(2709 S. K. m. 125)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi tazminat istemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin, askere geldikten 7 ay sonra yakınmaları başladığı, 8 nci ayında asker hastanesine sevk edildiği, Akciğer Tüberkülozu teşhisi konan davacının tüberküloz, basili ile askere gelmeden önce karşılaşmış olabileceği, askerde iken bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğu, davacıya hastalığın teşhisinden sonra her türlü tedavinin gecikmeden uygulandığı, uygulanan tedaviden sonra minimal seke! ile taburcu edildiği, askerliğe elverişli olmadığına dair kararın TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre verildiği, dava konusu zararın davacının bünyesel rahatsızlığından kaynaklandığı ve idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davacının rahatsızlığına dayanan maddi ve manevi zararı ile idari hizmet ve faaliyet arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı, savunma aksine davanın kabulü halinde Devletçe yapılan ve yapılacak yardımların dikkate alınmasını, istenen maddi ve manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: İdarenin tazminle yükümlü olması için ortada bir zararın olmasının gerekliği, davacının akciğer tüberkülozu rahatsızlığı nedeniyle malul hale geldiği ya da iş gücü kaybına uğradığına ilişkin kesin bir sağlık raporu bulunmadığı, davacının durumunun sağlık raporu ile tespit edilmesinin gerektiği, bu rahatsızlığın askerlik hizmetinden kaynaklanan bir hastalık olup olmadığının yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi, askerlik görevinden kaynaklandığının tespiti halinde davanın kabulü ile bilirkişiye hesaplattırılacak miktarın maddi ve duyulan üzüntü nedeniyle mahkemece takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat olarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine aksi takdirde davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Hak. Kd. Alb. H.Hasan MUTLU'nun açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin, 24 Mayıs 2002 tarihinde Adana 2 nci İdare Mahkemesinde, 30 Mayıs 2002 tarihinde AYİM kaydına gecen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Ekrem DİLEKÇİ'nin Mamak 28 nci P.Tug. Bosna-Hersek Bl.K.lığında (Bosna) askerlik hizmetini yapmakta iken askerliğin ağır koşullarına bünyesinin dayanamayıp verem (tüberküloz) hastalığına yakalandığını, ve askerliğe elverişli değildir raporu verilerek terhis edildiğini, müvekkilinin çalışamaz duruma gelmesinde idarenin kusursuz ve kusur sorumluluğunun bulunduğunu belirtilerek 5 Milyar TL maddi ve 40 Milyar TL manevi olmak üzere toplam 45 milyar TL tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili daha sonra mahkememize verdiği dilekçe ile, tazminat miktarını 5 Milyar TL. manevi ve 40 Milyar TL maddi olarak değiştirmiştir.
Dava dosyası ile davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin GATA'dan getirtilen hasta dosyası ve tedavisine ait röntgen filmi ve belgelerin incelenmesinde; davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin 21 Kasım 1999 tarihinde askere sevk edilerek askerlik hizmetine başladığı, 04 Mayıs 2000 tarihinde Mamak 28 nci P.Tug. K.lığına dağıtım edildiği, buradan ZENİCA'da bulunan birlikte görevlendirildiği, katıldıktan bir ay kadar sonra 03.06.2000 tarihinde bel ağrısı ve halsizlik, iştahsızlık şikayeti ile birlik revirine başvurduğu ve revire yatırıldığı, bir hafta sonra da kurye uçağı ile 10.06.2000 tarihînde GATA'ya şevkine karar verildiği ve GATA'da akciğer tüberkülozu teşhisi ile yatırılarak tedavisine başlandığı, GATA Sağlık Kurulunun 12.10.2000 tarih ve 12112 sayılı raporu ile Akciğer Tüberkülozu tanısı ile üç ay hava değişimi karan verildiği ve ilaç tedavisi düzenlendiği, hava değişimi bitiminde, GATA Sağlık Kurulunun 31.01.2001 tarihli raporu ile üç ay daha hava değişimi verildiği, üçüncü kez GATA Sağlık Kurulunun 02.05.2001 tarih ve 4228 sayılı Sağlık Kurulu raporuyla; Akciğer Tüberküloz Sekeli tanısı ile B/46-F1, Askerliğe elverişli değildir kararı verilerek taburcu edildiği aynı rapora istinaden terhis edildiği, davacının vekili vasıtası ile 24 Mayıs 2002 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir, idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar, idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin 04 Mayıs 2000 tarihinde Mamak 28 na P.Tug.K.lığına, buradan da ZENİCA'da bulunan birlikte görevlendirildiği, katıldıktan bir ay kadar sonra 03.06.2000 tarihinde bel ağrısı ve halsizlik, iştahsızlık şikayeti üzerine birlik revirine başvurduğu ve revire yatırıldığı, bir hafta sonra da 10.06.2000 tarihinde GATA'ya sevk edilerek GATA'da Akciğer tüberkülozu teşhisi ile yatırılarak tedavisine başlandığı, dört aylık tedaviden sonra GATA Sağlık Kurulunca Akciğer Tüberkülozu tanısı ile ilaç tedavisi düzenlenip iki kez üç ay hava değişimine gönderildiği, hava değişimi bitiminde, üçüncü kez GATA Sağlık Kurulunun 02.05.2001 tarih ve 4228 sayılı Sağlık Kurulu raporuyla Akciğer Tüberküloz Sekeli teşhisi ile B/46-F1, Askerliğe elverişli değildir kararı verilerek terhis edildiği, anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin, müvekkilinin 28 nci P.Tug. Bosna-Hersek Bl.K.lığında (Bosna) askerlik hizmetini yapmakta iken askerliğin ağır koşullarına bünyesinin dayanamayıp verem (tüberküloz) hastalığına yakalandığını, ve askerliğe elverişli değildir raporu verilerek terhis edildiğini, müvekkilinin çalışamaz duruma gelmesinde idarenin kusursuz ve kusur sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmesi nedeniyle hastalığın bünyesel mi olduğu yoksa askerlik görevinin sebep ve tesiri ile mi oluştuğu hususunda bilirkişi incelemesine karar verilerek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Ana Bilim Dalı Başkanlığında görevli iki profesör ve bir doçent olmak üzere üç öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu temin edilmiştir. Dava dosyası ile GATA'dan getirtilen hasta dosyası ile tıbbi kayıtlan inceleyen bilirkişi heyeti mahkemeye sunduğu 28.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda; Tüberküloz hastalığının bünyesel olmadığı, ancak tüberküloz basilinin solunması ile oluşacağı, davacıda tüberküloz hastalığının oluşumunda görev şartlarının etkisinin olabileceği, ancak uygulanan tedavide ve hastanın izlenmesinde tıbbi açıdan herhangi bir aksaklık ve ihmal olmadığı kanaati bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından, tıbbi açıdan aksaklık olmadığı kısmına katılmadıktan gerekçesiyle, davalı idare tarafından; idarenin tüm yükümlülüklerini yerine getirerek tedavi imkanlarını sunduğu, davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesinin geçirdiği hastalık nedeni ile değil, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği gereği olduğunu, hastalığın görevin etkisi ile oluşabileceği kanaatine katılmadıkları ve itiraz ettikleri, davacıda sekel kalıp kalmadığı konusunun bir üst kurul tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle itiraz edilmiştir.
Davalı idarenin davacının sakatlık oranına itirazı üzerine Mahkememizin 07 OCAK 2004 tarihli ara kararı ile davacının sakatlığının sekel oluşturup oluşturmadığı, oluşturuyor ise sakatlığının derecesinin ne olduğu ve bu sakatlığın efor kaybına sebep olup olmadığının tespiti için davacının en yakın Asker Hastanesine müracaatıyla aldırılacak Sağlık Kurulu raporunun Mahkememize gönderilmesi davacı vekilinden istenmiş, başvurduğu Adana Asker Hastanesi tarafından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilen davacının, burada gerekli tetkik ve analizleri yaptırdıktan sonra Asker Hastanesi'ne uğramadığı bildirilerek temin edilen ve mahkememize gönderilen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı raporunda; akciğer sekeli ve solunum fonksiyon kaybı saptanmamıştır. tanısı konduğu anlaşılmıştır. Davacının son sakatlık durumunun tespiti amacıyla temin edilen tetkik ve raporlar ile tüm dosya birlikte GATA Profesörler Kuruluna sevk edilerek ek rapor istenmiştir.
GATA profesörler Kurulu tarafından düzenlenen 05.07.2004 tarih ve 118 Sayılı raporda; Akciğer Tüberkülozu günümüzdeki modern tedavi yöntemleri ile büyük oranda iyileşebilen bir hastalıktır. Bazen akciğerlerde hiçbir fonksiyonel bozukluğa yol açmayan sadece radyolojik olarak saptanabilen minimal sekeller bırakarak iyileşebilir. Bazen de kronikleşerek akciğer fonksiyonlarını bozan sekel lezyonlarla iyileşebilir. Tüberkülozlu bir hastada mikrobun vücuda girmesiyle hastalık tablosu oluşması arasında aylar veya yıllar gerekebilir. Davacının son durumu tam salah kabul edilmelidir, davacının son durumunda iş gücü ve efor kaybı yoktur. Hastalığı getirmemiş kişi ile davacı arasında iş gücü ve efor kaybı açısından fark yoktur. Kararı verilmiştir.
Davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin, askerlik hizmeti sırasında Akciğer Tüberkülozu olduğu maddi bir vakıa ise de, bu rahatsızlığın askerliğin ağır koşullarından meydana geldiği, tedavisinin yapılmadığı gibi hususlar kanıtlanmadığı gibi davacının sakatlığının kalıcı ve iş gücü kaybına neden olacak nitelikte olmadığı, ortada tazmini gereken herhangi bir zararının da bulunmadığı, idareyi sorumlu tutacak herhangi bir kusurlu hareket veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin iddialarına itibar olunmayarak davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddinin gerekliği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Ekrem DİLEKÇİ'nin, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı DAVANIN REDDİNE,
2.1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta ve bilirkişi ücreti giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince 7.530.000 TL başvurma harcı ile 10.120.000 TL esastan ilam harcı toplamı olan 17.650.000 TL (ONYEDİMİLYONALTIYÜZELÜBİN TL) harcın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 615.030.000 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 597.380.000 TL (BEŞYÜZDOKSANYEDİMİLYONÜÇYÜZSEKSENBİN TL.) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
4. Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen, davacı Ekrem DİLEKÇİ'ye ait 2 adet hasta takip dosyasının ve 6 adet Röntgen filminin aynı gizlilik derecesiyle Ankara GATA Komutanlığına İADESİNE,
24 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy