(2709 S. K. m. 125, 157) (1602 S. K. m. 20) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili, 27.11.2000 tarihinde Kocaeli Vergi Mahkemesine verdiği ve 29 Kasım 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle,müvekkillerinin oğlu ve kardeşi olan Er
ın Dağ ve Komando Okul Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken 28.06.1999 tarihinde vefat ettiğini,davalı idarenin ölüm hadisesinde ciddi ölçüde kusurlu olduğunu, ölenin zamanında tedavi kurumuna gönderilmediğini,müdahalenin geç yapıldığını, desteklerinden yoksun kalan müvekkillerinin olay nedeniyle büyük acı ve ızdırap duyduklarını, ömür boyu duymaya devam edeceklerini, zararlarının giderilmesi için davalı idareye yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini belirterek toplam 14.000.000.000.TL. maddi ve 6.000.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve E.2001/30, K.2002/176 sayılı kararıyla, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, davacılar vekilince davaya bakma görevinin AYİMe ait olduğundan bahisle karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Anayasanın 157 ve 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddelerinin açık hükmü ile yerleşik Uyuşmazlık Mahkemesi kararları dikkate alınarak davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilerek, AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve E.2001/30, K.2002/176 sayılı davanın görev yönünden reddine ilişkin kararı kaldırılarak davaya kalındığı yerden devam olunmuştur.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacıların yakını olan P.Er
.ın 24.05.1999 tarihinde acemi eğitimi için 40 ncı P.Er Eğitim Alay Komutanlığına katıldığı, 25 Haziran 1999 tarihinde yapılan yemin merasiminden iki gün sonra, 27 Haziran 1999 tarihinde rahatsızlığı ve kolonya içtiğini beyan etmesi üzerine Alay revirine, oradan yaygın anksiyete, metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle Isparta As.Hst.ne sevk edildiği, Tbp.Atğm
.. tarafından muayene edildiği ve metil alkol bulgurları tespit edilmediği kanaatiyle birliğine geri gönderildiği, şikayetlerinin devam etmesi nedeniyle yarım saat sonra tekrar hastaneye getirilen davacılar yakının Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildiği, burada Dr
.., Dr
ve Dr
.. tarafından muayene ve tahlillerinin yapıldığı, bir patolojiye ulaşılamayınca As.Hst.ne, oradan birliğine geri gönderildiği, saat 24:00den sonra rahatsızlığı nedeniyle iki kez daha As.Hst.acil servisine getirilen davacılar yakınının ateşi nabız ve tansiyonu ölçülerek Dr
tarafından birliğine gönderildiği, 04:15 sıralarında durumu ağırlaşan P.Er
.ın As.Hastaneye getirildiği ancak vefat etmiş olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumunda yapılan tetkikler sonucunda davacılar yakınının ölüm sebebinin Metil Alkol İntoksiyonu olduğu, Tbp.Atğm
..
.., uzmanlık öğrencileri
..,
. ve
hakkında Isparta Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Savcılığınca 28.11.2000 gün 2000/8-741 E.K.Sayılı iddianamesiyle Memuriyet Görevini İhmal suçundan dava açıldığı, bilahare Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 05 Kasım 2002 gün ve E.2002/56 K.2002/534 sayılı kararıyla asker kişi sanıkların müsnet suçtan beraetine, sivil kişi sanıklar hakkında ise Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacıların yakınının ölümü olayında, davalı idare ajanları olan hastane personelinin ihmal veya kusurunun olup olmadığının tespiti amacıyla, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Askeri Mahkemesince dava dosyası Yüksek Sağlık Şurasına gönderilmiştir. Yüksek Sağlık Şurasının, 27 Mart 2002 gün ve 10497 sayılı kararında, sürekli baş ağrısı olduğunu ve kolonya içtiğini belirten müteveffaya, beyin ödemi düşünmediği, BT çektirmediği ve metil alkol zehirlenmesine yönelik gerekli tedavileri yapmadığından, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli Dr
..ın 1/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Devlet adına kamu hizmetini yürüten idarenin, halin icaplarına ve ihtiyaçlara göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık delilidir.
Müteveffanın ölümünde, Yüksek Sağlık Şurası kararında belirtildiği üzere, idare ajanları olan doktorların tedavi ve bakım hizmetlerinde hatası olduğu anlaşıldığından davacıların uğradıkları zararın, müteveffanın ağır müterafik kusuru da dikkate alınarak hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca; T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi ile görev dışı bir sebeple ölüm halinde bağlanacak aylık ve ödenecek tütün ikramiyesi arasındaki fark yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlardan düşülmekte ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi gereğince, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı belirtildiğinden, bu kapsamda ödenen tazminatın davacıların maddi ve manevi zararlarından düşülecek yarar olarak kabul edildiğinden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 27 Ocak 2005 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01. 01./ 79.351.031 sayılı yazısından; müteveffanın bilerek ve isteyerek askerlik görevinin yasakladığı bir eylemi yapması sonucu intihar etmesi dolayısıyla, davacı anne ve babaya aylık bağlanmadığı anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının, sağladığı yararla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamışsa karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacıların zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 24 Ekim 2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacı anne
..ın 8,802 YTL., davacı baba
..ın ise 5.151 YTL. maddi zararlarının bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen hesap bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup bilirkişi tarafından düzenlenen raporun, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından, müteveffanın ağır müterafik kusuru da dikkate alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara, olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıya olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın statüsü, sosyal durumu, ve paranın alım gücü ile müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak uygun bir miktarda ve olay tarihi olan 28.06.1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak davacı anne
.a 2.200, 00 YTL. (İKİBİNİKİYÜZ YENİ TÜRK LİRASI), davacı baba
..a 1.300,00 (BİNÜÇYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak davacı anne
.. ve davacı baba
..a ayrı ayrı 400,00er YTL. (DÖRTYÜZER YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru de dikkate alınarak davacı kardeşler
,
.,
. ve
a ayrı ayrı 150,00şer YTL. (YÜZELLİŞER YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği kabul olunan 21 Ocak 2001 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 28 Haziran 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ) 01 Ocak 2000 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan 228,16 YTL. dava harcı ile 10,12 YTL. karar düzeltme harcı toplamı olan 238,28 YTL. (İKİYÜZOTUZSEKİZ YENİ TURK LİRASI YİRMİSEKİZ YENİ KURUŞ) harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 93,00 YTL. (DOKSANÜÇ YENİ TÜRK LİRASI) posta giderinin davalı idareden alınarak, DAVACILARA VERİLMESİNE,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 100,00 YTL. (YÜZ YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 75,00 YTL.nın (YETMİŞBEŞ YENİ TÜRK LİRASI) davacılar üzerinde bırakılmasına, kalan 25,00 YTL. (YİRMİBEŞ YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
10. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince (Tarifenin 10 ncu maddesi hükmü dikkate alınarak) nisbi olarak hesabedilen 588,00 YTL. (BEŞYÜZSEKSENSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
11. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 1.328,00 YTL. (BİNÜÇYÜZYİRMİSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy