(Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği m. 12) (2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 49)
Davacı vekili, 28 Ağustos 2002 tarihinde kayda giren dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gaziemir/İZMİR Hv.Snf.Ok.ve Tek.Eğt.Mrk.K.lığı emrinde Hava İstihbarat Astsubay Adayı öğrenimi görmekte iken güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeni ile okuldan ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali istemiyle açtıkları davanın AYİM 2.D.nin 30.01.2002 gün ve E.:2001/277, K.:2002/66 sayılı hükmüyle reddedildiğini, ancak idarenin yürüttüğü güvenlik soruşturmasının 8 ay gibi uzun bir sürede sonuçlanmış olması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, güvenlik soruşturmasının 2 ay gibi bir sürede sonuçlansaydı müvekkilinin bu derecede bir zarar uğramayacağını, 12.04.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 12/c maddesi gereğince güvenlik soruşturmalarının 60 gün içinde sonuçlandırılması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin okulda okuduğu süre yaptığı harcamalarla ilgili olarak ödeme yapmak zorunda olacağını, ayrıca faiz ödeyeceğini, bir süre iş ve gücünden ayrı kaldığını, hayatının 8 ayını kaybetmiş olması sonucunda maddi ve manevi zarara uğradığını, hizmetin geç yürümüş olması nedeniyle hizmet kusuru olduğunu belirterek 2.500.000.000 TL. maddi ve 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve özlük dosyalarının incelenmesinde; davacının Gaziemir/İZMİR Hv.Snf.Ok.Tek.Eğt.Mrk.K.lığı 3.Bl. emrinde Hava İstihbarat Astsubay Adayı olarak öğrenim görmekte iken hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz çıkması üzerine 14.02.2001 tarihinde okuldan çıkarıldığı, söz konusu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın AYİM.2.D.nin 30.01.2002 gün ve E.:2001/277, K.:2002/66 sayılı hükmüyle davacı hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı hakkında Hv. Snf. Ok. ve Tek. Eğt. Mrk. K.lığı tarafından 02.10.2000 tarihinde güvenlik soruşturması yapılması için ilgili makamlara yazı yazıldığı, Emniyet Genel Müdürlüğüne hakkında yazılan yazıya 15.11.2000 tarihinde cevap verildiği, Malatya Valiliğine yazılan yazıya 08.12.2000 tarihinde cevap verildiği, Silahlı Kuvvetler İKK Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi (MY 114-1(B)) gereğince Hv.K.K.lığı Değerlendirme Komisyonunun 24.01.2001 tarihinde toplantı yaptığı, bu toplantıda davacı hakkındaki güvenlik soruşturması sonucunun askeri öğrenci olmayı engelleyen sakıncalı haller kapsamında görülmesi nedeniyle davacının okulla ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, 14.02.2001 tarihinde ise davacının okulla ilişiğinin kesildiği anlaşılmıştır.
T.C.Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrası İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. hükmünü amirdir. Bu hükümle idarenin mali sorumluğu düzenlenmektedir. Bunun için ise kusurlu sorumluluk veya kusursuz sorumluluk şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Borçlar Kanununun Şahsi menfaatlerin haleldar olması başlıklı 49/1 maddesi; Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şeklide tecavüzü uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir hükmünü amirdir. Bu hükme göre; manevi tazminat talep edebilmesi için şahsiyet hakkının ihlal edilmesi, bu ihlalin hukuka aykırı olması ve manevi zararın mevcut olması gerekmektedir.
Doktrinde ve yargı içtihatlarında idarenin işlemlerinden dolayı, manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmek için, manevi zararın meydana gelmiş olması, zarara neden olan işlemdeki hata ve hukuka aykırılığın ağır ve önemli nitelikte olması şartlarının bulunması gerektiği benimsenmiştir.
AYİM. 2 nci Dairesinin 30.01.2002 tarih ve E. 2001/277, K.2002/66 sayılı kararı ile ...davalı idarenin savunma layihası ekinde gönderilen gizli gizlilik dereceli belgelerin tetkikinden, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucu tespit edilen durumun Silahlı Kuvvetleri İstihbarata Karşı Koyma Koruyucu ve İşbirliği Yönergesinin 9/d (2) nci maddesinde belirtilen hallerden olduğu, davacının bu durumu itibariyle anılan yönerge esaslarına göre askeri öğrencilikle bağdaşmayacak konuma geldiği anlaşıldığından davacının okuldan çıkarılması işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. gerekçeleriyle davanın reddine, davacı tarafından söz konusu kararın düzeltilmesi isteminin AYİM 2 nci Dairesinin 17 Nisan 2002 gün ve E:2002/271 K:2001/260 sayılı kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İdarenin kusurlu sorumluluk ilkesine dayanarak tazmin borcunun doğabilmesi için ise açık ve ağır bir hizmet kusurunun bulunması gerekir. İdarenin hatalı bir işlem yapması hizmet kusurunun varlığını akla getirir ise de, bir idari işlemin yargı mercilerince iptal edilmiş olması her halükarda idarenin sorumluluğunu ve tazminat ödemesini gerektirmemektedir. Kaldı ki bu davada idari işlem, yargı mercilerince iptal edilmemiştir. Zira, kamu hukuku alanındaki kusurun özel hukuk alanındaki kusurdan farklı olarak nesnel nitelikli olduğu ve kast, ağır kusur gibi öznel öğelere dayandığı doktrinde ve idare hukukuna ilişkin içtihatlarda kabul edilmektedir. İdari işlemden dolayı idarenin sorumluluğunu kabul edebilmek için işlemdeki sakatlığın ağır olması ve sakatlığın idareye yüklenebilir ağır bir hizmet kusuru teşkil etmesi gerekmektedir.
Davacı hakkında iptal davasına konu teşkil eden işlem, söz konusu dava sırasında Yüksek Mahkemeye gönderilen belgelerde yer aldığı üzere, davacı hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde kanuni ve sorumlu idare ilkesinin idareye yüklediği kamu hizmetini zamanında, en etkili ve verimli şekilde yürütmek görevinin kamu yararını karşılayacağı amacı ve konuya ilişkin mevzuat hükümleri gereğince bağlı yetki nedeniyle, askeri öğrenci olmayı engelleyen sakıncalı halleri görülenlerin askeri öğrencilikle ilişiğinin kesilmesinin hukuka ve kamu yararına uygun düşeceği değerlendirilmesiyle tesis edilmiştir.
Dava konusu olayda Askeri Okula giren davacının öğrencilik hukuku devam ederken, güvenlik soruşturmasının olumsuzluğu nedeniyle ilişiğinin kesilerek okuldan uzaklaştırılması nedenlerinin, Askeri okula kaydı yapılırken davacı ve yakınlarında bulunmaması gereken şartlardan olduğu, bu olumsuz şartları taşıyanların Askeri Okula müracaat edemeyeceğinin davacı tarafından bilinmesi gerektiği halde, idarenin güvenlik soruşturmasını ilgili mevzuat hükümlerine göre tamamlayarak sonucuna göre davacıya TSK. Sınıf Okulları Yönetmeliğinin 19 ncu maddesi (B) bendinin (4) nolu alt bendi uyarınca güvenlik soruşturmasına dayanarak okuldan ilişiğini kesmesi işlemini, davacının şahsi haklarını ihlal eden bir işlem olarak kabul edilmesine imkan bulunmamaktadır. Zira bu işlemde ağır, açık ve bariz bir hizmet kusuru söz konusu değildir. Dolayısıyla davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy