(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 26 Nisan 2002 tarihinde İstanbul 5. İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği ve 1 Mayıs 2002 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1980 yılında askere alındığını, öncelikle sivil bir suçtan dolayı en fazla iki ay kalması gerektiği halde Denizli 11 nci P.Tug. Disiplin Cezaevinde 10.02.1981 - 13.11.1981 tarihleri arasında 9 ay ağır şartlarda tutulduğunu, daha sonra 13 Kasım 1981 tarihinde sivil cezaevine sevkinin yapıldığını ve Mayıs 1994 tarihine kadar cezasının infaz edilmesinden sonra tekrar askere sevk edildiğini, GATA K. lığının 21.04.2001 tarihli raporunda müvekkilinin 07.10.1994 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığına karar verildiğini, askerliğe elverişli olmadığı halde askere sevk edilen müvekkilinin 7 yıl boyunca çalışma imkanının önlendiğini, bu süre zarfında çevresi tarafından asker kaçağı olması nedeniyle aşağılandığını acı ve ızdırap içinde olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin Adli Yardim istemi AYİM 2 nci Dairesinin 22 Mayıs 2002 gün ve Gensek No: 2002/997 Esas No:2002/375 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerini incelenmesinden; davacının 10 Kasım 1980 tarihinde askere ilk olarak sevk edildiği, 13 Kasım 1980 tarihinde Eğitim Birliğine katılan davacının Görele Asliye Ceza Mahkemesinin 17 Ekim 1980 tarih ve 1980/39-115 E.K. sayılı kararı ile Yaralanmaya Teşebbüs suçundan 10 ay Hapis cezası, 3 ncü Or. 2 nolu As. Mah. nin 28 Şubat 1983 ve 1983/66-39 E.K. sayılı kararı ile Gasb suçundan 30 yıl Ağır Hapis Cezası ile cezalandırıldığı ve bu cezalarının infazına bağlı olarak 10 Şubat 1981 -13 Kasım 1981 tarihleri arasında Disiplin Cezaevinde (9 ay 3 gün); 13 Kasım 1981-25 Mayıs 1994 sivil cezaevinde (12 Yıl 6 ay 12 gün) kaldığı, cezaları infaz edilen davacının Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine 29.04.1994 tarihin 994/3634 protokol numarası ile yatırıldığı ve Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu + Deprasif Mizaçlı Uyum Bozukluğu tanısı ile 13.05.1994 taburcu edildiği; daha sonra 27 Mayıs 1994 tarihinde ikinci defa askere sevk edilen davacının Eğitim Birliğine katıldığı ve askerlik görevini yaparken 4 ncü Mknz. P. Tug. K. lığının 14.06.1994 gün ve 9125-36-94-2999 sayılı yazısı ile Çorlu 600 Yataklı Asker Hastanesine sevk edildiği, bu hastanece 20.06.1994 tarih ve 9455-50 sayılı Sağlık Kurulu ön bildirimi raporu ile psikopatik, sosyopatik kişilikte, anksiyate reaksiyon tanısı ile durumu 16 madde C dilimine uyar bir ay hava değişimi uygundur kararı verildiği; GATA Psikiyatri servisi tarafından 15.09.1994 tarihinde davaya 20 gün istirahat verildiği, bundan sonra davacının 05 Ekim 1994 tarihinde firar kaydına alındığı (terhis belgesi) ve 24 Mayıs 2000 tarihine kadar hali firarda gözüktüğü; davacı hakkında 24 Aralık 1999 tarih ve 1999/11412 sayılı yazı ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Posttravmatik Stres Bozukluğu, Distirnik Bozukluk, Antisosyal ve Pasif Agresif Kişilik Özellikleri tanısıyla tedavi görüp kısmi salah ile taburcu edildiğinin belirtildiği, 12.06.2002; 04.07.2000; 02.08.2000 tarihlerinde davacının psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle 3 ila 5 gün arasında müteaddit defalar istirahat aldığı, Gelibolu 2 nci Kor. K. lığı As. Mah. nin 13.03.2001 tarih ve 2001/337 sayılı adli müşahede yazısıyla İstanbul GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edilen davacının, 07.10.1994 - 25.04.2000 tarihleri arasında firar ve 25.08.2000 tarihinde islediği iddia edilen üste fiilen taarruz suçları nedeniyle müşahede amaçlı olarak Hastaneye yatırıldığı, 20.04.2001 tarih ve 2204 sayılı rapor ile Anti Sosyal kişilik bozukluğu, sol el metekarp kırığı teşhisi ile B/17 F-1, A/59 F-1 07.10.1994 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği ve davacı vekili tarafından 07.10.1994 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı anlaşılan davacının askere sevk edilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunularak dava açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylem veya işlemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyor, idari faaliyet zararın gerçek nedenini teşkil etmiyor ve arada da illiyet bağı bulunmuyorsa idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Davacı vekili tarafından maddi ve manevi tazminat talebi idarenin, GATA Haydarpaşa Eğt.Hastanesinin 20.04.2001 tarihli raporuna göre 7.10.1994 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişli olmadığı yönünde hakkında sağlık kurulu kararı bulunan davacının idare tarafından hatalı bir şekilde askere sevk edilmesine dayandığı, ancak müvekkilinin bu rapora konu olan rahatsızlığının, sivil bir suçundan dolayı Askerî Disiplin Cezaevinde 9 ay 3 gün infaz amaçlı olarak 2 aydan fazla tutulmasının da etken olduğu belirtildiğinden, davacı vekili tarafından ileri sürülen bu dayanağın, zarar, illiyet bağı ve idareye yüklenebilecek sorumluluk açısından irdelenmesi dava konusu uyuşmazlığın çözümünü ortaya koyacaktır.
Davacı hakkında Yaralamaya Teşebbüs suçundan dolaya Görele- Asliye Ceza Mahkemesince 17.10.1980 tarih ve 1980/39-115 E.K. sayılı Karar ile 10 ay Hapis cezasına hükmedildiği görülmektedir. Davacının Denizli Cumhuriyet Savcılığının 10 Şubat 1981 gün ve 1981/2 G.T. sayılı yazısı üzerine Disiplin Ceza ve tutukevine alınıp yine aynı Cumhuriyet Savcılığının 04 Kasım 1981 tarih ve 28150 sayılı müzekkeresi ile sivil cezaevine sevk edilmiştir. Davacının Disiplin Ceza ve Tutukevinde tutulma sebebi Görele Asliye Ceza Mahkemesinin mahkumiyet hükmü nedeniyle Cumhuriyet Savcılığının yazısına dayanmaktadır. Bu aşamada davacının, idare tarafından haksiz bir şekilde Disiplin Cezaevinde tutulmasının kabulü mümkün gözükmemektedir. Davacı vekilinin davacının belirtilen tarihlerde Disiplin Cezaevinde sivil cezaevindeki şartlara göre daha ağır şartlar altında tutulduğuna dair iddiası ise somut kanıtlarla ortaya konulamayan soyut iddiadan öteye gidememektedir.
Davacının sanık sıfatıyla, hakkında bulunan 10 ay Hapis cezasına ilişkin mahkumiyetin infazı için ve Disiplin Ceza ve Tutuk Evinde tutulmasından dolayı davacının bir zarara uğradığını söylemekte mümkün değildir.
Davacının Yaralamaya teşebbüs ve Gasp suçlarından dolayı cezalarının infazı bittikten sonra 27 Mayıs 1994 tarihinde yeniden askere sevk edilip, ilk aşamada 4 ncü Mknz.P.Tug.K.lığının 14.06.1994 tarihli yazısı ile Çorlu 600 Yataklı Asker Hastanesine sevk edilip, müteaddit defalar muayene olduktan ve istirahat aldıktan sonra askerî bir suçtan dolayı müsaade amacıyla sevk edildiği İstanbul- GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi tarafından düzenlenen 20.04.2001 tarih ve 2204 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı ile B/17 F-1, A/59, F-1, 07.10.1994 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişli Değildir kararı verilmiştir. Davacı hakkında verilen bu kararda Askerliğe Elverişlilik halinin tam olarak suç tarihine kadar götürülmesi önceki suçlardan dolayı Antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulması ve bu kararın davacı tarafından işlendiği iddia edilen suçlarla bağlantılı olarak verildiğinden davacının Askerliğe Elverişsiz olduğuna dair karar suç tarihi ile paralel olarak 07.10.1994 tarihine götürüldüğü anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığı değerlendirildiğinde; davacının fazladan askerlik yaptığını iddia ettiği tarihlerde hava değişimi ve firarda kaldığı, dolayısıyla davacının askerlik hizmetini yaparken disiplinsiz veya tedbirsiz hareketlerinin daha önceden görülerek önleyici tedbirlerin alınmasının idarenin imkanlarını gözden uzak tutan aşırı bir istek olacağı kabul edilerek, meydana geldiği ileri sürülen zararda, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla idarenin tazminle sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Hukuki dayanaktan yoksun Davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy