(926 S. K. Ek m. 5)
Davacı 05.08.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 30.08.1978 tarihinde Albay rütbesine naspedildiğini, 30.11.1988 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrıldığını, bu tarihten itibaren emekli maaşı almakta olduğunu, kendisine kadrosuzluk tazminatı ödenmediğini fark etmesi üzerine 13.02.2002 tarihinde T.C. Emekli Sandığına müracaat ettiğini, kendisine 03.09.1993 tarihinden önce emekli olduğundan bahisle bu tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığına ilişkin cevap verildiğini, T.C. Emekli Sandığının tesis ettiği işlemin gerek yasaya gerekse Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, 499 sayılı KHKnin Ek 51 maddesinin (d) bendinde rütbe bekleme süresini dolduran Albaylardan kendi isteği ile emekliye ayrılanlara 49 ncu maddenin (g) bendi uyarınca kadrosuzluk tazminatı ödeneceğine amir olduğunu, KHKde bu tazminatın kendi konumunda olanlara verilmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu tazminata müstahak olması için ne zaman emekli olduğunun bir önemi olmadığını, önemli olan hususun rütbe bekleme süresini doldurduktan sonra emekli olmak olduğunu, kadrosuzluk tazminatının ödenmeyeceğine dair işlemin iptaline ve şu ana kadar müstahak olduğu kadrosuzluk tazminatlarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden öncelikle incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle husumet itirazından önce davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı hususu Kurulumuzca incelenmiştir.
Dava, 30.08.1978 yılında Albay rütbesine naspedilen, rütbe bekleme süresinin tamamladıktan sonra 30.11.1988 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrılan davacı E.Kur. Alb. ....................a 02.09.1993 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren 499 sayılı KHK. nin 23 ncü maddesi ile 926 sayılı Kanuna eklenilen Ek Madde 5e göre ödenmesi gereken kadrosuzluk tazminatının, 499 sayılı KHK. nin yürürlüğe girdiği tarihten önce emekliye ayrılması nedeniyle ödenmemesi işleminin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile işlemi tesis eden T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü arasındaki ihtilaf 02.09.1993 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin geçmişe şamil olarak uygulanıp uygulanmayacağı konusunda odaklanmaktadır.
Anayasanın 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.07.1972 günlü ve 1602 sayılı Yasanın 25.12.1981 günlü ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Yasanın değişik 20 nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden askeri hizmete ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri nitelikte olduğu kabul edilmelidir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta iken rütbe bekleme süresini tamamlayarak emekliye ayrılan davacı, her ne kadar, 1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesindeki tanıma göre asker kişi sayılmakta ise de, artik emeklilik statüsüne girmiş olması nedeniyle emeklilik hakları yönünden 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olduğuna göre, 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre kadrosuzluk tazminatı verilip verilmeyeceği 499 sayılı KHKnin yayımlandığı tarihten önce emekliye ayrılanlara uygulanıp uygulanmayacağı hususunda işlem tesis edilirken askeri açıdan değerlendirilecek bir husus bulunmadığından dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkinlik yanının bulunmadığı açıktır. Belirtilen duruma göre ve olayda, Anayasanın 157 nci ve 1602 sayılı Yasanın değişik 20 nci maddelerinde, AYİMin bir davaya bakabilmesi için öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşullarının birlikte gerçekleşmemiş olması karşısında, davanın görüm ve çözümünde genel idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy