(1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili 26 Temmuz 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Bingöl 49 ncu İç Güvenlik Tugay komutanlığı emrinde ekmek fırınında görevli olan davacıların yakını Lv.Er ......................ın, aynı yerde görev yapan Lv.Er ......................ın, ekmek pişirme fırınının kapısını üzerine kapatması ve komuta paneli üzerindeki butonlara basarak fırının içerisine sıcak buhar ve alev püskürtülmesine neden olması sonucu 09 Nisan 2000 tarihinde yandığını ve 13 Nisan 2000 tarihinde GATAda vefat ettiğini, bu eylem nedeniyle uğradıkları zararın hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca idarece tazmininin gerektiğini belirterek, davacı baba için yedi milyar TL., davacı anne için dokuz milyar TL, davacı kardeş ...................... için üç milyar TL, davacı kardeş ...................... için dört milyar TL. ve davacı kardeş ...................... için beş milyar TL. maddi, davacı anne ve baba için ayrı ayrı üçer milyar TL., davacı kardeşler için de ayrı ayrı ikişer milyar TL. manevi olmak üzere toplam 40.000.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sırasında AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve E.2002/615, K.2002/320 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Davalı idare 05 Haziran 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile davaya AYİMde bakılmasının gerektiği belirtilerek, davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı idarenin karar düzeltme istemleri üzerine yapılan incelemede; Uyuşmazlık Mahkemesinin verilip istikrar kazanmış çok sayıda kararı, Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkememizin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olması ve uygulamanın yerleşip istikrar bulması karşısında, 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkememizin 22.03.2002 gün ve Esas No: 2002/615, Karar No: 2002/320 sayılı kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam edilmesine oybirliği ile karar verilerek davanın esasına geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 09 Nisan 2000 tarihinde Bingöl 49 İç Güvenlik Tugay Destek Kıtalar Levazım Bölük Komutanlığı bünyesindeki fırında tarihinde ekmek çıkarma faaliyetinin saat 16.55de sona erdiği, bilahare aynı fırında görevli davacıların yakını müteveffa Lv.Er ......................ın duş almayı müteakip ısınmak amacıyla üzerinde atlet ve şort olduğu halde 2 nolu ekmek pişirme fırınının içine girdiği ve kapıyı 4-5 parmak aralık bıraktığı, fırında sucu- mayacı olarak görevli olan Lv.Er ......................ın saat 17.15 sularında 2 nolu ekmek fırınını kontrole gittiği, müteveffa Lv.Er ......................ın fırının içinde olduğunu fark etmeksizin açık olan fırının kapısını kapattığı, ayrılacağı sırada müteveffa Lv.Er ......................ın kapı camına vurması üzerine geri dönerek kapıyı açmak için ana kumanda ile soğutma butonuna basması gerekirken, yanlışlıkla ana kumanda ile brülör düğmesine basarak fırının içerisine buhar verilmesine neden olduğu, durumu fark eden Lv.Er ......................ın derhal 2 nolu fırının yedek sorumlusu Lv.Er ...................... ile 2 nolu fırın sorumlusu Lv.Er ......................ı çağırdığı, birlikte fırının kapısını açtıkları ve kızgın buhar nedeniyle yaralanan Lv.Er ......................ı çıkararak duş bölümünde üzerine soğuk su döktükleri, 10 Nisan 2000 tarihinde Ankara GATA Yanık Merkezinde tedavi altına alanın Lv.Er ...................ın 13 Nisan 2000 tarihinde kurtarılamayarak vefat ettiği, bu olay nedeniyle Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığının 28 Temmuz 2000 gün ve 2000/1326-562 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile, Lv.Er ...................... hakkında memuriyet görevini ihmal, Lv.Er ...................... hakkında da tedbirsizlik, dikkatsizlik ve talimatlara riayetsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçlarından kamu davası açıldığı, Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesindeki yargılama sonucunda Mahkemenin 22 Haziran 2001 gün ve 2001/600-583 Esas ve Karar sayılı ilamı ile Lv.Er ......................ın müsnet suçtan beraatına karar verildiği, diğer sanık Lv.Er ......................ın fiili sabit görülerek karar anında terhis olması nedeniyle görevsizlik kararı verilip dosyanın Bingöl Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Ölüm olayının, bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, kamu hizmetini yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemler alması zorunludur. Bu zorunluluğun gerektiği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin kanıtıdır. İdarenin ajanı olan Lv.Er ......................, fırın kapısını açmak isterken yanlış butonlara basmış, bu tedbirsiz ve dikkatsiz davranışıyla davacıların yakınının yanarak ölümüne neden olmuştur. Bu durumun, idarenin ajanının hizmet yürütürken kimseye zarar vermemesi için özenli ve dikkatli davranması hususunda hizmet gereklerine ehil tarzda yetiştirmediğini gösterdiği, eğitim eksikliği nedeniyle ajanın hizmeti yürütmede gösterdiği zafiyet sonucunda ölümün meydana geldiği, kamu hizmetinin ayrılmaz unsurları olan ajanları idarenin yürüttüğü hizmetten soyutlamanın mümkün olmadığı, bu nedenle davacılar müteveffanın ölümü neticesinde uğradığı zararların hizmet kusuru ilkesi gereğince idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus irdelenmiş, davacı anne ve babanın maluliyet iddiasının bulunmaması, davacı baba ......................ın 14.01.1954, davacı anne ......................ın 01.02.1959 doğumlu olması dolayısıyla 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesinde düzenlenen ölüm tarihinde 65 yaşını doldurmuş bulunmak koşulunun gerçekleşmemesi karşısında davacı anne ve babaya dul ve yetim aylığı bağlanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanunun 6 ncı maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulacağı öngörülmüş olduğundan, bu husus Mahkememizce araştırılmış, K.K.K.lığının 28 Mart 2002 tarihli yazısından, müteveffanın kanuni mirasçılarına nakdi tazminat ödenmediği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 09.12.2002 tarihli bilirkişi raporundan; davacı anne ......................ın maddi tazminat hakedişinin 4.152.405.113.TL., davacı baba ......................ın maddi tazminat hakedişinin 3.054.944.822.TL. olduğu bildirilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince, destek ......................ın doğum tarihinin maddi hata sonucu 14.01.1954 olarak kabul edildiği, davacı anne ve babanın müteveffa dışında başka destekleri bulunmadığı, işleyecek dönemin peşin sermaye değeri hesabı altında yapılan indirimlerin dosya içeriği ile uyum göstermediği belirtilerek düzenlenen bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz edilmiş ise de, bilirkişi raporunda davacıların yakınının doğum tarihinin sehven yanlış yazılması, hesaba esas teşkil eden davacıların doğum tarihinde bir yanlışlık olmaması, yeşil kartları olsa da davacı anne, babanın destek olabilecek reşit başka çocuklarının bulunması karşısında, davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmamış, bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan, bilirkişi raporu ve davacılar yakınının mevcut emirler hilafına ısınmak için ekmek fırınına girmek suretiyle olayın oluşumundaki müterafik kusuru dikkate alınarak uygulama yapılmıştır.
Müteveffa Lv.Er ......................ın kardeşleri olan davacılar ......................, ...................... ve ...................... için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, Türk Medeni Kanununun 364 ncü maddesine göre, kardeşe nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafın öncelikle hali refahta olması nafaka isteyenin ise diğer taraf yardım etmediği takdirde zarurete düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda ölenin ekonomik refah içinde, talep edenin de yardım edilmediğinde zarurete düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel fiilen bir yardım ilişkisinin bulunduğunun ve kanıtlanması gerekmektedir. Müteveffanın hali refahta olduğu hususunda dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşlere ölmeden önce maddi destekte bulunduğu kanıtlanamadığı gibi kardeşler zaruret içinde olsalar dahi onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenle kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından davacı kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü, işletilecek yasal faiz ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak uygun miktarlarda ve olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı anne ......................a 3.500.000.000.TL. (üçmilyar beşyüzmilyon TL.), davacı baba ......................a 2.500.000.000.TL. (ikimilyarbeşyüzmilyon TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
2- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği farzedilen 21.04.2001 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (yüzde altmış) faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3- Davacı kardeşler ......................, ...................... ve ......................ın maddi tazminat istemlerinin REDDİNE,
4- Davacı anne ...................... ile davacı baba ......................a müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak takdiren ve ayrı ayrı 2.000.000.000.TL. (İkişermilyar TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
5- Davacı kardeşler ......................, ...................... ve ......................a müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak takdiren ve ayrı ayrı 500.000.000.TL. (beşyüzermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin reddine, 6. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 09 Nisan 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (yüzde altmış) yasal faiz yürütülmesine, 08 Ocak 2003 tarihinde Üye Dz. Kur. Kd. Alb. O.Tanju SELin manevi tazminat miktarlarının yüksek takdir edildiği yönündeki karşı oyu ve oyçokluğu ile diğer hususlarda oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacılar anne ve babaya manevi tazminat olarak takdir edilen miktarın olay tarihindeki rayiç bedel üzerinden bu güne kadar Mahkememizde verilen kararlardaki miktarlardan çok yüksek olarak takdir edilmesi nedeniyle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne iştirak etmedim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy