(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Zararı doğuran olayın idareye atfı kabil bir kusur sonucu meydana gelmediği rahatsızlığını beyan etmesi üzerine hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan davacılar yakınının tedavisi için gerekli tüm işlemlerin yapıldığı, idarenin bir sorumluluğunun bulunmadığı, sağlığına kavuşması için tüm tıbbi imkanların seferber edildiği, eylem ile arasında illiyet bağı bulunmayan zararlardan idarenin sorumlu tutulamayacağı, davacılara aylık bağlanabileceği istenilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerekeceği yolunda savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacılar yakınının ölümüne yol açan rahatsızlığının görevden kaynaklanan bir rahatsızlık olup olmadığının ve davalı idarenin tıbbi tedavi ve sağlık hizmetlerine ilişkin kusuru bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, bu rahatsızlığın görevden olup olmadığı veya idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda yaptırılacak tıbbi bilirkişi incelemesi neticesinde uygun bir illiyet bağının bulunması halinde bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın maddi ve takdir olunacak bir miktarın manevi tazminat olarak hükmedilmesine, aksi takdirde davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince Davalı İdarenin istemi üzerine, 23 Ocak 2002 saat 00.15'de davacılar ve vekillerinin yokluğunda davalı İdare vekili Haz. Av. Ahmet GÜMÜŞ, AYİM Savcısı Hak. Ütğm. Esat Mahmut YILMAZ'ın iştiraki ile açık duruşma yapılıp Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 14 Haziran 2001 tarihinde Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi ve 19 Haziran 2001 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu/kardeşi olan Ulş.Onb Ruşen KÖKSALDInın 2 nci Or.Ulş.Er Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken burnundan ameliyat olduğunu, ameliyatın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yoğun bakıma alındığını ve daha sonra sevk edildiği İnönü Üniversitesi Araştırma Hastahanesinde 28.06.2000 tarihinde vefat ettiğini, davalı idarenin tıbbi operasyonun ölümle sonuçlanması hadisesinde ciddi ölçüde kusurlu olduğunu, desteklerinden yoksun kalan davacıların olay nedeniyle büyük acı ve ızdırap duyduklarını, ömür boyu duymaya devam edeceklerini, zararlarının giderilmesi için davalı idareye yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini belirterek toplam 20.000.000.000TL maddi ve 24.000.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ite birlikte hüküm artına alınmasını talep ve dava etmiş, adli yardım talebinde bulunmuştur.
Davacılar vekilinin adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 11 Temmuz 2001 gün ve GENSEK NO:2001/1198, ESAS NO:2001/548 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama sırasında AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 tarih ve E:2001/548, K:2002/177 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine oyçokluğu ile karar verilmiş; bu karara karşı davalı idare tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine yapılan incelemede, AYİM İkinci Dairesinin 25 Eylül 2002 tarih ve GENSEK NO:2002/1223, ESAS NO:2002/570 sayılı kararıyla davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulüyle davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kaldırılarak davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, 2 nci Ordu Ulaştırma Er Eğitim Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan davacılar yakını Ulş.Onb.Ruşen KÖKSALDInın rahatsızlığı nedeniyle 05 Haziran 2000 tarihinde Alay Komutanlığı bünyesinde bulunan 30 Yataklı Revir Baştabipliğine müracaat ettiği, yapılan muayenesinde Septum Deviasyonu tanısı konularak Malatya 200 Yataklı Asker Hastanesi Plastik Cerrahi Polikliniğine sevk edildiği, aynı gün hastanede tetkiklerinin yapıldığı ve reçete tanzim edilerek 10 gün sonra kontrole gelmesinin istendiği, 19 Haziran 2000 tarihinde tekrar Malatya 200 Yataklı Asker Hastanesi Rastık Cerrahi Polikliniğine sevkini müteakip kan ve röntgen tetkikleri yapıldıktan sonra ameliyat amacıyla Ortopedi servisine yatırıldığı ve 21 Haziran 2000 günü saat 13.30 sıralarında ameliyata alındığı ameliyat sonlarına doğru sağ burun deliğinden anormal bir kanama başladığı, kanamaya bağlı olarak tansiyonunun düştüğü, yapılan müdahale ile tansiyonun normale yükseltilip ameliyatın tamamlanmasından sonra yoğun bakıma alındığı, yoğun bakım servisinde iken saat 19:00 sıralarında solunumunun durduğu ve acilen ambulans ile İnönü Üniversitesi Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada çekilen beyin tomografisinin değerlendirilmesi sonucu Subaraknoit Kanama ön tanısı ile beyin cerrahi yoğun bakım bölümüne yatırılarak suni solunum cihazına bağlandığı, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 28 Haziran 2000 tarihinde yaşamını yitirdiği; ölüm olayı sonrasında 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca yürütülen soruşturma sırasında yapılan otopside kesin ölüm sebebinin Yaygın subaraknoit kanamaya bağlı kardiyopulmener yetmezlik olduğunun tespit edildiği, GATA Komutanlığında görevli Anestezi ve Rean.Uzmanı, Beyin Cerrahisi Uzmanı ve KBB uzmanlarından oluşan Doçent ve Yrd.Doçent seviyesinde oluşturulan 3 kişilik bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda ölüm olayının muhtemelen beyin kanamasına bağlı başta kalp ve akciğer olmak üzere gelişen komplikasyonlar sonucu ortaya çıktığı, ölüm olayında gerek cerrahi gerekse anestezi ekibinin kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, tüm delilerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 13 Ekim 2000 gün ve 2000/995 E., 2000/938 K. sayılı kararı ile gerek ameliyatı icra eden gerekse anestezi ekibi ve ameliyat sonrası süreçte tedavide yer alan personelin herhangi bir ihmal ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına yapılan itiraz üzerine 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Ulş.Onb.Ruşen KÖKSALDI'nın olaydan önce geçirilmiş veya süregelen bir rahatsızlığı bulunup bulunmadığının tespiti ve tespitten sonra Adli Tıp Kurumunda görüş alınması gerekli görülerek soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği, eksikliklerin tamamlanmasını müteakip dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 19 Mart 2003 tarih ve 1 nci İhtisas Kurulunun AT.No: 110-03072002-35707-1170 sayılı 651 numaralı kararında, hekimin dikkatsizliği sonucu oluşan kemik defektinin ölümde etkili olduğu, bunun ameliyat esnasında beklenir komplikasyonlardan olmadığı, bu nedenle de ameliyatı uygulayan Dr. Mubin HOŞNUTER'in kişinin ölümünde kusurlu olduğu beyanında bulunulduğu, yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararlar; ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması şarttır illiyet bağının kesilmiş sayılması için sararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacılar yakını Ulş.Onb. Ruşen KÖKSALDI'nın ölüm olayında Adli Tıp Raporunda belirtildiği üzere, hekimin dikkatsizliği sonucu oluşan kemik defektinin etkili olduğu, bunun ameliyat esnasında beklenir komplikasyonlardan olmadığı, zararın ameliyatı gerçekleştiren idare ajanı olan Tbp.Onb Mubin HOŞNUTER'in kusurundan ileri geldiği, zararlı sonuç ile idarenin ajanının davranışı arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, davacıların zararının, hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, bu husus araştırılmış; T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 05 Temmuz 2004 gün ve B.07.01.EMS.0.10.01.01/79.709.005 sayılı yazısıyla Yönetim Kurulunun 25 Temmuz 2002 tarih ve 662 sayılı kararı ile vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, davacı babanın SSK emeklisi olması ve davacı annenin ise evlilik birlikteliğinin devam etmesi nedeniyle aylık bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği bildirilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı anne ve babanın zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 05 Kasım 2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı anne Nesibe KÖKSALDI'nın 5 764.008.578 TL., davacı baba Rasim Ethem KÖKSALDI'nın ise 4.510 307.268 TL. maddi tazminat hak edişinin olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından; tespit edilen maddi tazminat hak edişinin düşük olduğu gerekçesiyle hesaplama yöntemine itiraz edilerek çelişkilerin giderilmesi talep edilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporun Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin itirazı yerinde görülmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara yakınlarını kaybetmeleri sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birilikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle:
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne Nesibe KÖKSALDIya 5.765.000.000 TL. (Beşmilyar Yediyüzaltmışbeşmilyon Türk Lirası) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı Baba Ramis Ethem KÖKSALDya, 4.511.000.000 TL. (Dörtrnilyar Beşyüzonbirmilyon Türk Lirası) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3 Davacı anne Nesibe KÖKSALDI ve davacı baba Ramis Ethem KÖKSALDIya takdiren ve ayrı ayrı 2.300.000.000 TL (İkimilyarüçyüzmilyon Türk Lirası) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler Elif KÖKSALDI ve Emine Esra KÖKSALDI'ya takdiren ve ayrı ayrı 950.000.000 TL (Dokuzyüzellimilyon Türk Lirası) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği farz edilen 23 Ekim 2000 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (Yüzdealtmş), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık % 55 (Yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (Yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (Yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 28 Haziran 2000 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (Yüzdealtmış), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık % 55 (Yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (Yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (Yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
7. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesi YER OLMADIĞINA,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 90.000.000 TL. (Doksanmilyon TL.) bilirkişi ücretinin, davadaki haklılık oranına göre 43.758.000 TL. (Kırküçmilyon Yediyüzellisekizbin Türk Lirası)nın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 46.242.000 TL. (Kırkaltımilyon İkiyüzkırkikibin Türk Lirası)'nın DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesap edilen 1.897.600.000 TL. (Birmilyar Sekizyüzdoksanyedimilyon Altıyüzbin Türk Lirası) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ve Tarifenin 10'ncu maddesi dikkate alınarak nisbi olarak hesap edilen 1.842 400.000 TL. (Birmilyar Sekizyüzkırkikimilyon Dörtyüzbin Türk Lirası) avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
11. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 54.750.000 TL. (Ellidörtmilyon Yediyüzellibin Türk Lirası) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
15 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy