(926 S. K. m. 24) (1602 S. K. m. 21) (Türk Silahlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliği m. 8)
Davacı 10 Mayıs 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 1996 yılında Kara Harp Okul Komutanlığına öğretmen yetiştirilmek üzere atandırıldığını, Aralık 1997 tarihi itibariyle stajını başarılı ile tamamlayarak öğretmen sınıfına geçirilme şartlarını sağladığını, 1998 yılında diğer stajyerliklerini bitiren subayların öğretmen sınıfına geçirilmesine rağmen kendisinin Harp Akademisine giriş hakkının devam etmesi nedeniyle sınıfının değiştirilmediğini, bunun gerekçesi olarak Genelkurmay Başkanlığının bir emrinin gösterildiğini Harp Akademisi, sınav hakkının Eylül 1999 tarihinde dolduğunu, Yönerge değişikliğinin ise 03 Mart 2000 tarihinde yapıldığını, talebi olmaksızın bu süre içerisinde sınıf değişikliğinin yapılması gerektiğini, idarenin bu konudaki takdir yetkisinin bağlı yetki olduğunu, Kara Harp Okulunda 13 hukukçu öğretim elemanı kadrosu olmasına rağmen 8 öğretim elemanı mevcudunun olduğunu, tank sınıfı kadro mevcutlarına ilişkin rakamların bilgisi dışında olmasına rağmen idarenin bu sınıfın kadrolarında zaafiyeti olduğu yönündeki iddiasının gerçekleri yansıtmadığını düşündüğünü, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilen birçok kararda gerçek anlamda kazanılmış hak olmadığı durumlarda bile idare tarafından yaratılmış müesses durumların dikkate alınması gerektiğinden söz edildiğini, 926 Sayılı Personel Kanununda terfiin kadroya dayandırıldığına ilişkin bir hükmün yer almadığını, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde bu güne dek bir terfii uygulamasının duyulmadığını belirterek yasal dayanaktan yoksun işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 1996 yılında Kara Harp Okul Komutanlığının öğretim elemanı ihtiyacını karşılamak maksadıyla KKY:52-5 Yönergesi uyarınca yapılan sınavlarda başarılı olduğu, öğretim elemanı olarak seçilip Kara Harp Okul Komutanlığı emrine atandırıldığı, stajını tamamlayan diğer personelle birlikte değerlendirilmeye tabi tutulduğu 1998 yılında yapılan bu değerlendirme sonucunda davacının Harp Akademilerine giriş hakkının devam etmesi nedeniyle sınıf değişikliğine tabi tutulmadığı, Mart 2000 tarihinde Muvazzaf Subaylardan Harp Okuluna Öğretim Elemanı Seçim Yönergesi (KKY:52-5)nde değişiklik yapılarak sınıf değişikliği hususunun tamamen idarenin takdirine bırakıldığı, davacının yaptığı başvurunun aslı sınıfı olan tank sınıfında personel Zaafiyeti bulunması nedeniyle kabul edilmemesi üzerine is bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 24 ncü maddesinde kuruluş ve kadro değişikliği sebebiyle veya idarece görülecek lüzum üzerine subayların sınıfının değiştirilebileceği belirtilmiştir.
Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 8 nci maddesi göre personelin ilk ve yeniden sınıflandırılmasında (1) Sınıfların kadro ihtiyacı, (2) Personelin sağlık durumu, (3) Zihni kabiliyetler, (4) Tahsili, sivil mesleki tecrübesi, alakaları, (5) Fiziki profili ve (6) isteği dikkate alınacağını amirdir.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere personelin yeniden sınıflandırılmasında idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır. İdare ilgili kişinin isteği de dikkate alınarak sınıfların kadro ihtiyacını karşılayacak şekilde sınıf değişikliği yapabilecektir.
KKY: 52-5 Yönergesinin değişiklikten önceki Üçüncü Bölüm Sınıflandırma İşlemleri başlıklı 2 nci maddesi a. Staj sonunda, staj dönemini başarı ile bitiren personelin adaylıklarının sona erdirilmesi ve öğretmen sınıfına nakil edilmeleri Kara Harp Okul Komutanlığınca Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığına yazı ile bildirilir. b. Buna göre Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığınca adaylık süresi sonunda basarili olan personelin öğretmen sınıfına nakil edilmeleri sağlanarak sınıfları değiştirilir. c. Staj sonunda başarılı olan ve Harp Akademilerine girme hakki bulunan personel, akademi sınavlarına girme hakkı bitinceye kadar sınıflarında kalabilirler. Ancak bu personel istekleri halinde öğretmen sınıfına nakledilirler. şeklinde düzenlenmiştir.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda terfiin kadro esasına bağlanması ve sınıfların olması gereken kadro miktarlarının yeniden belirlenmesi nedeniyle KKY:52-5 Yönergesinin Üçüncü bölüm ikinci maddesi Kara Harp Okulu Komutanlığına öğretim elemanı olarak istihdam edilmek üzere seçilen ve staj süresinin basari ile tamamlayan personelin durumu sınıf değişikliği talebine gerekçe olamaz. Bu husus idarenin yetkisindedir. biçiminde değiştirilmiştir.
Kamu hizmeti, kamu yararına olacak şekilde yürütülür. Hizmetin hangi ve ne nitelikteki personel eliyle yürütüleceğine karar vermede, takdir hakki hiç kuskusuz idareye aittir. İdare kamu hizmetini gördüreceği personeli seçerken hizmetin özelliklerini, hizmetin gereksinme duyduğu personelin niteliklerini ve personelin sınıf mevcudunu göz önünde bulundurmak durumundadır. Hizmet etkinliğinin sağlanması için idare gerekli önlemleri alma, bu husustaki mevzuat düzenlemelerini görevli ve sorumlu idare ilkesi gereğince yapmak zorundadır. Yukarıda açıklanan Yönergede yapılan değişikliğin davalı idareye geniş bir alanda takdir yetkisi sağladığı görülmektedir. Elbette ki bu takdir yetkisi sınırsız ve denetlenemeyecek bir yetki değildir. Davalı idare 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda yapılan düzenleme ile terfiin kadro esasına bağlanması ve sınıfların olması gereken kadro miktarlarının yeniden belirlenmesi nedeniyle KKY,:52-5 Yönergesinde değişiklik yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda da idare taktir yetkisini tank sınıfında mevcut Zaafiyeti nedeniyle bu yönde kullanmıştır. Kaldı ki hangi dalda ve ne kadar personele ihtiyacı olduğunu bilebilecek olan idarenin kendisidir. Bunun aksini savunmak yargı yerinin doğrudan ihtiyaç belirlemesi veya idareye ihtiyacın var denmesi yerindelik denetimi anlamına gelir. Bu husus 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesinin İkinci fıkrasında açıkça yasaklanmıştır.
İdarenin kendi iç düzenlemesi olarak beliren Yönergelerle personel lehine yapılan düzenlemelerin meydana gelen zafiyetler nedeniyle değiştirilmesi sonucunda kazanılmış hak doğurmaz. Bu durumun davacının iddia ettiği gibi müesses durum yaratacağı düşüncesi kabul görmemiştir. Davalı idarenin işlemini tesis ederken objektiflikten uzaklaştığına ve taktir yetkisini kullanırken zaafiyeti gösterdiğine dair bir belge bilgi bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davacının iddialarına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy