(1602 S. K. m. 43, 56) (1086 S. K. m. 74) (2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 04 Temmuz 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını
..nin Çankırı 9 ncu Zh.Tuğ.Topçu Tb.K.lığı emrinde topçu Er olarak askerlik hizmetini yaparken rahatsızlanması üzerine 17.02.1999 tarihinde GATA Hastanesine sevk edildiğini, 29.02.1999 tarihinde GATA Kalp-Damar Cerrahisi ABD Başkanlığında yatırıldığını, hiperhidrozis tanısı konularak 11.03.1999 tarihinde ameliyat edildiğini, 15.03.1999 tarihinde taburcu edildiğini, 17.03.1999 tarihinde vefat ettiğini, ameliyattan dört gün sonra taburcu edilmesi nedeniyle çıkmış komplikasyonların gözlenememesi sonucu ölüm olayının meydana geldiğini bu nedenle idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek, davacı baba
.., anne
.., eş
ve çocuk
.. için ayrı ayrı 2.500.000.000 TL. maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi, kardeşler
. ve
.. için ayrı ayrı 1.500.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve Esas No:2000/591 Karar No:2002/269 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir. Davalı idare tarafından yasal süresi içerinde bu kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Davalı idarenin karar düzeltme istemleri üzerine yapılan incelemede; Uyuşmazlık Mahkemesince verilip istikrar kazanmış çok sayıda karar, Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkememizin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olması ve uygulamanın yerleşip istikrar bulması karşısında 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkememizin 20 Mart 2002 gün ve ESAS:2000/1147, KARAR:2000/591 sayılı kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasına geçilmiştir.
Davacılar vekilinin adli yardım istemi AYİM İkinci Dairesinin 28 Eylül 2000 gün ve Gensek No:2000/1147, Esas No:2000/591 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dava dosyası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını Topçu Er
.nin Çankırı 9 ncu Zh.Tuğ.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada her iki elde terleme ve morarma şikayetleri nedeniyle 17.02.1999 tarihinde Ankara GATA Hastanesine sevk edildiği, 18.02.1999 tarihinde GATA Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Polikliniğine başvurduğu, bilahare istenen tetkiklerle birlikte 26.02.1999 tarihinde GATA Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Polikliniğine yatırıldığı, yapılan muayene ve tetkikler sonucu Palmar Hiperhidrozis tanısı konulup, kendisine Bilateral Servikal Sempatektomi ameliyatının planlandığı, kliniğe yatırıldıktan 14 gün sonra 11.03.1999 tarihinde Bilateral Servikal Sempatektomi ameliyatı yapıldığı, ameliyat sonrası yarım gün yoğun bakımda, dört buçuk gün postoperatif klinik bölümünde olmak üzere beş gün takip edildiği, hiçbir komplikasyon görülmemesi, nedeniyle GATA Hastanesi Sağlık Kurulunun 12.03.1999 gün ve 2579 sayılı raporu ile Hipertridorozis Bilateral Servikal Sempatoktomi tanısı konulup hakkında C/43 SMK 3 ay hava değişimi kararı verilerek 15.03.1999 tarihinde taburcu edildiği, 17.03.1999 tarihinde vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 20.12.2000 tarihli raporunda müteveffa
de kronik kalp hastalığı bulunduğunun ve ölümün kendisinde mevcut kalp hastalığına bağlı solunum ve dolaşım yetmezliğinden ileri geldiğinin belirtildiği,
..nin ölümü olayı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2002 gün ve E.2002/12602 K.2002/5695 sayılı kararı ile ölümün kendisinde mevcut kalp hastalığına bağlı solunum ve dolaşım yetmezliğinden meydana geldiği belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı idare savunmasında, davacıların davalı idareye verdikleri ön müracaat dilekçesinde talep ettikleri manevi tazminat miktarını dava dilekçesinde arttırdıklarını, ön müracaat dilekçesinde belirtilen miktarından fazla olan manevi tazminat miktarlarının dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de; 1602 sayılı AYİM Kanununun 56 nci maddesinin atfı nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde de uygulanmakta olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74 ncü maddesi gereğince, hakimin tarafların isteği ile bağlı olması ve tarafların istemleri arttırılmamaları kuralı ancak usulüne uygun biçimde açılmış davalarda geçerlidir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinde öngörülen zorunlu idari başvuru dilekçesi, dava dilekçesi niteliğinden olmadığından davalı idarenin bu konuya ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacılar vekili davacıların yakını müteveffa Topçu Er
..nin ameliyat edildikten 4 gün sonra hastaneden taburcu edilmesi nedeniyle çıkmış komplikasyonların gözlenmesinden dolayı vefat ettiğini iddia ettiğinden, müteveffa Topçu Er
ye GATA Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Servisinde uygulanan tedavi ve ameliyatta herhangi bir hata bulunup bulunmadığı, vefat etmesine ameliyat sonrası erken taburcu edilmesini neden olup olmadığı konularının açıklığa kavuşturulması için dairemizce müteveffa
..ye ait tüm tıbbi kayıt ve bilgiler getirtilerek tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr
, Prof. Dr
ve Doç. Dr
. tarafından düzenlenen 26.04.2004 tarihli bilirkişi raporunda; müteveffa Topçu Er
.nin erken taburcu edilmediği, ameliyat bağlı bir nedenden dolayı vefat etmediği kanaatine varıldığı, ameliyatta herhangi bir hata bulunup bulunmadığının kendilerince saptanmasının mümkün olmadığı bu konuda gerek duyulursa Kalp Damar Cerrahisi bölümünün görüsünün alınmasının uygun olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda müteveffaya uygulanan ameliyatta bir hata bulunup bulunmadığı hususunda Kalp Damar Cerrahisi bölümünün görüsünün alınmasının uygun olacağı belirtildiğinden, Kalp Damar Cerrahisi bölümü ile konsülte edilerek müteveffaya uygulanan ameliyatta hata bulunup bulunmadığı hususunda ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr
.. ile Doç. Dr
tarafından düzenlenen ek tıbbi bilirkişi raporunda; müteveffaya uygulanan ameliyatın uygun şekilde yapıldığı, bir komplikasyon olmadığı, ameliyatın ve bu ameliyatlarda yapılması gereken tüm cerrahi ve tıbbi aşamalara ve kurallara uyularak yapıldığı ölümünü bu ameliyatın bir komplikasyonu yada cerrahi hataya bağlı olarak meydana gelmediği kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekilince tıbbi bilirkişi raporuna ve ek bilirkişi raporuna 19.07.2004 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş ise de; itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususlar bilirkişi raporu ile karşılandığından, davacılar vekilinin itirazlarına itibar olunmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacıların yakını müteveffa Topçu Er
..nin ölümünde idarenin hizmet kusuru oluşturabilecek bir eyleminin bulunmadığı, müteveffaya uygulanan ameliyatta herhangi bir hata bulunmadığı, ayrıca erken taburcu edilmesinin söz konusu olmayıp ölümünün ameliyata bağlı bir komplikasyon sonucu meydana gelmediği, olayımızda ortada bir zarar mevcut olmakta birlikte, davacıların zararlarının idareye yüklenebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı, zarar ile idare arasında illiyet bağının da bulunmadığı, dolayısıyla idarenin meydana gelen zararı tazminle sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy