(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 07.11.2000 tarihinde Denizli İdare Mahkemesi Başkanlığına müracaatta ve bu kanalla gönderilip 10.11.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 19.02.2001 tarihinde Denizli İdare Mahkemesine müracaat ve bu kanalla gönderilip 26.02.2001 tarihinde kayda geçen cevap lahikasında özetle; müvekkillerinin yakını ......................in 1 nci Ordu Komutanlığı 2 nci Bölge Muhabere Bölüğü (Hardal-İSTANBUL) emrinde askerlik görevini yaparken, 03.08.2000 tarihinde başka bir asker tarafından piyade tüfeği ile vurularak şehit edildiğini, ceza yargılamasının devam ettiğini, müteveffa ......................in kardeşi ......................in ileri derecede debilite (zekâ geriliği) rahatsızlığı ve askerliğe elverişli olmadığına dair raporu olduğunu bu nedenle gelecekte yardım edip destek olacağını, müteveffa ......................in, davalı idarenin bir ajanının kusurlu eyleminden dolayı öldüğünü, müteveffanın hiçbir kusuru olmadığını, davalı idarenin hizmetin iyi islemesi için gerekli tedbirleri almasının zorunlu olduğunu, hizmetin iyi ve sağlıklı istemediğini, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne başvurduklarını halen sonuç alamadıklarını tazminat için 01.09.2000 tarihinde davalı idareye başvurduklarını ve cevap alamadıklarını belirterek baba...................... için 10.000.000.000.-TL maddi, 2.500.000.000.-TL manevi, anne...................... için 10.000.000.000.-TL maddi, 2.500.000.000.-TL manevi, kardeş...................... için 2.500.000.000.-TL maddi, 1.250.000.000.-TL manevi, diğer kardeş...................... için 1.250.000.000.-TL manevi olmak üzere toplam 30.000.000.000.-TL tazminata hükmedilmesini, bu tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz isletilmesini ve adli yardım taleplerinin kabul edilmesini arz ve talep etmiştir.
Davacıların adli yardım istemi Dairemizin 22 Kasım 2000 gün ve Esas:2000/787 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Yapılan yargılama sırasında AYİM 2 nci Dairesinin 27 Mart 2002 tarih ve 2000/787 Esas, 2002/275 Karar sayılı kararı ile davanın görev yönünden REDDİNE karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare ve davacı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine yapılan incelemede AYİM 2 nci Dairesinin 18 Eylül 2002 tarih ve Gensek:2002/1926, Esas:2002/572 sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin kabulüyle davanın görev yönünden REDDİNE ilişkin kararının kaldırılarak davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasinin incelenmesine geçilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını Mu.Çvs. ......................in 1 nci Ordu MEBS Komutanlığı 2 nci Bölge Komutanlığı (Hardal-İSTANBUL)da 1979/2 tertip Mu.Çvs.rütbesiyle askerlik görevini yapmakta iken Mu.Çvs. ......................nin silah ile ateş etmesi sonucu yaralanmaya bağlı olarak hayatini kaybettiği, 3 ncü kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 26.03.2001 tarih ve Esas:2001/236, Karar:2001/110 sayılı kararı ile sanık ......................nin tedbirsizlik dikkatsizlik neticesi Mu.Çvs. ......................in ölümüne sebebiyet vermek suçunu islediğinin sübut bulunduğu hukuki ve vicdani kanaatine varıldığından bahisle 3 yil 4 ay hapis ve 152.100.000.-TL ağır para cezasına çarptırıldığı, müteveffanın kardeşi ......................in Gülhane Askeri Tip Akademisi komutanlığının 11.05.1995 tarih ve 2466 sayılı raporu ile ileri derecede debilite D/17 F-2 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği, Mu.Çvs. ......................in ölüm olayı nedeniyle davacıların vekili tarafından toplam 30.000.000.000.-TL (otuz milyar TL) istemli iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa Prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursu sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borucunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıların yakını olan Mu.Çvs. ......................in ölümü sonucunu doğuran maddi olayın askerlik gibi ve özellikle kamu görevinin ifasında davalı idarenin hizmette ajan olarak istihdam ettiği Mu. Çvs. ......................in yine idareye ait olan bir silahı kullanması sonucu meydana geldiği, hizmet ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, bu nedenle zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak ajanın görev kusuru nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca idarece karşılanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Müteveffa Mu.Çvs. ......................in kardeşi olan davacı ...................... için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de Türk Medeni Kanununun 364 ncü maddesine göre kardeşe nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafından öncelikle hali refahta olması nafaka isteyenin ise diğer taraf yardım etmediği takdirde zarurete düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda maddi tazminat talebi, ölenin ekonomik refah içinde, talep edenin de yardım edilmediğinde zarurete düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel fiilen bir yardım ilişkisinin bulunması ve kanıtlanması gerekmektedir. Müteveffanın hali refahta olduğu hususunda dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşe ölmeden önce maddi destekte bulunduğu kanıtlanamadığı gibi kardeş zaruret içinde olsa dahi onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenle kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından davacı kardeş ......................in maddi tazminat isteminin REDDİNE karar verilmiştir.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 05.02.2002 tarih ve SAYI: B.07.1.EMS.0.10.01./78.624.020 sayılı yazısından davacı anne ve babaya malul ve muhtaç olmamaları nedeniyle maaş bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacı anne ve babanın maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 07.10.2001 tarihli bilirkişi raporundan davacı anne ......................in 2.629.646.087.-TL, davacı baba Hasan ......................in 2.322.464.323.-TL maddi tazminat hak edişinin olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacılara olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Bu itibarla;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ......................e 2.630.000.000 TL (iki milyar altı yüzotuz milyon TL) ve davacı baba ......................e 2.323.000.000.-TL (iki milyar üçyüz yirmi üç milyon TL) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE
2. Davacı kardeş ......................in maddi tazminat isteminin REDDİNE,
3. Davacı anne ...................... ile davacı baba ......................e takdiren ve ayrı ayrı 1.000.000.000.-TL (birer milyar TL) manavı tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler ...................... ve ......................e takdiren ve ayrı ayrı 400.000.000.-TL (dörtyüzer milyon TL) manavı tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmolunan maddi tazminat miktarına müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği kabul edilen tarih olan 24 Ekim 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmolunan manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 03.08.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,.....
11 Aralık 2002 tarihinde hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden değil, kararın verildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği yönünde Hak. Kd. Alb. Ertuğrul Takanın Karşı Oyu üzerine OYÇOKLUĞU, diğer hususlarda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin REDDİNE karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy