(2709 S. K. m. 125)
Davacıların vekilleri 8 Ocak 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacıların kardeşi ve oğlu Er ..................nin Dz.K.K.lığı envanterinde kayıtla Akdeniz III. Lojmanın zemin katını ve burada bulunan kantini 11.07.2000 tarihinde pis su bastığı için Başçavuş ...................... tarafından diğer erler ve sivil işçilere belirtilen aksaklığın giderilmesi için görevlendirildiğini, garaj sundurması yanındaki araç yıkama mahallinin beton rogar kapağının apartman kalorifercisi ve işçi .................. tarafından açıldığı, bunun talebi ile Er .....................nin ilk olarak logara indiği, inerken düştüğü ve zehirlenerek öldüğü, bahse konu personelin lojman logar tıkanıklığına müdahaleye yetkili olmadığı halde müdahale ettiklerini ölüm olayı ile davacı anne ve babanın desteklerini yitirdiklerini, tüm davacıların acı ve elem duyduklarını, bu nedenlerle davacı anne ve baba için ayrı ayrı 40.000.000.000.TL. maddi, ayrı ayrı 10.000.000.000.TL. manevi, davacı iki kardeş için ayrı ayrı 10.000.000.000.TL. maddi, ayrı ayrı 7.500.000.000.TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000.000.000.TL. (YÜZMİLYAR TL.) maddi, 35.000.000.000.TL. (OTUZ-BEŞMİLYAR TL.) manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının adli yardım istemi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 17 Ocak 2001 gün ve Esas 2001/36 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama sırasında; AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve E.2001/36, K.2002/181 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine oyçokluğu ile karar verilmiş, bu karara karşı davalı idarece karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine yapılan incelemede; AYİM İkinci Dairesinin 02 Ekim 2002 gün ve E.2002/1313, K.2002/671 sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin kabulüyle davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kaldırılarak davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacılardan ............... ve ...................nin oğulları, ................. ve ...................nin kardeşleri olan Dz.Er ...................nin Dz.K.K.Kh.ve Ds.Kt.Bk.On.Bl.K.lığı emrinde inşaat borucu er olarak askerlik hizmetini yapmakta iken 11.07.2000 tarihinde Akdeniz III lojman zemin katını ve kantini su basması nedeniyle arizayı gidermek için sivil işçi ..........................in talimatıyla 10 metre civarında bir derinliğe sahip olan rogara inmeye başladığı, zemine 2 metre kadar bir mesafeden aniden zemine düştüğü, bunun üzerine sivil işçi ..........................in rogara indiği ancak onun da bayılarak Dz.Er. ..........................nin üzerine yığıldığı, durumu izleyen Dz.Er. ....................in rogara indiği ve onun da kendisinden geçerek diğerlerinin üzerine yığıldığı, ekipte yer alan diğer görevli Dz.Er ....................... ile birlikte bulunan araç şoförünün karargahtan yardım istemesi üzerine gelen kurtarma ekiplerince anılan kişilerin yukarıya çıkarıldıkları ancak yapılan muayene sonucunda Dz.Er .....................nin öldüğü, diğerlerinin baygın olarak kurtarıldıkları, kesin ölüm sebebinin oksijensiz kalmaya bağlı anoksi olarak tespit edildiği, 22.09.2000 tarihli bilirkişi raporunda olay tarihinde Dz.K.K.lığı Kh.Ds.Kt.Komutan Vekili olan Dz.Bnd.Alb. ......................in 3/8 oranında, tesisat atölye amiri Y/S Kd.Bçvs. .....................nin 3/8 oranında; sivil işçi .......................in 2/8 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, olayda kusurlu görülen personel hakkında Dz.K.K.lığı Askeri Savcılığının 06.11.2000 gün ve 2000/2242-482 E.K.Sayılı iddianamesi ile Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermek suçundan dolayı kamu davası açılmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idarenin sorumluluğu 1602 Sayılı AYİM Kanununun 21 ve24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve müteveffanın kusurunun bulunmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıların yakını Dz.Er .................nin ölümüyle sonuçlanan olayın bir kamu hizmeti olan askerlik görevinin ifası sırasında, idarenin yine aynı hizmette istihdam ettiği ajanları olan Dz.Bnd.Alb. ....................., Bçvs. ................. ve sivil işçi ...................in tedbirsiz ve dikkatsiz davranışlarından kaynaklandığı sabittir. Adı geçen ajanların başkasına zarar vermeyecek bir biçimde yetiştirilmeleri idareye düşen önemli bir yükümlülük olduğundan, dava konusu olayda olduğu gibi tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak zararlı sonucu doğuran ajanların iyi yetiştirilmemesi ve sonuçta ölüm olayının meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun ve bu nedenle tazmin sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılmakla meydana gelen zararın idarece giderilmesi gerekmektedir.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine, T.C.Emekli Sandığınca bağlanan vazife malullüğü aylığı ile bu kimselerin ecelleri ile ölmeleri halinde Emekli Sandığınca bağlanacak dul ve yetim aylıkları arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi tazminat talebinde bulunan davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 24.07.2001 gün ve SAYI : B.07.1.EMS. 0.10.01.01/80.625.005 sayılı yazısından, 5434 sayılı yasanın 72 nci maddesi uyarınca 65 yaşından küçük olan davacı babaya malul ve muhtaç olmadığından davacı anneye ise evlilik bağının devam etmesi bir başka ifade ile dul ve muhtaç olmaması nedeniyle aylık bağlanmadığı ve aylık bağlanmaması nedeni ile 3480 sayılı Yasa uyarınca tütün ikramiyesi de ödenmediği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının tespiti maksadıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek mahkemesine ibraz edilen 22.11.2002 tarihli bilirkişi raporundan davacı Anne ....................nin maddi tazminat hakedişinin 3.841.412.760.TL., davacı baba .......................nin tazminat hakedişinin 2.835.477.183.TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, mahkememizin yerleşik içtihatlarına, mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır. Müteveffa Dz.Er .................nin kardeşleri olan davacılar ..................... ve ................. için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, Türk Medeni Kanununun 364 ncü maddesine göre, kardeşe nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafın öncelikle refah içinde olması nafaka isteyenin ise diğer taraf yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda maddi tazminat talebi, ölenin ekonomik refah içinde talep edenin de yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel fiilen bir yardım ilişkisinin bulunması ve kanıtlanması gerekmektedir. Müteveffanın hali refahta olduğu hususunda dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşlere ölmeden önce maddi destekte bulunduğu kanıtlanamadığı gibi kardeşler zaruret içinde olsalar dahi onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenle kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından davacı kardeşler .......................... ve ..........................nin maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve üzüntüyü kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla müteveffanın ve davacıların sosyal durumları zararın başlangıç tarihi olan olay tarihi ve olay tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek yasal faiz tutarı göz önünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminat hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ..........................ya 3.841.000.000.TL. (ÜÇMİLYARSEKİZYÜZKIRKBİRMİLYON TL.), davacı baba ..........................ya 2.835.000.000.TL. (İKİMİLYAR SEKİZYÜZ OTUZBEŞMİLYON TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Davacı anne .......................... ile davacı baba ..........................ya ayrı ayrı ve takdiren 1.500.000.000.er TL.(BİRMİLYARBEŞYÜZERMİLYON TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3. Davacı kardeşler .......................... ve ..........................nin maddi tazminat istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler .......................... ile davacı kardeş ..........................ya ayrı ayrı ve takdiren 750.000.000.er TL.(YEDİYÜZELLİŞERMİLYON TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 11.07.2000 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDE ALTMIŞ), 01.01.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 55 (YÜZDE ELLİBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde etmeye başlayacağı varsayılan 22.08.2001 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDE ALTMIŞ) 01.01.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 55 (YÜZDE ELLİBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
22 OCAK 2003 tarihinde manevi tazminata faiz başlangıcı yönünden Üye Hak.Kd.Alb. Ertuğrul TAKAnın karşı oyu üzerine OYÇOKLUĞU, diğer hususlarda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tesbit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy