(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilleri, 04 Ekim 2001 tarihinde Balıkesir Vergi Mahkemesi Başkanlığına verdikleri ve 09 Ekim 2001 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını Ord.Er ............nin 1.Ordu Lojistik Destek 51001 nci Mühimmat Islah Atölyesinde görevli iken, 02 Ekim 2000 tarihinde yapılan 90 mmlik tank topu mühimmatı fek işlemleri sırasında kendisine verilen tank mermisinin elinden düşerek patlaması sonucu vefat ettiğini, olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığını, işlemin rütbeli personel nezaretinde yapılmadığını, koruyucu kıyafet olmaksızın çalıştırıldığını, merminin tapasının ilk istasyonda uzman personel tarafından ayrılması gerektiğini, bunları yapmayan idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 17.000.000.000 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. manevi, davacı kardeşler için ayrı ayrı 3.000.000.000 TL. manevi olmak üzere toplam 50.000.000.000 TL. tazminata, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Yapılan yargılama sırasında; AYİM İkinci Dairesinin 22 Mart 2002 gün ve Esas: 2001/760 Karar No:2002/413 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Davalı idarenin yasal süresi içerisinde bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunması üzerine yapılan incelemede; Uyuşmazlık Mahkemesince verilip istikrar kazanmış çok sayıda karar bulunması, Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkememizin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olması ve uygulamanın yerleşip istikrar oluşması karşısında; 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde düzenlenen, bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkememizin 22 Mart 2002 gün ve E.2001/760, K.2002/413 sayılı kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasına geçilmiştir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını müteveffa Er ............nin İstanbul Hadımköy 1.Ordu Lojistik Destek 51001. Mühimmat Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa ettiği, 02 Ekim 2000 tarihinde mühimmat ıslah atölyesinde yapılan 90 mm.lik tank topu mühimmatının fek işlemleri sırasında müteveffanın mermi istif bölümünde görevlendirildiği, bu görevi esnasında müteveffanın kendisine verilen tank mermilerinden birisini sandığa koymak isterken mermiyi elinden düşürdüğü, beton zemine düsen merminin tapasının çarpma sonucu harekete geçmesi üzerine patladığı, kopan parçaların müteveffaya isabeti sonucu müteveffanın büyük damar yaralanması ile gelişen disf kanama sonucu vefat ettiği, adli soruşturmayı yürüten İstanbul Hasdal 3.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 19 Şubat 2001 gün ve Esas: 2001/20, Karar : 2001/32 sayılı kararı ile olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesinde; İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmek suretiyle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Uygulamada idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. İster kusursuz sorumluluk, ister hizmet kusuru ilkesine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacılar yakınının ölümü olayında, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Müteveffanın da herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların, hizmetin sahibi olan idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşünüldüğünden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13 Aralık 2002 gün ve B.07.EMS.0.10.01.01/79.232.035 sayılı yazısından, müteveffanın vefatı olayı ile ilgili olarak 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, davacının babasının kurumdan emekli maaşı aldığının tespiti üzerine, 5434 sayılı kanunun 94 ncü maddesi uyarınca davacı babadan, kendi aylığı veya müteveffadan dolayı bağlanabilecek aylık arasında tercih yapmasının istendiği, davacı babanın müteveffadan dolayı bağlanacak aylığın kendi aylığından düşük olması nedeniyle tercih hakkını kullanmayarak bu işlemin iptali istemiyle Ankara 2 nci İdare Mahkemesinde dava açtığı, bu davanın Mahkemenin 04 NİSAN 2002 gün ve Esas:2001/1026 Karar:2002/491 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmış, bu konuda seçim hakkını kullanmayan davacılara, 5434 sayılı Kanununun 94 ncü maddesinin amir hükmü dikkate alınarak T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce müteveffadan dolayı aylık bağlanması mümkün olmadığından Mahkememizce hiç yarar sağlanmamış gibi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 11 Temmuz 2003 tarihli bilirkişi raporunda; T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce müteveffadan dolayı davacı anne ve babaya ödenebilecek ancak 5434 sayılı Kanunun 94 ncü maddesi uyarınca fiilen ödenmesi mümkün görülmeyen aylıklardan kaynaklanan maddi yararlar dikkate alınmadığında, davacı annenin maddi zararın 3.620.209.974 TL., davacı babanın maddi zararının 2.416.897.227 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davacılar vekilince itiraz edilmiş ise de, bilirkişi raporu, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, kabul edilen kıstaslarına ve ilmi verilere uygun bulunduğundan, bu itirazlara itibar olunmayarak bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara, yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın statüsü, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü, işletilebilecek yasal faiz dikkate alınarak manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ...............ye 3.620.000.000 TL (ÜÇMİLYARALTI-YÜZYİRMİMİLYON TL.), davacı baba .....................ye 2.417.000.000 TL. (İKİMİLYARDÖRTYÜZONYEDİMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Davacı anne ......................ve davacı baba ......................ye takdiren ve ayrı ayrı 1.500.000.000ar TL. (BİRMİLYARBEŞYÜZMİLYONAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Davacı kardeşler ......................ve ......................ye takdiren ve ayrı ayrı 550.000.000 ar TL (BEŞYÜZELLİMİLYONAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği kabul olunan 23 Nisan 2001 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 02 Ekim 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan 683.760.000 TL. (ALTIYÜZSEKSENÜÇMİLYON- YEDİYÜZALTMIŞBİN TL. ) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
8- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf olunan 5.250.000 TL. (BEŞMİLYONİKİYÜZ-ELLİBİN TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf olunan 60.000.000 TL.(ALTMIŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 50.000.000 TL, (ELLİMİLYON TL.)sinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, kalan 10.000.000 TL. (ONMİLYON TL.)sinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 930.960.000 TL. (DOKUZYÜZOTUZMİLYONDOKUZYÜZALTMIŞBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca (Tarifenin 10 ncu maddesi dikkate alınarak) nispi olarak hesap edilen 2.206.520.000 TL. (İKİMİLYARİKİYÜZALTIMİLYON BEŞYÜZYİRMİBİN TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
24 Eylül 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy