(1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 28 Haziran 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 22 Kasım 2000 tarihinde kayda geçen cevap layihasında özetle; Mu.Tek.Bsçvs ......................in, Ergani 16 ncı Zırhlı Tug.K.lığı Mu.Bl.K.lığında asayiş görevini sürdürmekte iken 1995 yılı Nisan ayında rahatsızlandığını, yan göğüs ağrısı, sol kol ve el ağrısı, kuru öksürük, bacaklarda ağrı, sinirlilik, kilo kaybı şikayetleriyle Diyarbakır As.Hst.ne sevkedildigini, tetkik sonucunda Kist Hidiatik teşhisi konduğunu, ameliyata alındığını, ancak ameliyat sonrası karaciğer fonksiyonlarının bozulduğunu, ağız çevresinde yaralar çıktığını, toksit hepatit oluştuğunu, yüksek ateşin düşürülmediğini ve idrar bulgularının olumsuz veriler gösterdiğini, bundan sonrada konsültasyon ve tetkiklerinde romatizmal şikayetler dikkate alınmadan sürdürüldüğünü müteakiben 14.6.1995 tarih ve 621 no. 2281 Karantina No ile GATA K.lığına sevk edildiğini, burada yapılan tetkikler sonucunda bu defa sağ akciğerinde Kist Hidiatik nedeniyle ameliyat yapıldığını, diğer şikayetlerinin dikkate alınmadığı ve bu konularda ileri tetkikler yapılmadığını, bu ameliyatların sonucunda böbreklerinde etkilendiğini, kronik böbrek yetmezliği meydana geldiğini, bir sistem hastalığı olan Wegener Granülomotozu hastalığının seyrinin hızlandırıldığını ve her iki böbreğini de kaybettiğini, ameliyat sonucunda genel durumunun daha da bozulduğunu, haftada iki kez hemo diyalize başlandığını, müvekkilinin bu durum üzerine malulen emekliye sevkedildigini, uygulanan yanlış teşhis ve tedaviler sonucunda müvekkilinin maddi ve manevi büyük kayıplara uğradığını belirterek 1.000.000.000.TL. (BIRMILYAR TL.) maddi, 14.000.000.000.TL. (ONDÖRTMILYAR TL.) manevi tazminatın ilk ameliyat tarihi olan 31.5.1995 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama süresinde AYİM 2 nci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve E:2001/49, K:2002/255 sayılı kararıyla OYÇOKLUĞU ile davanın görev yönünden reddi kararı verildiği, bu kararın davacı vekiline 06.06.2002, davalı idareye 31.5.2002 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarenin 05.06.2002 tarihinde, davacı vekilinin 20.06.2002 tarihinde kayda geçen dilekçeleri ile davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın düzeltilmesi istemiyle karar düzeltme talebinde bulundukları AYİM Başsavcılığının karar düzeltme istemi konusunda istemin reddinin gerekeceği yönünde düşünce bildirdiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin verdiği istikrar kazanmış çok sayıda kararları ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkemenin kurulduğu 1972 YILINDAN 2002 yılına kadar bakılmış olup uygulamanın yerleşip istikrar kazanmış bulunması karşısında, 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak davalı idare ile davacıların karar düzeltme istemlerinin kabulüyle AYİM İkinci Dairesinin 22.03.2002 gün ve E.2001/49, K.2002/255 sayılı görev yönünden reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve davaya kaldığı yerden devam edilmesine karar verilerek esasa geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Ergani 16ncı Zırhlı Tugay Muhabere Bl.K.lığında görev yapan Mu.Tek.Bsçvs. ......................in rahatsızlanması üzerine 23.5.1995 gün, 2280 Karantina No ve 40 servis protokol no ile Diyarbakır Askerî Hastanesinin Göğüs Cerrahisi Kliniğine yatırıldığı, iki yıldır göğüs ve yan ağrısı ile öksürük şikayetini belirten davacıya yapılan muayene sonucunda her iki akciğerde kitle saptandığı ve kist hitadigi ön tanısı ile 31.5.1995de sol akciğerden ameliyat edildiği, yapılan intaniye ve dahiliye konsültasyonlar sonucu davacının hepatit geçirdiğinin tespit edildiği, müteakiben davacının 14.6.1995 tarihinde 1,5 ay istirahat aldığı ve sonrasında GATA K.lığına sevk edildiği, yapılan tetkikler sonucunda 31.7.1995 tarihinde kist hidatik ön tanısı ile sağ akciğerden ameliyat edildiği, 17.8.1995 tarihinde 2 ay istirahat ile taburcu edildiği, rahatsızlığı artan davacının 11.9.1995 tarihinde tekrar hastaneye yatırıldığı, 5.10.1995 tarihinde Buerger hastalığı tanısı ile tedaviye başlanıldığı, genel durumu düzelen hastanın 13.10.995 tarihinde 2 ay istirahatle taburcu edildiği, 13.12.1995 tarihinde kontrol için tekrar kliniğe yatırıldığı, kreatin (7.1 mg.) kan üre (138 mg.) ve proternuri (++-) değerlerinin yüksekliğinin saptandığı ve nefroloji kliniğine nakledildiği, yapılan biyopside Wegener Granülamatozu tanısı konulduğu, hastanın müteakiben her iki böbreğini kaybettiği ve GATA K.lığının ile 27.10.1998 tarihli raporu ile 23.09.1999 tarihinde malulen emekliye sevk edildiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi kayıplara uğradığı iddiası ile 1.000.000.000.TL. (BİRMİLYAR TL.) maddi, 14.000.000.000.TL. (Ondörtmilyar TL.) manevi tazminatın ilk ameliyat tarihi olan 31.5.1995 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması talep ettiği ve Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 28.6.2000 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili 8 Kasım 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde, müvekkili ......................in 8.10.2001 tarihinde vefat ettiğini, davacı ......................in mirasçıları olarak, 1973 doğumlu esi ......................in ve 1996 doğumlu kızı ......................in mirasçı sıfatıyla davayı takip etmek istedikleri yönündeki istemlerinin kabulünü talep etmişlerdir. Dava 28.6.2000 tarihinde ...................... tarafından açılmışsa da davacının 8.10.2001 tarihinde vefat etmesi üzerine, eşi ve kızı mirasçı sıfatıyla 8.11.2001 tarihinden itibaren davayı takip etmişlerdir. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.10.2001 gün ve E: 2001/504, K:2001/401 sayılı kararından ......................in 08.10.2001 tarihinde vefat ettiği murisin tüm mirasının 4 pay edilerek 1 payın eşi ......................e, 3 payın kızı ......................e ait olduğu anlaşılmıştır. Davada ihtilaf konusu, yanlış teşhis ve tedavi sonucu davacının her iki böbreğini kaybetmesi iddiasıdır.
İddianın niteliği itibariyle teknik olarak Tıp ilmiyle ilgili bulunduğu, davacının görev yaptığı yerler itibari ile rahatsızlığının bünyesel mi yoksa görev şartlarının etkisi ile mi oluştuğunun, davalı idarenin tıbbi yönden gerekli önlemleri alıp almadığının, yanlış teşhis ve tedavi olup olmadığının uzmanlarca tespitinin gerektiği kuşkusuzdur. Zira hizmet kusurunun varlığı veya yokluğu davalı idarenin zararlardan hukuki sorumluluğu ya da sorumsuzluğunun nedenini oluşturacaktır.
AYİM 2 nci Dairesinin 21.02.2001 gün ve E.2001/49 sayılı Ara Kararı ile davacı vekilinin bu iddiaları karşısında dava dosyasının tüm ekleri ile birlikte Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına gönderilip ilgili İhtisas Dairesince incelenmesinden sonra davacıya uygulanan tedavilerin sonucunda bugünkü gibi kalıcı bir rahatsızlığından söz edilip edilmeyeceği hususunda inceleme yapılarak tıbbi kanaatlerini bildirir raporun gönderilmesi istenilmiştir.
Hacettepe Üniversitesi Tip Fakültesi Dekanlığında görevli Prof. Dr. ......................, Porf.Dr. ...................... ve Doç.Dr. ......................den oluşan 05.05.2001 tarihli bilirkişi raporunda; ......................in Eylül 1995 tarihine kadar ki olan işleminde bilimsel olarak izleyen kliniklerin herhangi bir ihmal ya da kusurunun olmadığı, hastada rapidly progresif glomerülonefrit (hızlı ilerleyici glomerüonefrit) kliniğinin bulunduğu ve hastaya konan wegener gronülamatosu tanısının immünfloresan bulgular göz önüne alındığında uzak bir ihtimal olduğu kanaatine varıldığı, bu gibi hastalarda klinik tablonun erken tanısı ile tedavi edilmesi durumunda böbrek hastalığının tedavisi ve hastanın diyalizden kurtarılmasının mümkün olabileceği, bu hastalığın hastada ilk bulgularını Eylül 1995 tarihinde vermeye başladığı ve bu dönemde tanısının konması ile hastanın uygun tedavisinin yapılmasının mümkün olabileceği, hastanın nefroloji kliniğine başvurduktan sonra işleminin de günümüz tıp anlayışına uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı, ayrıca bu tip hastalıkların iklim, doğa ve arazi şartları ile herhangi bir ilişkisinin olmadığının bilindiği belirtilmiş, sonuç olarak ......................in Diyarbakır Askerî Hastanesi ve GATA K.lığınca konan kist hidatik tanılarının doğru olduğu, uygun ve yerinde girişim ve tedavilerin yapıldığı, hastanın hızlı ilerleyici glomerülonefrit tipindeki hastalığının tanı konulabilecek ilk bulgularını Eylül 1995 tarihinde verdiği, ancak taninin Aralık 1995 tarihinde konması nedeni ile hastanın böbrek yetmezliğine girdiği, ortaya çıkan böbrek rahatsızlığının iklim, doğa ve arazi şartlar ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, erken tanı ve tedavi ile de hastalığın ilerlemesinin ve dolayısı ile hastanın hemodiyaliz gereksiniminden kurtarılabileceği, hastanın Aralık 1995 tarihinden itibaren tedavi programını değiştirmese de hastada ön planda wegener granülamotozu tanısının olmadığı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Maddi olguda bu koşullardan birisinin yokluğu, idarenin tazminle sorumlu tutulması yükümlülüğünü kaldırır. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının 05.05.2001 tarihli Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacıya başlangıçta uygun tanı konulduğu ve uygun tedavi yapıldığı, hastada ön planda Wegener Granülamotozu tanısının olmadığı, ancak Eylül 1995 tarihinden itibaren böbreklerinde bozulmanın başladığına dair belirtilerin ortaya çıktığı ancak bunun fark edilemediği belirtildiğinden davacıda oluşan böbrek ile ilgili rahatsızlığın tedavide geç teşhis sonucu idarenin ajanlarının kusurundan ileri geldiği, zararlı sonuç ile idarenin ajanlarının davranışları arasında uygun bir nedensellik bağı bulunduğu anlaşılmakla davacıda meydana gelen böbrek rahatsızlığının sonuçlarından davalı idarenin Hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmış, davalı idarenin tıbbi bilirkişi raporuna yapmış olduğu itiraza da mevcut bilgi ve belgeler karşısında itibar edilmemiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize itiraz edilen 21.12.2001 tarihli bilirkişi raporundan davacıların maddi tazminat hak edişinin 10.703.959.910.TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacılar vekili; Ankara 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları ve görevsizlik kararı verilen davada, manevi tazminatın yanında fazlaya dair haklarımızın saklı kalmak kaydı ile 1.000.000.000.TL.lik nakdi tazminatın tahsili talebinde bulunduklarını, dolayısıyla bilirkişi raporu tarafından bildirilen meblağ olan 10.753.959.910.TL.nin maddi tazminat olarak belirlenmesini talep ettiklerini belirterek itirazda bulunmuştur. Ancak Mahkememizin tespit ettiği kıstaslara, içtihatlarına ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış davacının itirazına itibar edilmemiştir.
Davacıların olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacının sosyal durumu, paranın alım gücü, işleyecek yasal faizde dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Hükmedilen maddi tazminata ......................in malulen emekli edildiği tarih olan 23.09.1999 tarihinden itibaren, manevi tazminata ise zararın öğrenildiği rapor tarihi olan 17.10.1998 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi kararlaştırılmıştır.
Bu itibarla;
1. Davalı idarenin ve davacıların, Karar Düzeltme istemlerinin KABULÜNE, AYİM 2 nci Dairesinin 22.03.2002 gün ve E.2001/49, K: 2002/255 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın görev yönünden reddine ilişkin davaya kalındığı yerden devam EDİLMESİNE,
2. Davacılar ...................... ve ......................e bilirkişi raporu uyarınca ve isteme bağlı kalınarak miras hükümleri gereğince paylaşılmak üzere toplam 1.000.000.000.TL.(BİRMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Davacılar ...................... ve ......................e takdiren ve miras hükümleri gereğince paylaşılmak üzere toplam 4.000.000.000.TL. (DÖRTMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemin REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarına müteveffa ......................in malulen emekli edildiği tarih olan 23.09.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık % 50 (YÜZDE ELLİ), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarına zararın öğrenildiği rapor tarihi olan 27.10.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık % 50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz yürütülmesine,
16 EKİM 2002 tarihinde Üye Dz.Kur.Kd.Alb.Oktay Tanju SEL ve Üye P.Kur.Kd.Alb. İstemihan KARCInın görev yönünden karşı oyları üzerine OYÇOKLUĞU, Üye Hak.Kd.Alb.Turgut ARIBAL ve Üye Dz.Kur.Kd.Alb.Oktay Tanju SELin manevi tazminata miktar yönünden karşı oyları üzerine OYÇOKLUĞU, Üye Hak.Kd.Alb.Ertuğrul TAKAnın manevi tazminata faiz başlangıcı yönünden karşı oyu üzerine OYÇOKLUĞU, diğer hususlarda ise OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacılara manevi tazminata rapor tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, rapor tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların rapor tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata rapor tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
KARŞI OY GEREKÇESI
Davacılara takdir edilen manevi tazminat miktarını benzer olaylardaki Mahkememiz kıstaslarına ve uygulamalarına göre fazla takdir edildiği kanaatinde bulunduğumuzdan çoğunluğun görüşüne katılamadık.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
AYİM 2 nci Dairesinin 22.03. 2002 gün ve GENSEK NO: 2000/1117 ESAS NO: 2001/49, KARAR NO: 2002/255 sayılı Davanın Görev Yönünden Reddi Kararında belirttiğimiz gerekçelerde bir değişiklik bulunmadığından davanın görev yönünden reddi gerekirken karar düzeltme isteminin kabulü ve davanın esasına geçilmesi yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy