hiç şüphe yok ki, takdir yetkisinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi konusunda, mahkeme, yerindelik denetimi yapamayacağı, yetkisini yürütmenin görevini kısıtlayacak tarzda kullanamayacağı ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği gibi; özel yararla kamu yararı arasındaki dengeyi iyi kurmak zorundadır.
Bu çerçevede, Yargı içtihatlarında ve öğretide, takdir yetkisinin hukuka uygunluğunun denetiminde, açık hata, orantısızlık, dengeleme, makul ölçü gibi kavramlara müracaatla, bu hâllerin varlığı halinde takdir yetkisinin objektif kullanılmadığı kabul edilmektedir. Anayasa yargısından sonra, oranlılık, gereklilik ve elverişlilik alt ilkelerini ihtiva eden ölçülülük esasını, idare hukukunda da hukuka uygunluk aracı olarak başvurulması gereği ortaya çıkmıştır (ERKUT, Celal: Hukuka Uygunluk Bloku, İdare Hukukunda Hukukun Genel Prensipleri Teorisi, İstanbul 1996, s.113-120; GÖZLER, Kemal: İdare Hukuku Dersleri, Bursa 2002, s.298; ÖZAY, İlhan: Günışığında Yönetim, İstanbul 2002, s.511; OĞURLU, Yücel: Karşılaştırmalı İdare Hukukunda Ölçülülük İlkesi, Ankara 2002).
Avrupa Birliği Hukukunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8den 11e kadarki maddelerinin 2 nci fıkraları, 14 ile 15 nci maddeleri ve Ek Birinci Protokolün 1 maddesi hükümlerinde içkin bulunan ölçülülük ilkesi, AİHM ve ATAD kararlarında yaptırım ve yükümlülüklerin denetiminde kullanılmaktadır. Avrupa birliği hukuku bakımından hukukun genel ilkesi mesabesinde olan ölçülülük esasi, 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle Anayasanın 13 ve 15 nci maddelerinde vücut bulmuş, bu surette pozitif bir dayanağa kavuşmuştur.
İster Hukukun genel ilkesi kabul edilsin, isterse Anayasada yer alan pozitif bir kurala dayansın ölçülülük denetiminin en geniş ve kolay uygulanabileceği alanın, idari yaptırımlar şeklinde ortaya çıkan idari işlemler olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu sebeple, idari yargı hakimi, basta öğrenciler ve memurlar aleyhine verilen disiplin cezaları olmak üzere, idari ihlal ile yaptırım arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığını, başka bir deyişle ölçülülük esasına uyulup uyulmadığını denetlemek durumundadır. Eğer kamu yararı ile öğrenci veya memurun özel yararı arasındaki dengeye dikkat edilmemiş, yahut bu denge ölçüsüz bir şekilde kurulmuşsa idari yaptırım ihtiva eden işlem idari yargı yerince iptal olunabilecektir.
Esasen uygulamada da, İdari Yargı yerleri, öteden beri, disiplin cezaları konusundaki takdir yetkisini hukuka uygunluk bakımından denetlemektedir. Danıştay içtihatlarında, adil denge, makûl ölçü, nispet ve oranlılık kavramları kullanılmak suretiyle, özellikle öğrenci ve memurların ihlalleri ile disiplin cezaları arasında, çoğu zaman açıkça zikredilmese de içerik bakımından ölçülülük ilkesine başvurulmaktadır (D.8.D., 14.12.1993, 1993/1617-4214, DD, S.90; s.879; D.8.D., 05.02.1990, 1988/820, 1990/145, DD, S.80, s.304; D. 8.D. 05.02.1990, 1988/820, 1990/1445, DD, S.80 s.304; D.8.D.24.04.1985, 1984/427, 1985/437, DD., S.50-51, s.389; D.8.D., 11.12.1997, 1995/3680, 1997/3928, DD, S.96, s.409; DIBK , 07.12.1989, 1988/6, 1989/4, RG, 09.02.1990, No.20428, D.8.D.14.11.1995, 1995/3706-3622, DD.S:91, s.817). Diğer taraftan, Mahkememizin de, benzer uyuşmazlıklara ilişkin davalarda kişi ve kamu yararları arasında bir dengeleme testi yaparak sonuca vardığı, bu surette kararlarında ölçülülüğün alt ilkesi olan orantılılık unsuruna başvurduğu bilinen bir husustur.
Nitekim, AYİM, disiplinsizlik sebebiyle öğrencilikten veya memuriyet statüsünden çıkarılma şeklindeki idari işlemlerde, dengeleme zorunluluğunun takdir yetkisinin sınırını oluşturduğuna, disiplinsizliğin nicelik ve nitelik bakımından belli bir ağırlığa ulaşmasının gerektiğine dikkat çekerek orantılılık yönünden ölçülük ilkesini uygulaya gelmektedir (AYİM.1.D., 25.12.2001, 2000/269, 2001/1415; 1.D., 11.05.21999, 1998/838, 1999/459; 1.D.31.10.2000, 1998/794, 2000/1032; 1.D., 15.05.2001, 200/830, 2001/640).
Bu açıklamalar ışığında, Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin b bendinin 3 nolu alt bendinde yer alan; 3) Sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları eğitim ve öğretim yüksek kurulu kararıyla kesinleşenler, ..... hükmünü ihlal eden Harp Okulu öğrencilerinin aynı maddenin ilk fıkrasına göre Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla okuldan çıkarılacağına ilişkin düzenlemenin, ölçüsüzlük esası yönünden hukuka uygunluk gösterip göstermediğini değerlendirirsek; disiplin ihlali ile buna bağlanan idari yaptırım arasında makûl bir oranın bulunmadığı, kişi yararı ile kamu yararı arasında adil bir dengenin kurulmadığı, fiile göre cezanın ölçüsüz ve açıkça hakkaniyete aykırı olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, Mahkememizde açılan aynı konudaki diğer davalar da göz önünde bulundurulursa, tüm ağırlığına rağmen kişileri caydırmaya yetmeyen bu yaptırımın amacı gerçekleştirmek açısından elverişli bir araç olmadığı da ortadadır. Bu bakış açısından, sebep ve konu unsurları arasında orantılılık ve elverişlilik bulunmayan düzenleyici işlemin tesisinde, takdir yetkisinin, ölçülülük ilkesi yönünden hukuka uygun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
Doktrinde, takdir yetkisinin denetiminde ölçülülük ilkesine istisnaen başvurulması gerektiğini savunan GÖZLER, benzer bir konuyu değerlendirirken, sınavda ilk defa kopya çeken ve fiili pek de ağır bir sonuca yol açmayan bir öğrenciye bir yarıyıl değil de, iki yarıyıl uzaklaştırma cezasının verilmesi halinde ölçüsüzlükten dolayı sakatlık vardır şeklinde görüş açıklamaktadır (GÖZLER, Kemal: İdare Hukuku Dersleri, Bursa 2002, s.283). Mahkememiz benzer bir davada, önceki Harp Okulları Yönetmeliği döneminde, kopya çeken bir öğrencinin Harp Okulları Yönergesi gereği oda hapsi cezası ile tecziyesi gerektiği halde Askerliğin Şeref ve Haysiyetini Küçültücü Eylem olarak kabulü ile okuldan çıkarılması işlemini sebep ve amaç unsurları yönünden iptal etmiştir (AYİM, 2.D, 28.03.2001, E.2000/583, 2001/253).Bu kararda yer alan işlem tesis edilirken kamu yararı ile kişisel yarar arasında tatminkar bir dengenin kurulmadığı görüldüğünden işlem amaç unsuru bakımından da hukuka uyarlı bulunmamıştır ifadesi, doktrinde ölçülülük denetimi olarak gösterilmiştir (OĞURLU, s.132, dp.409) Başka bir açıdan, mevcut ölçüsüzlüğü gösteren bir durum da, Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinde kopya yapmak askeri öğrencilikten çıkarma sebebi olarak düzenlenmiş iken, 27 Temmuz 2002 tarihli Kara Harp Okulu Yönergesinin EK-B Disiplin Tecavüzlerine Ait Örnek Ceza Çizelgesinin 21. SINAV başlıklı maddesinin 9 ncu sırasında Kopya çekmeye teşebbüs etmek, kopya çekilmesine yardımcı olmak fiilinin cezası 14 gün oda hapsi olarak belirlenmiştir. Ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da suça teşebbüs icrasına başlanılan suçun failin ihtiyari dışında tamamlanmaması veya sonucun husule gelmemesi anlamına gelmekte olup suç işlemek kararı ikisinde de müşterektir. Bu bağlamda, kopya çekmek fiilinin gerek tamamlanmış, gerekse teşebbüs halinde, korunan hukuki menfaatin, ahlaki değerin, askeri şeref ve haysiyet niteliğinin aynı ve eşit ağırlıkta olduğu dikkate alındığında, teşebbüse oranla ilkine aşırı ve dengesiz bir yaptırım sonucunun bağlandığı, dolayısıyla işleminin bu yönüyle de ölçülülük esasını ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
Bir başka yaklaşım da, meselenin mukayeseli olarak incelemesi, Harp Okulu öğrenciliğinin TSKnin subay kaynağı olan GATA Askeri Tıp Fakültesi ve Yüksek Okullar askeri öğrenciliğiyle karşılaştırılmasıdır. Zira, şurası muhakkaktır ki, Harp Okulları TSKnin asli subay kaynağı olup Türk toplumu ve ordusu nezdinde yetkin bir yere ve özel bir öneme sahiptir. Bu bakımından, ayrı düzenlemelerde diğerlerine nispetle daha sıkı bir disiplin hukukunun ve daha ağır yaptırımların öngörülmesi tabiîdir. Bununla beraber, eğitim ve öğretimin ana ilkeleri ile öğrencilik şart ve niteliklerine ilişkin Harp Okulu Kanununun 4 ve 5, Harp Okulları Yönetmeliğinin 5, 6 ve 44 ncü maddeleri, bir örnek olması bakımından 2955 sayılı GATA Kanununun 4 ve 5, GATA Yönetmeliğinin 7, 64, 65 ve 106 ncı maddeleri hükümleri ile karşılaştırıldığında aralarında esaslı farklar bulunmadığı görülmektedir. Nitekim mesele somuta indirgendiğinde de, giriş şartları bakımından, Harp Okulları Yönetmeliğinin 44 ncü maddesi ile GATA Yönetmeliğinin 72 nci maddesi; disiplin suç ve cezalar bakımından, Harp Okulları Yönetmeliğinin Sekizinci Bölüm 1-21 ve EK-B Çizelgesi maddeleri ile GATA Yönetmeliğinin 105-115 nci maddeleri hükümleri arasında bariz fark olmadığı belirlenmiştir. Aynı şekilde, disiplin yolu ile okuldan çıkarılmaya ilişkin Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci ve GATA Yönetmeliğinin 117 nci maddelerindeki esasların paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. Belirtmek gerekir ki, GATA Kanunun 117 nci b maddesinin h bendinde, aynı zamanda Ceza Kanunlarına göre suç teşkil edecek şekilde ve nitelikli kopya yapma, Askeri Tıp Fakültesi öğrenciliğinden çıkarılma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Bütün bu hükümlerin mukayesesi sonunda, Harp Okulları öğrencileri ile diğer yüksek okul öğrencilerinin tabi bulunduğu disiplin hukuku bakımından önemli ve belirgin bir fark olmadığı halde, Harp Okulları öğrencilerin kopya yapması suçunun genel kurallardan ayrı olarak düzenlendiği ve makûl ölçülerin dışına çıkılarak özel bir yaptırıma bağlandığı görülmektedir. Öyle ki, teşebbüs haline çok daha hafif bir yaptırım öngörüldüğü dikkate alındığında, henüz kopya fiili tamamlanmadan çekerken yakalanmak tercih edilebilir bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan, sadece sınavlarda değil, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi iktibas, gönderme, örnek gösterme ve alma gerektiren çalışmalarda kopya yapanların da disiplin kurulu kararıyla okuldan çıkarılabileceklerinin kayıtlandığı düşünüldüğünde, söz konusu düzenlemenin bütünü itibariyle anlamca müphem, sınırları belirsiz, yanlış anlamaya ve uygulamaya müsait olduğu için bir bağlı yetkide bulunması gereken hukuki kesinlikten uzak ve hukuk kurallarına aykırı bulunduğu görülmektedir.
Hatırda tutulması gereken diğer bir nokta da, yaptırımın ağırlığı karşısında bazı uygulayıcıların kopya esnasında gördükleri ihlallere göz yummaları, bu surette düzenleme ile öngörülen ahlakilik amacının gerçekleşmemesi ihtimalidir. Bunun eşitsizlik doğuracağı da hesaba katıldığında, hükmün, kamu yararını sağlamaya elverişli olmadığı kabul edilmelidir. Ayrıca ilave edelim ki, Kanunun 38 nci maddesine dayanılarak idareye tanınan bu bağlı yetkinin, hiçbir disiplinsizliği bulunmayan ve son sınıfa gelip mezuniyetine ramak kalan bir öğrenci için de motamot uygulanmasında, hiç şüphesiz, bütün idari işlemlerde bulunması gereken kamu yararı bakımından da sakatlık söz konusudur.
Kaldı ki, Harp Okulları Yönetmeliğinin 19 ncu maddesinin 2 nci fıkrasının b bendinde, ilgilinin, okuldan çıkarılma işlemini tesis eden Yüksek Disiplin Kurulunda dinleneceği öngörülmekle birlikte, bu kurala riayet edilemediği görülmektedir. Anayasal bir ilke olan savunma hakkının ihlali esaslı bir sakatlık teşkil edileceğinden, işlemin şekil unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Bütün bu mülahazalar tahtında, Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla okuldan çıkarılmayı öngören b bendinin 3 nolu alt bendinin ilk cümlesindeki Sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları eğitim ve öğretim yüksek kurulu kararıyla kesinleşenler ibaresinin konu ve maksat unsurları yönünden; bu hükme dayanılarak tesis edilen okuldan çıkarılma işleminin ise sebep ve biçim unsurları yönünden hukuka aykırı olduğundan iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci madde 1 nci fıkra b bendi 3 numaralı alt bendindeki Sınavlarda verilen ödevlerde proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları, eğitim ve öğretim yüksek kurulu kararıyla kesinleşenler ibaresinin İPTALİNE,
2- Davacı ................ün Deniz Harp Okulundan çıkarılması işleminin İPTALİNE,
AYRIŞIK VE KARŞI OY GEREKÇESİ
1- AYRIŞIK OY GEREKÇEM
Davacının ..................ün Harp Okulları Yönetmeliğinin 19 nci maddesinin 2 nci fıkrasının b bendine göre, okuldan çıkarılma işlemini tesis eden Yüksek Disiplin Kurulunda dinlenmesi gerekirken dinlenmediği anlaşılmıştır. Mevzuatta belirtilen kurala riayet edilmeyerek öğrencinin Harp Okulu ile ilişiği kesilmiştir. Davacının okulla ilişiğinin kesilmesinden mevzuatta belirtilen usule uygun davranılmadığı ve bu nedenle işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan kararda belirtilen diğer gerekçelere katılmıyorum.
2- KARŞI OY GEREKÇEM
4566 sayılı Harp Okulları Kanununda eğitim ve öğrenim gören öğrencinin hangi hallerde okuldan çıkarılacağına dair usullerin çıkarılacak yönetmelikte belirtileceği açıkça belirtilmiştir. Harp Okulları Yönetmeliğinde de kopya yapan öğrencilerin Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu kararıyla okuldan çıkarılacakları hükme bağlanmıştır. Kopya yapan bir öğrencinin Harp Okullarından çıkarılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatinde olduğumdan Yönetmeliğin 61 nci maddi 1 nci fıkra B bendi 9 numaralı alt bendindeki sınavlarda verilen ödevlerde, proje, tez, yayın ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları, Eğitim ve Öğretimde Yüksek Kurulu kararıyla kesinleşenler ibaresinin iptali yönünde oluşan çoğunluk görüsüne katılamadım. 26.03.2003
ÜYE İstemihan KARCI P.Kur.Kd.Alb.
KARŞI OY GEREKÇEM
T.C. Anayasasının 132 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumları özel kanunlarının hükümlerine tabidir hükmü öngörülmüştür.
17 Mayıs 2000 gün ve 24052 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4566 sayılı Harp Okulları Kanununun Disiplin ve Okuldan Çıkarılma başlıklı 38 nci maddesi: Harp Okullarına alınan her öğrenciye disiplin notu verilir. Hangi cezalar için disiplin notundan ne miktarda düşüleceği yönetmelikte belirtilir.
Harp Okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılır;
a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik gereğince her öğrenciye verilen disiplin notunu kaybedenler,
b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde, öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca, haklarında karar verilenler,
c) Bu Kanunun 37 nci maddesinin (a) bendinde belirtilen süreler içerisinde eğitim ve öğrenimlerini tamamlayamayanlar,
d) Mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenler,
e) Sağlık Kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak sağlık durumları bakımından harp okulu öğrenimine devam imkanı kalmayanlar,
f) Giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenim sırasında anlaşılanlar veya öğrenim süresi içinde bu nitelikleri değişinler.
Sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar hariç, diğer nedenler ile çıkarılanlara, kendileri için Devlet tarafından yapılan masraflar faizleri ile birlikte ödettirilir.
Harp Okullarında okuyan öğrencilerden, bu madde de belirtilen nedenlerle okuldan çıkarılanlar ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 115 nci maddesi gereğince kendi isteğiyle okuldan çıkanlar, hiçbir şekilde başka askerî yüksek öğretim kurumlarına alınmazlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilmezler... hükmünü amirdir.
Bu Kanunun 41 nci maddesi uyarınca çıkarılan ve 27 Eylül 2001 gün ve 24536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinde, disiplin nedeniyle okuldan çıkarma halleri sayılmış olup; bu maddenin (b) bendinin 3 ncü alt bendinde;
Harp Okulu öğrencilerinden; sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu kararıyla kesinleşenler ile diğer ahlaka aykırı davranışlarda bulunduğu tespit edilenler ve harp okulu öğrencilerinin öğrenimleri süresince muhafaza ve geliştirmekle yükümlü oldukları nitelikleri kaybettiklerine karar verilenlerin Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla okuldan çıkarılacakları, düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, bu kararın ilgili Kuvvet Komutanının onayı ile kesinleşeceği belirtilmiştir.
Harp Okullarının amacı, 211 sayılı T.S.K.İç Hizmet Kanununda belirtilen ve asker kişilerde bulunması gereken niteliklere sahip, liderlik özellikleri gelişmiş, yeterli fiziki yeteneği kazanmış, Kuvvet Komutanlığının ihtiyacına göre belirlenen bilim dallarında lisans eğitimi ve öğrenimi görmüş muvazzaf subay yetiştirmektir. Bu bağlamda bir Harp Okulu öğrencisi; Cumhuriyete, yurda ve millete karşı sevgi ve bağlılık, itaat, azim ve dayanıklılık, cesaret ve yiğitlik, fedakarlık, iyi ahlak sahibi olmak, sır saklamak, iyi geçinmek, meslek sevgisi, vazife bilinci, dürüstlük gibi mesleki değerleri benimsemiş olmalıdır. Bu amaç ve görevleri gerçekleştirmek amacıyla, 17 Mayıs 2000 gün ve 24052 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu kabul edilmiş, bu Kanun uyarınca çıkarılan Harp Okulları Yönetmeliği ise 27 Eylül 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacı, Deniz Harp Okulu 4 ncü sınıf öğrencisi iken, 24.12.2001 tarihinde yapılan Elektronik dersi 1 nci yarıyıl ikinci ara sınavında elinde bulundurduğu ve üzerinde o derse ait bilgileri içeren kağıda bakmak suretiyle bir kısım bilgileri sınav cevap kağıdına geçirdiği, olayın sınav gözetmeni öğretmen tarafından tespit edildiği, bu durumun tutanak altına alındığı, Elektronik dersi öğretim üyesi tarafından davacının üzerinde bulunan kopya kağıdının incelendiği, kağıtta yazılanların sınav sorularının çözümünde yardımcı olabilecek nitelikte bilgiler ihtiva ettiği sonucuna varıldığı, davacının Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun Deniz Harp Okulu Komutanının Başkanlığında dekan, kurmay başkanı, öğrenci alay komutanı ve disiplin subayının katilimi ile 15.1.2002 tarihinde toplandığı, davacının kopya çektiğine oy birliği ile kanaat getirilerek okuldan ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, kararın 1.2.2002 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylandığı ve 18.2.2002 tarihinde okuldan ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Deniz Harp Okulu Yüksek Disiplin Kurulunun, 4566 sayılı Harp Okulları Kanununun 38 nci maddesi göndermesiyle Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin verdiği bağlı yetkiye dayanarak, kopya yaptığı Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu kararı ile kesinlesen dolayısıyla öğrenci niteliğini kaybeden davacıyı okuldan çıkarması işleminin mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, suç ve cezaların ancak yasa ile düzenlenebileceğini, yönetmelikte yapılan düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğunu belirtmiş ise de; öğrencilik niteliklerinin kaybı halinde okuldan çıkarma halinin 4566 sayılı Harp Okulları Kanununun 38 nci maddesinde düzenlenmesi, bu konuda sadece esaslar konusunda idareye takdir yetkisi verilmesi karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
T.C.Anayasasının 132 nci maddesi ile 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 2 nci maddesinde, bu kanunun yüksek öğretim üst kuruluşlarını, bütün yüksek öğretim kurumlarına bağlı birimleri ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsayacağı belirtildikten sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatına bağlı Yüksek Öğretim Kurumlarıyla ilgili hususların ayrı kanunlarla düzenleneceğine dair hükmü dikkate alındığında sivil üniversiteler ile Harp Okullarının hukuki durumunun farklı kanunlarla düzenlenmesinin Anayasa ve Kanuna uygun olduğu, her iki kurumu ayni statüde değerlendirmenin mümkün olmadığı, bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin 09 Nisan 1991 gün ve E.1990/30, K.1991/8 sayılı kararında yer aldığı şekliyle, yasa önünde eşitlik ilkesi, benzer nitelik ve durumda olanlar arasında farklı uygulama yapılmamasını amaçlamaktadır.
Harp Okulları Kanununun 4 ncü maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda muvazzaf subay yetiştiren Harp Okullarının Eğitim ve Öğretim esasları ile öğrencilerle ilgili disiplin ve okuldan çıkarılma esaslarının Harp Okulları Kanununda özel olarak düzenlenmesi, Anayasanın 132 nci maddesi hükmü karşısında Anayasaya aykırı bir düzenleme değildir. Bahse konu Kanunun 38 nci maddesinde, Harp Okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrencilerin hangi hallerde okuldan çıkarılacakları belirlenmiş olup esaslarının yönetmelikte düzenleneceği hükmüne yer verilmesi ve davacı vekilinin Harp Okulları Yönetmeliğinin 61 nci maddesinin Sınavlarda, verilen ödevlerde, proje, tez, yayım ve bu gibi çalışmalarda kopya yaptıkları Eğitim Öğretim Yüksek Kurulu kararıyla kesinleşenler bölümü ile davacının Deniz Harp Okulundan çıkarılması yönünde idarenin yaptığı işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan düşünce ve görüşler doğrultusunda davacının Deniz Harp Okulundan çıkarılma ve bu dayanak teşkil eden yönetmelik hükmünün iptali istemine ilişkin çoğunluk kararına katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy