(Şehitlik Yönergesi m. 4)
Davacılar vekilleri 28 Aralık 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların esi ve babası Dz.Myn.Bçvs. .........................in Çanakkale İkmal Destek Komutanlığı emrinde görevli iken, 09.11.2001 tarihinde aynı birlikte görevli bir er tarafından görevi başında silahla vurularak şehit edildiğini, müteveffanın şehit töreni icra edilmek suretiyle defnedildiğini ancak defin işleminin şehitliğe yapılmadığını, yaptıkları itirazın Şehitlik Yönergesi dayanak gösterilerek reddedildiğini, bu Yönergenin yargı organlarını bağlayıcı bir düzenleme olarak kabul edilmesinin düşünülmeyeceğini, davalı idarece tesis edilen müteveffanın şehitliğe defnedilmemesi seklinde tecelli eden idari işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek, işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talep ve dava etmişlerdir.
Davacıların yürütmenin durdurulması istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 16 Ocak 2002 gün ve ESAS:2002/39 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava, mesai esnasında aynı birlikte görevli bir asker tarafından kasten silahla vurularak vefat eden Dz.Astsb. .........................in şehitliğe defnedilmeme işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacıların yakınının şehitliğe defnedilmemesi işleminin iptali istemiyle Mahkememizde açılan dava ile ilgili olarak Dairemizin 15 Mayıs 2002 gün ve ESAS:2002/39, KARAR:2002/469 sayılı Davanın Görev Yönünden Reddine İlişkin Kararın düzeltilmesi yasal süresi içerisinde davacılar ve davalı idare tarafından istenmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesince verilip istikrar kazanmış çok sayıda karar Askeri Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara, Mahkemenin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olup uygulamanın yerleşip istikrar kazanmış bulunması karsısında, 1602 Sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, KARAR DÜZELTİLMESİ İSTEMİNİN KABULÜ ile Dairemizce davacılar hakkında verilen 15 Mayıs 2002 gün ve ESAS:2002-39, KARAR:2002/469 sayılı Davanın Görev Yönünden Reddine İlişkin Kararının kaldırılmasına 09 Ekim 2002 tarihinde oyçokluğu ile karar verilerek davaya Dairemizce kaldığı yerden devam edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını Dz.Myn.Bçvs. .........................in, Çanakkale İkmal Destek Komutanlığı emrinde görevli iken, 09 Kasım 2001 tarihinde mesai saatlerinde çalışma odasında aynı birlikte görevli Dz.Er ......................... tarafından kasten silahla vurularak öldürüldüğü, Dz.Er ......................... hakkında Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığınca gerekli soruşturmanın yapıldığı ve kamu davacı açıldığı anlaşılmaktadır. Şehitliklere kimlerin defnedileceği hususu Milli Savunma Bakanlığının 439-1 Nolu Şehitlik Yönergesi ile düzenlenmiştir. Bu Yönergenin 4 ncü maddesinde şehitliklere kimlerin defnedileceği sayılmıştır.
Davacıların yakını olan Dz.Myn.Bçvs. .........................in, mesaide iken aynı birlikte görevli Dz.Er .........................nin G-3 piyade tüfeğini ateşlemesi sonucu vefat ettiği sabit olup bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davacıların yakınlarının bu olay nedeniyle şehit sayılıp sayılmayacağı bu husustaki mevzuat hükümlerine göre saptanacaktır. Mevzuatımızda ŞEHİTin tanımını yapan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve Maaş Kanununda şehit kavramı geçmekte ise de tanımı verilmemektedir. Keza, 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde Harp Malüllügü nden söz edilmekle birlikte, şehitle ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Emekli Sandığı Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde : ...64 ncü madde de yazılı hallerde şehit olmuşlarsa;... ibaresinin, şehit ya da şahadeti tam olarak açıkladığı söylenemez. Bu konuda T.B.M.M. nin 927 Sayılı yorum kararı ile 4992 sayılı Kanuna ek 5107 sayılı kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı mevcuttur. Bu kararlarda, harpte veya eşkıya müsademesinde her nevi düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir.
Şehitlik Yönergesi, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tesbiti amacı ile çıkarılan idarenin bu hususlardaki iç işleyişi ile ilgili bir düzenlemesidir. Bu yönergenin 4 ncü maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmış, 3 ncü maddesinde ise 4 ncü maddede yazılı nedenlerden dolayı ölenler şehit olarak tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlama idarece şehitliklere defnedilecekler ile sinirli bir tanımlamadır. Zira Yönergede şehitliğe gömülenlere SEHADET BELGESİ verileceği, bu belgenin vefat eden personelin şehitliğe gömülme hakkini kazandığını ifade eden bir belge olduğu, bu belgenin hak sahiplerine şehitlik nedeniyle yasaların tanıdığı hakların verilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar yasalarda ve daha alt hukuk normu olan Tüzük ve Yönetmeliklerde Şehit kavramı tanımlanmamış ise de, Askerlik hizmetini ifa ederken vefat eden askerlerin olayın oluş şekline göre hak ve menfaatleri sosyal güvenlik yasaları ve özel kanunlarla düzenlenmiştir. Örneğin T.C. Emekli Sandığı Kanununun, 926 Sayılı Kanun, Nakdi Tazminat Kanunu, Olağanüstü Hal Kanunu v.b.
Yukarıda da belirtildiği üzere şehitliğin yasalarda yapılmış bir tanımına rastlayamamaktayız. Örneğin ne 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Yasasında ne de sair yasalarda şehitlik hükümleri bulunmaktadır. Tamamen dini bir terim olan bu kavramın yasalarca içeriğinin sınırlarının belirlenmemesi karsısında bu müessesenin yasama organı yerine yargı kararlarıyla belirlenip düzenlenmesi ve tanımının yapılması Anayasamızın Kuvvetler Ayrılığı ilkesi ile uyarlı görülmemektedir.
Yönergenin 4 ncü maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmıştır. Bu maddeye göre;
a. Harpte fiilen ateş altında olanlar ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman silahlarının tesiri ile ölenler yada yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
b. İç Güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,
c. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden, görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
d. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
e. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)
f. Ailesi arzu ettiği takdirde, ölen Milli Savunma Bakanları, Orgeneraller ve Oramiraller,
g. T.S.K. mensubu veya T.S.K.nden ayrılanlardan (emekli, istifa vb.) daha önce T.S.K. mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler,
h. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın yangın, sel, deprem, heyelan, çiğ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler,
i. Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun, vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler,
j. Yurtdışında sürekli görev ve her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler ile T.C. Anayasasının 92 nci maddesi veya TÜRKİYEnin taraf olduğu antlaşmalar uyarınca ya da 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek-10 ncu maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkelerde veya uluslararası sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevlerin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içinde ölenler olarak belirtilmiştir.
Mesaisi esnasında, yukarıda açıklandığı gibi aynı birlikte görevli bir asker tarafından kasten silahla vurularak yaşamını kaybeden davacıların yakını Dz.Myn.Bçvs. .........................in Şehitlik Yönergesinin 4 ncü maddesi kapsamında şehitliğe gömülecek kimselerden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy