(1602 S. K. m. 71) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 03 Ekim 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askerlik hizmeti sırasında bindiği askeri aracın devrilmesi sonucu yaralandığını, uğradığı maddi ve manevi zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiğini belirtilerek, adli yardım taleplerinin kabulüyle davacı lehine 40.000.000.000 TL. maddi ve 10.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesi talep ve dava etmiştir. Davacının adli yardim istemi, AYİM İkinci Dairesinin 16 Ekim 2002 gün ve E.2002/770 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri 28 nci Piyade Tümen 61 nci Alay Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa eden davacının, 24 Ekim 2001 tarihinde nöbete giderken içinde bulunduğu P.Er ....................in sevk ve idaresindeki askeri aracın aşırı hız nedeniyle devrilmesi sonucu yaralandığı, tedavileri sonucunda GATA Sağlık Kurulunun 08 Mayıs 2002 gün ve 4518 sayılı raporu ile hakkında askerliğe elverişli değildir kararı verildiği anlaşılmıştır. Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslarla belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de; zararın askerlik hizmetinin ifası sırasında davacının içinde bulunduğu askeri aracın devrilmesi sonucu meydana geldiği, hizmet ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu aşikardır. Bu itibarla zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacının maddi zararından düşüldüğünden davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış; T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 28 Temmuz 2003 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/80.766.044 sayılı yazısından, Kurumun 20 Aralık 2002 gün ve 681233 sayılı işlemi ile davacıya, 15 Mayıs 2002 tarihinden itibaren 322.880.000 TL. 6 ncı derece Harp Malüllüğü aylığı bağlandığı ve bu aylığın değişik tarihlerde tespit edilen kat sayılar dikkate alınarak en son 01 Temmuz 2003 tarihinde 514.150.000 TL.sına yükseltildiği, ayrıca davacıya 2002 yılı için 440.190.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Milli Savunma Bakanlığının 09 Ekim 2003 gün ve PER.:5635-91-03/Per.Ynt.S.Ynt.Ks.(572) 15660 sayılı yazısı ile de davacıya, Bakanlık Nakdi Tazminat Komisyonunun 18 Eylül 2003 gün ve 2003/172 sayılı kararıyla 2330 sayılı Kanun uyarınca 8.146.250.000 TL.Nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek mahkememize ibraz edilen 27 Ekim 2003 tarihli bilirkişi raporundan; davacının 45.936.994.587 TL. maddi zararına karşılık, 149.418.739.658 TL. maddi ve ayrıca 9.436.073.000 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı anlaşılmıştır. Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu ilmi verilere, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının maddi zararının sadece maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ayrıca kendisine 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın manevi zararının karşılığı olarak kaldığı, bu miktarın da Mahkememiz emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğu dikkate alınarak, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve 2330 sayılı Kanun gereğince ödenen tazminat miktarı dikkate alınarak davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
3. Dava adli yardımlı görüldüğünden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca 7.530.000 TL.başvuru harcı ile 10.120.000 TL.esastan ilam harcı toplam olan 17.650.000 TL. (ONYEDİMİLYONALTIYÜZELLİBİN TL.) harcın davacıdan ALINMASINA,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden resmi posta gideri olan 22.000.000 TL.(YRMİİKİMİLYON TL.) posta ücretinin DAVACIDAN ALINMASINA,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 60.000.000 TL.(ALTMIŞMİLYON TL.) Bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy