(765 S. K. m. 459) (1632 S. K. m. 137) (2709 S. K. m . 125)
Davacı vekili 15.07.2002 tarihinde Adana 2 nci İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 19.07.2002 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının, 82 nci dönem bando er olarak askerlik hizmetini yapmakta iken 23.03.2001 tarihinde hizmet nedeniyle binili olduğu aracın kaza yaptığını ve mağdur olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını, kazadan sonra tedavi altına alındığını, GATAnın 10.12.2001 tarihli raporunda belirtildiği üzere bu kaza neticesi 90 gün iş ve güçten kaldığını, yaralanma ile uzuv tatili mağduriyetine uğradığını, müzisyen olan davacının mesleğini icra edemez duruma düştüğünü, vücudunun çeşitli yerlerinde platinlere bağımlı halde yasamak zorunda kalmasının malul olmasının acısını kat kat arttırdığını, mesleğini değiştirmek zorunda kaldığını, bu durumların ruhi yapısını olumsuz etkilediğini, psikolojik tedavi görmek zorunda kaldığını, idareye yaptığı başvuruya cevap verilmediğini, mağduriyetinin telafi edilmesi için 2 milyar TL. maddi ve 2 milyar TL. manevi zararlarının idareye ödettirilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının TSK.l eri Armoni Mızıka Komutanlığı emrinde Bando er olarak askerlik görevini yaparken 17 kişilik moral ekibi ile birlikte K.K.Destek Kıta Komutanlığına ait minibüsle Samsun-Amasya-Trabzon-Artvin illerinde vermiş oldukları konser turnesinden dönerken 23.03.2001 tarihinde Çorum-Sungurlu istikametinde Sungurlu ilçesine 11 km. kala şoför Uz.Çvş.................... idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle devrildiği, kazadan hemen sonra davacının da içinde bulunduğu yaralıların Sungurlu Devlet Hastanesine oradan da GATA Hastanesine sevkedildikleri, davacının tedavileri sonucunda GATA Hastanesi Sağlık Kurulunun 10.12.2001 tarih ve 14310 sayılı raporu ile Trafik kazasına bağlı sol kalça ve sağ dirsek kırık ameliyatlısı teşhisiyle B/58 F1 Askerliğe elverişli değildir. Mevcut yaralanma nedeniyle doksan gün iş ve gücünden kalmıştır. Uzuv tadili mevcuttur. Hayati Tehlike geçirmemiştir. kararı verildiği, raporun onaylanarak kesinleştiği, araç şoförü Uz.Çvş. ....................... hakkında KKK.lığı Askeri Savcılığının 07.10.2002 tarih ve 2002/35-964 esas ve karar sayılı iddianamesi ile hizmette tekasülle askeri aracın hasarına sebep olmak suçundan dolayı TCK.nun 459/3 ncü maddesinin alt sınırı dikkate alınarak As.Cz.K.nun 137 nci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın varlığı, zarara yol açan işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Askeri aracın devrilmesi sonucu yaralanıp askerliğe elverişsiz hale gelen davacının, sakat kalmasına neden olan olayda; hizmetin kurulması ve isletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; zararlı sonucun askerlik hizmetinin ifası sırasında idareye ait askeri aracın idare ajanı tarafından kullanılması sırasında ajanın suç teşkil eden kusurlu eylemi sonucu meydana geldiği, davacının herhangi bir kusurunun da bulunmadığı anlaşılmakla meydana gelen zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kişilerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ile ödenen tütün ikramiyeleri, olay sebebiyle sağlanan yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 22.05.2003 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/80.691.157 sayılı yazısından, davacının durumunun Yönetim Kurulunca incelendiği, hakkında 20.03.2003 tarih ve 158 sayılı kararı ile 5434 Sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine maluliyet durumunun Sandık Sağlık Kurulunca incelenerek 03.04.2003 tarih ve 1375 sayılı raporu ile raporundaki arizadan vazife malulü olduğu, 1053 ile derecesinin altı olduğu; maluliyetinin geçici olduğu şeklinde karar verilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 05.05.2003 tarih ve 740902 sayılı işlemi ile adı geçenin maluliyetinin geçici olması sebebiyle aylıklarının 01.05.2006 tarihinden itibaren durdurulması kaydıyla ve anılan tarihten sonra başvurusu halinde 5434 sayılı Kanunun 50 nci maddesi esaslarına göre alacağı sağlık kurulu raporuna istinaden durumu yeniden incelenmek üzere ilgiliye 01.01.2002 tarihinden itibaren 6 ncı derece vazife malulü olarak 312.340.000 TL. aylık bağlandığı, bu aylıkların değişen katsayı itibariyle 01.01.2003 tarihinden itibaren 450.590.000 TL.ye yükseltildiği, diğer taraftan ilgiliye 3480 Sayılı Kanun uyarınca 2002 yılı için 12 aylık 754.600.000 TL., tütün ikramiyesinin 2003 yılı Mart ayında ödendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağladığı yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamışsa karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 26.06.2003 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 37.169.139.778 TL. maddi zararına karşılık 115.842.862.976 TL. maddi yarar sağladığı, maddi zararının sağladığı maddi yararlarla karşılandığından maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıya, olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının statüsü, sosyal durumu ve paranın alım gücü dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, davacı vekilinin faiz istemi bulunmadığından hükmedilen manevi tazminata faiz yürütülmemiştir.
Dava duruşmalı görülmüş ve davacının maddi tazminat istemi uygun görülmemiş ise de, bu red hususu davacının isteminde haksız oluşundan değil haklı görülen istemin T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi gelirlerinden mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından, dava açıldığı sırada vazife malullüğü aylığı bağlanmamış olan davacıya bu aylığın bağlanıp bağlanmayacağı hususundaki T.C.Emekli Sandığı işlemini beklemesi halinde dava açma süresi geçirilecek olduğundan ve dava açılmasının hukuki bir zorunluluk olarak belirmesi karsısında davacı aleyhine avukatlık ücretine hükmolunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1.Bilirkişi raporu uyarınca Davacı .......................in, MADDİ TAZMİNAT isteminin REDDİNE,
2. Davacı .......................e takdiren 1.000.000.000 TL.(BİRMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/f maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 60.000.000 TL.(ALTMIŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
5.Davacı tarafından peşin yatırılan 63.550.000 TL. (ATMIŞÜÇMİLYONBEŞYÜZELLİBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
6.Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 30.000.000 TL.(OTUZMİLYON TL.) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
7.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden nisbi olarak hesap edilen 100.000.000 TL.(YÜZMİLYON TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
08 EKİM 2003 tarihinde, hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden Başkan Hak.Kd.Alb.Osman ŞİMŞEK ile Üye Hak.Kd.Alb.H.Hasan MUTLU nun Karşı oyları üzerine OYÇOKLUGU , diğer hususlarda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Manevi tazminat; uygulamada ve öğretide kabul gördüğü üzere, davacıların dava konusu olay nedeni ile duymuş oldukları elem ve ızdırabı kısmen de olsa azaltmaya yönelik bir uygulamadır. Manevi tazminatın miktarı ile ilgili bir düzenleme mevzuatımızda mevcut değildir. İnsanın manevi varlığına yapılan saldırıların etkilerini ölçmek mümkün olmadığı için manevi tazminat miktarını tespit etmek oldukça zordur. İdari Yargıda, ölüm, bedeni zarar ve kişilik haklarına saldırı hallerinde manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir. AYİM Kararlarında da manevi zarar olarak, yakının ölümü kişilik haklarına saldırı, bozulan ruh dengesi, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeni ile bir kimsenin manevi varlığında meydana gelen azalma, kabul görmüştür.
Kişi yakınının ölümü, insanlar üzerinde büyük elem ve acılar doğurmakla birlikte yakınlık derecesine, ölenin yaş ve sağlık durumuna, ölüm şekline ve diğer etkenlerle, ölümün her insan için doğal sonuç olduğu, hayatın devam ettiği gerçeği bu acının zaman içerisinde azalmasına hatta unutulmasına sebep olabilmektedir. Kişilik haklarına saldırının mağduru üzerindeki etki de zamanla azalmakta ve unutularak yok olmaktadır. Ancak, dışarıdan görülebilecek şekildeki bedeni maluliyet, mağduru ömür boyu takip etmekte, acı sebebi kişi ile birlikte yaşamaktadır. Büyük oranda, geçimi beden gücüne dayanan kırsal kesimde, bedeni sakatlıklar için kullanılan, çolak, topal, kör gibi sıfatlar kişinin ismi ile birlikte söylenmekte adeta ikinci bir ismi haline gelmektedir. Bedeni yetersizliğini sürekli hatırlatan tahkir ve tezyif edici bu sıfatlar, malulün duyduğu acı ve ızdırabı sürekli kılmakta, yaşadığı sürece hakir görüldüğü hissini taşımasına neden olmaktadır. Davacının hizmet nedeni ile uğradığı bu daimi ızdırabın tamamen olmasa da, acısını kısmen azaltacak, duyulan acıya paralel, kalıcı bir tatmin sağlayacak miktarda manevi tazminat verilmesi gerekir.
Davacının, dosyada mevcut GATA Sağlık Kurulunun 10.12.2001 tarihli ve14310 sayılı raporundan Trafik kazasına bağlı sol kalça ve sağ dirsek kırık ameliyatlısı teşhisi ile B/58 F1 Askerliğe elverişli değildir. Mevcut yaralanma nedeni ile doksan gün iş ve gücünden kalmıştır. Uzuv tadili mevcuttur. Hayati tehlike geçirmemiştir kararı ile ve bilirkişi tarafından sakatlık oranı ile ilgili değerlendirmesinde % 16.2 sakat olduğu ve 6 ncı derece vazife malulü olduğu tespit edilmiştir.
Davacının tespit edilen bu sakatlık oranına göre takdir edilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığı kanaati ile çoğunluk görüşüne muhalif kalınmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy