(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 06 Temmuz 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 27 Kasım 2001 tarihinde kayda geçen cevap layihasında özetle; P.Er ..................in askerlik hizmetini yapmakta iken 20.4.2000 tarihinde intihar ettiğini, müteveffanın ailesi ile hiçbir sorunu olmadığını, intiharının tamamen askerlik hizmetinden kaynaklanan sorunlarla ilgili olduğunu, askerlik görevini seve seve yaptığını, ailesine yazdığı mektuplarda komutanlarını ve askerliğini çok sevdiğini belirttiğini, işlemediği halde yüz kızartıcı bir davranışla suçlandığı ve bu konuda maruz kaldığı baskılar sonucu ve onuruna çok düşkün olduğu için intihar ettiğini, ölmeden önce Bölük çaycısının işlemediği bir suçtan dolayı kendisini Bölük Komutanına şikayet ettiğini, bunu içine sindiremediğini, ifade ettiğini, bu sözlerin en önemli kanıt olduğunu ve bundan da bölük çaycısının ağır kusuru olduğunu, bu olay nedeniyle müvekkillerine hiçbir yardım yapılmadığını, maddi ve manevi tazminat istemlerine davalı idare tarafından cevap verilmediğini belirterek davacı baba .................... için 4.000.000.000.TL. maddi, 2.000.000.000.TL. manevi, davacı anne .................... için 4.000.000.000.TL. maddi, 2.000.000.000.TL. manevi, davacı kardeşler .................., .................... ve ................... için ayrı ayrı 1.000.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 8.000.000.000.TL. maddi ve 7.000.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama süresinde AYİM 2 nci Dairesinin 30.01.2002 gün ve E.2001/680, K.2002/62 sayılı kararıyla davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin OYBİRLİĞİ ile reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekiline 19 Mart 2002 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 01.04.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile AYİM 2 nci Dairesinin 30.01.2002 gün ve E: 2001/680, K:2002/62 sayılı kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle karar düzeltme talebinde bulunduğu, AYİM 2 nci Dairesinin 01.05.2002 gün ve E:2002/322, K:2002/475 sayılı kararıyla davacının karar düzeltme talebinin kabulüyle AYİM 2 nci Dairesinin 30.01.2002 gün ve E:2001/680, K:2002/62 sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın görev yönünden reddine kararı verildiği, bu kararın davacı vekiline 20.06.2002, davalı idareye 17.06.2002 tarihinde tebliğ edildiği, bu karar üzerine davalı idare tarafından 20.06.2002 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın düzeltilmesi talebiyle karar düzeltme isteminde bulunulduğu, AYİM Başsavcılığınca ise karar düzeltme isteminin reddinin gerekeceği yönünde düşünce bildirildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin verdiği istikrar kazanmış çok sayıda kararları ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara mahkemenin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olup uygulamanın yerleşip istikrar kazanmış bulunması karşısında 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak davaya yeniden bakılmasına karar verilmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacıların yakını P.Er ..........................in Tunceli- Pülümür- Kırmızıköprüde konuşlu 9 ncu P.Tüm.28 nci P.A.2 nci P.Tb.5 nci P.Bl.K.lığı emrinde görev yaparken, 20.4.2000 tarihinde saat 13.00 sularında aynı bölükte görevli P.Er .................. ile aralarında bir tartışma geçtiği, P.Er .....................ün müteveffa .......................i suçladığı ve Takım Komutanı P.Ütğm. ......................a durumu ilettiği, Tk.K.nın Bl.K.P.Yzb. ....................a durumu arz ettiği, Bl.K.nın ...................... ile ...................i dinlediği, .................in suçlamayı kabul ettiği, bunun üzerine Bl.K.nın .............e olay hakkında işlem yapacağını ve olayı araştıracağını söylediği, bunun üzerine ..........................in aynı gün saat 15.000 sularında bir başka ere ait G-3 Piyade tüfeğini alarak kendisini vurduğunu Tb.Tabibi tarafından ilk müdahalenin yapıldığı, müteakiben ambulansla Erzincana götürüldüğü, TB.Tabibinin müteveffaya yolda kendisini niçin vurduğunu sorduğu, müteveffanın çaycı arkadaşına sinirlendiğini, kendisini bu yüzden vurduğunu söylediği, müteakiben Erzincan Devlet Hastanesinde kurtarılamayarak vefat ettiği, olayla ilgili 8 nci Kor.K.lığı Askerî Savcılığınca olayın soruşturularak, ......................in .................... ile aralarında geçen olay sonucunda üzüntü içinde kendisini yaralayarak ölümüne sebebiyet verdiği, ölümünün meydana gelmesinde herhangi bir kimsenin kast, kusur ya da ihmalinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ölüm olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, ölüm olayında davacılar vekilinin müteveffa ..........................e iftira atılması ve Bl. çaycısının ağır kusuru olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle Milli Savunma Bakanlığı aleyhine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin sorumluluğu Anayasada belirtilmiş ama hani esaslara göre belirleneceği belirlenmemiş, bu meselenin çözümü doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkesine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Elazığ 8 nci Kor.K.lığı Askerî Savcılığının 02.12.2000 gün ve E:2000/1343, K:2000/1438 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığının kararının tetkiki ve dava dosyasındaki diğer bilgi ve belgelerin tetkikinden; P.Er ...................... ile müteveffa er ......................in bir olay nedeniyle tartıştıkları, durumun Tk.K.nına müteakiben Kk.K. vasıtası ile Bl.K.nına intikal ettirildiği, Bölük komutanının her iki personeli de dinlediği, P.Er ..........................in hatasını kabul ettiği ve bu hareketi niye yaptığının kendisinin de bilmediğini söylediği, Bl.K.nının sana ne ceza vereyim diye sorduğunda müteveffa erin beni mahkemeye ver diye cevap verdiği, Bl.K.nın olayı araştıracağını söylediği ve müteveffa ere Bölüğe katılması için emir verdiği, müteveffa ere küfür, dayak gibi bir hareketin olmadığı, ancak ......................in, Bl.çaycısı P.Er ...................... ile aralarında geçen olay sonrasında üzüntü içinde olduğu ve bu üzüntü içerisinde kendini bir başka ere ait G-3 Piyade tüfeği ile yaralayarak ölümüne sebebiyet verdiği, ölümün meydana gelmesinde herhangi bir kimsenin kast, kusur ya da ihmali bulunmadığı, müteveffanın kendi kusurlu fiili (intiharı) ile ölümüne sebebiyet verdiği anlaşıldığından, zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı dolayısıyla olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile AYİM 2 nci Dairesinin 01 Mayıs 2002 gün ve E: 2002/322, K.2002/475 sayılı davanın görev yönünden reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam EDİLMESİNE,
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacılar tarafından maddi - manevi tazminat istemiyle açılan davada AYİM İkinci Dairesinin 30 Ocak 2002 tarih ve Esas No: 2001/680, Karar No:2002/62 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın düzeltilmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiş, esasla ilgili inceleme yapılmaksızın Mahkemece resen 01.05.2002 tarih ve Esas No: 2002/322, Karar No: 2002/475 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Davanın görev yönünden reddine ilişkin bu kararın düzeltilmesi davalı idare tarafından talep edilmiş olup talep kabul edilerek görev yönünden red kararının kaldırılmış olması karşısında, davanın kalındığı yer, davacılar vekilinin daha önce verilen 30 Ocak 2002 tarihli davanın reddi kararına karşı karar düzeltme istemleri hususunda bir karar verilmesi aşamasıdır. Davacıların 30 Ocak 2002 tarihli red kararına ilişkin karar düzeltme istemleri hususunda bir karar verilmesi gerekirken davanın bu aşaması görmezden gelinerek davaya yeniden bakılarak red kararı verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılamadım.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
AYİM 2 nci Dairesinin 01.05. 2002 gün ve GENSEK NO: 2002/797 Esas No: 2002/322, Karar No: 2002/475 sayılı Davanın Görev Yönünden Reddi Kararında belirttiğimiz gerekçelerde bir değişiklik bulunmadığından davanın görev yönünden reddi gerekirken karar düzeltme isteminin kabulü ve davanın esasına geçilmesi yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy