(2709 S. K. m. 40, 125, 129) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (1602 S. K. m. 40, 71) (5434 S. K. m. 48)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının intihara teşebbüsü olayında idareye yüklenebilir bir hizmet kusuru mevcut olmadığı, söz konusu yaralanmanın davacının kendi kusurlu eylemi sonucu meydana geldiği, zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunmadığı, olayda davacının müterafik kusurunun da bulunduğu belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının, askerlik görevini yaparken aynı birlikte görevli J.Er Kemal BALIKÇI ile J.Er Yakup BOZKURTun kendisine yönelik üste hakaret, yine bu iki personel ile birlikte J.Onb. Muhammet DİKEÇ'in davacıya yönelik üste fiilen taarruz suçlarını işlemelerinin etkisiyle girdiği bunalım sonucu, el yazısı ile not bırakarak tüfeğini boğazına dayayıp ateş etmek suretiyle intihara teşebbüs ettiği dikkate alındığında, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, söz konusu zararın davacının müterafik kusuru dikkate alınarak davalı idarece karşılanması gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hv. Hak. Yzb. Murat YAMAN'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 07 Haziran 2002 tarihinde İstanbul 5 nci İdare Mahkemesi'ne verdiği ve 12 Haziran 2002 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askerlik hizmeti sırasında aynı birlikte görevli birkaç asker tarafından dövülmesi ve hırsızlık ile itham edilmesi birlik komutanınca haklarının kısıtlanması sonucu girdiği psikolojik bunalımın etkisiyle intihara teşebbüs ettiğini, gözlerinin kör olduğu ve beyinsel özürlü haline geldiğini, idarenin hizmet kusuru veya en azından kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davanın adli yardımlı görülmesini ve davacı lehine 20.000.000.000 TL. maddi ve 5.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 03 Temmuz 2002 gün ve E.2002/538 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait askerlik şubesi şahsi dosyasının incelenmesinden; davacının, Yozgat İl Merkez Jandarma Musabeyli Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa ettiği sırada, eşofman üstününü çalındığından bahisle aralarında çıkan tartışma sonucu 25 Kasım 2001 tarihinde önce, J.Onb. Muhammet DİKEÇ, J.Er Kemal BALIKÇI ve J.Er Yakup BOZKURT tarafından tekme ve yumruk ile vurulmak suretiyle dövüldüğü, ardından da diğer erbaş ve erlerin yanında bu askerler tarafından sigara ve para çalmakla suçlandığı, karakolda görev yaptığı zaman zarfında Karakol Komutanı J.Kd.Çvş. Özgür BAŞAR tarafından çeşitli tarihlerde sürekli olarak dövüldüğü, hırsızlık suçlaması üzerine davacının koğuşa giderek hiç kimseyle iletişim kurmadığı, 26 Kasım 2001 günü bu konuda not bırakarak kendisini öldürmek amacıyla silahını başına dayayarak ateşlediği, kendisine yapılan ilk müdahaleyi müteakip tedavisine başlandığı, en son GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulu'nun 29 Ocak 2003 gün ve 761/Bil. No:1008 nolu raporu ile Kriniyal Ateşli Silah Yaralanması + Frontal Kranlektomi + Serebral Abse Ameliyatlısı + Biteral Evisserasyon, B/10 F-1, B/14 F-2, D/9 F-1 Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği, olayla ilgili olarak hazırlık tahkikatını yürüten Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın 16 Ocak 2002 gün ve E.2002/57, K.2002/37 sayılı kararı ile; davacının kötü muamele görmesi ve hırsızlıkla suçlanması sonucu ruhsal durumunun bozulduğu ve kendisini öldürmek amacıyla silahını kafasına dayayarak ateş ettiğinin tespiti üzerine davacının eylemi hakkında Kovuşturma Yer Olmadığı Kararı verildiği, Karakol komutanı ve diğer üç asker hakkında da asta müessir fiil, üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 30 Haziran 2004 gün ve E.2004/66, K.2004/326 sayılı kararıyla müsnet suçlardan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin haili doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Anayasanın 40 ncı maddesinde yer alan kişinin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletti sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. şeklinde ifadesini bulan hükmü ve Anayasanın 129/5 nci maddesindeki memurlar ve rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. şekildeki hükmü ile 1602 Sayılı Kanunun 24 ncü maddesinde yer alan kişiler askeri görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil sadece bu mahkemede ilgi kurum aleyhine tazminat davası açabilirler. Kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. şeklindeki hükmü muvacehesinde askeri bir kamu hizmetinin ifası sırasında ika edilen kusurunun ifa edilen görevden ayrı düşünülemeyeceği, bu durumda dahi verilen zararlarda devletin asıl ve birinci derecedeki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, keza devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca görev hizmeti devamlı ve iyi şekilde topluma arz etmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri atması zorunludur. Bu zorunluluğunun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin göstergesidir.
Davacının intihara teşebbüs ettiği güne kadar müteaddit defalar idare ajanı J.Kd.Çvş. Özgür BAŞAR tarafından azarlandığı ve müessir fiile maruz kaldığı, intihara teşebbüs ettiği günün sabahı aynı karakolda görevli astlarının fiili taarruzuna ve madde-i mahsusa suretiyle hakaretlerine uğradığı, tüm bu olayların, astlarının usulüne uygun şeklide eğitmek, onların haklarına riayet etmek ve korumakla görevli bulunan karakol komutanının ihmali ve kasti eylemlerinden ileri geldiği, ajanları idarenin yürüttüğü hizmetin bir parçası olup, ajanları idarenin yürüttüğü hizmetten ayırmanın mümkün olmadığı düşünüldüğünde birlikteki hizmetin iyi işlemediği, ajanların yeterince eğitilmediği ve yeterince denetlenmediği, dolayısıyla idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu anlaşıldığından müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak, zararın davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacıya, T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararından düşüldüğünden bu husus araştırılmış; T.C. Emekli Sandığı Genel müdürlüğünün 09 Eylül 2002 gün ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/80.766.040 sayılı yazısından, 5434 sayılı Kanunun 48 nci maddesinin (ç) fıkrası nedeniyle davacıya aylık bağlanmadığı anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının, maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 07 Ekim 2003 tarihli bilirkişi raporunda, davacının maddi tazminat hakedişinin 48.705.364.199. TL olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporunun Mahkememizce bilirkişiye verilen talimatlara göre hazırlandığı, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından bilirkişi raporu uyarınca davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak tatbikat yapılmıştır.
Davacıya müterafik kusuru da dikkate alınarak duyduğu ve duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın oluş şekli ve tarihi, davacının sosyal durumu, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faizi dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müterafik kusuru dikkate alınarak davacı İbrahim HAMARATa istemi gibi 20.000.000.000 TL (YİRMİMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak davacı İbrahim HAMARATa 2.000.000.000 TL. (İKİMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul olunan 26 Nisan 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tahinden 31 Aralık 2003 tarihine yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 26 Kasım 2001 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ) , 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, ancak 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 60.000.000 TL, bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrı ayrı nispi olarak hesap edilen 2.240.000.000 TL. (İKİMİLYARİKİYÜZKIRKMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Ordu-Ünye Askerlik Şubesi Başkanlığınca Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait şube şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE,
10 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy