(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 01.11.2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını olan Hv.Ulş.Er
..un, 2 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 2 nci Destek Üs Oto Ulaştırma Grup Komutanlığında askerlik hizmetini yapmakta iken, 16.05.2001 tarihinde terhis mahiyetinde izinli olarak davalı idareye ait CASA Firması tarafından üretilen askeri nakliye uçağı ile Diyarbakırdan Ankaraya uçuşu sırasında tamamen uçaktaki donanım ve teknik faktör eksikliğinden kaynaklanan nedenlerle Malatya-Akçadağ-Güzyurdu Köyü yakınlarında uçağın düşmesi ve infilak etmesi sonucu şehit olduğunu, uçakta operasyon timlerinde görevli subay, astsubay, erbaş ve erler ile bunlara ait silah, mühimmat ve donanım taşındığını, uçağın düşmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, olayla ilgili olarak şehidin birliği tarafından tutulan tutanağın sunulduğunu, Er
un ölümü ile anne, baba ve yedi kardeşinin üzüntü ve elem duyduklarını, anne ve babanın maddi destekten yoksun kaldığını belirterek davacı anne için altı milyar TL. ve baba için dört milyar TL. maddi, birer milyar TL. manevi, davacı kardeşler için 500er milyon TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım talebi AYİM İkinci Dairesinin 12.12.2001 tarih ve Gensek No:2001/2171 Esas No:2001/925, sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Yapılan yargılama sırasında AYİM İkinci Dairesinin 22.05.2002 tarih ve Esas No:2001/925, Karar No:2002/460 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine oyçokluğu ile karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare ile davacılar tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine yapılan incelemede; AYİM İkinci Dairesinin 09.10.2002 tarih ve Gensek No: 2002/1634, Esas No:2002/ 713 sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin kabulüyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kaldırılarak, davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek, davanın esasinin incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların yakını Hv.Uls.Er
.un, 2 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 2 nci Destek Üs Oto Ulaştırma Grup Komutanlığında askerlik hizmetini yapmakta iken, 16.05.2001 tarihinde terhis mahiyetinde izinli olarak davalı idareye ait CASA firması tarafından üretilen Hafif Nakliye uçağıyla Diyarbakırdan Ankaraya gelmek için uçağa bindiği, uçağın 16 Mayıs 2001 tarihinde saat:13.09 sıralarında Malatya-Akçadağ-Güzyurdu Köyüne 2 km. mesafede bahçelik bir alanda yere çakılmak suretiyle düşmesi sonucu
.un vefat ettiği, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda, olay nedeniyle herhangi bir kişi hakkında kamu davası açılmasını gerektirebilecek yasal nedenlerin mevcut olmadığı belirtilerek 07 Kasım 2001 tarih ve 2001/474-364 Esas ve Karar sayı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan dogması gerekmektedir.
Davacıların yakını olan Hv.Ulş.Er
un ölümü olayında, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Müteveffanın da herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise doğan zararlar da onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların, hizmetin sahibi olan idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca Kamu Hizmeti gören kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmeleri halinde mirasçılarına olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlarından düşülmekte, maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiğinden bunlar da yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 03.12.2002 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/79.407.039 sayılı yazısıyla; Yönetim Kurulunun 12.07.2001 tarih ve 688 sayılı kararı ile 5434 sayılı Kanuna göre vazife malullüklerinin kabul edilerek haklarında 64 ncü madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 13.07.2001 tarih ve 379882 sayılı işlemi ile 14 ncü derece 1 nci kademe intibakı esas alınarak 01.06.2001 tarihinden itibaren esine 176.200.000 TL., kızına 88.110.000 TL. anne ve babasına ayrı ayrı 36.710.000er TL. 1 nci derece harp malullüğü dul ve yetim aylıklarının bağlandığı ve bu aylıkların değişik tarihlerde tespit edilen katsayılar esas alınarak yükseltildiği, 01.10.2002 tarihinde tespit edilen katsayı uyarınca eşinin aylığının 316.830.000 TL.ye, anne ve babasının aylığının ise 66.030.000'er TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca, anne ve babaya ayrı ayrı 117.840.000'er TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 05.04.2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı baba
.un maddi zararının maddi yararlarla ve 13.500.464.524 TL. fazlasıyla karşılandığı, kendisine ayrıca 2.732.275.000 TL. şehitlik tazminatı yararı sağlandığı, bu nedenle maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı, davacı anne
un maddi zararının maddi yararlarla ve 18.254.520.524 TL. fazlasıyla karşılandığı, kendisine ayrıca 2.732.275.000 TL. şehitlik tazminatı yararı sağlandığı, bu nedenle maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacılar vekili tarafından; raporun bilirkişi tarafından fiktif hesap tabloları esas alınarak düzenlendiği, bütün raporların aynı bilirkişiden alınmasının taraflı bulunduğu ileri sürerek itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişi raporunun mahkememizce belirlenen kriterlere ve ilmi verilere uygun olduğu heyetimizce kabul gördüğünden, davacı vekilinin itirazı yerinde görülmemiş ve tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Davacı anne ve babaya 2629 S.K. uyarınca tazminat ödenmiş olup, Kanun gereğince bu yararın maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiği izahtan varestedir. Bu davacıların maddi zararlarının sadece maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ödenen şehitlik tazminatının tümüyle manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığı ve Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğu anlaşılmakla davacılar, anne
.. ve baba
.un manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı kardeşler
,
.,
.,
,
..,
.,
. ......a olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve 2629 Sayılı Kanuna göre ödenen tazminat miktarı göz önüne alınarak davacılar anne
. ve baba
.un maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy