(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 21 Ağustos 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde; davacının Malatya 2 nci Or.Uls.Er Eğt.A.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada 08 Eylül 1999 tarihinde yemekhanede temizlik yaparken bir başka erin su sürahisine koyduğu bulaşık parlatıcısını meyve suyu zannederek içtiğini, sakat kaldığını belirterek 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı .................in 2.Or.Uls.Er Egt.A.K.lığı emrinde Uls.Er olarak askerlik hizmetini yaparken 08 Eylül 1999 tarihinde yemekhanenin temizliği için görevlendirildiği, yemekhane sorumlusu Uls.Er ...............ün krom sürahi içerisinde bulunan bulaşık parlatıcısını masanın üzerine bıraktığı, masanın üzerinde başka bir temizlik maddesinin bulunmadığı, birkaç tane daha sürahinin bulunduğu, er ...............ün yemekhaneden çıktığı sırada davacının sürahide ne olduğunu yanındaki bir başka ere sorduğu, sorduğu erin ne olduğunu bilmediğini, şerbete benzediğini söylediği, davacının sürahideki bulaşık parlatıcısını bir bardağa doldurup bir yudum içtiği ve hemen bardağı masaya bırakıp lavaboya koştuğunu, su içtikten sonra yanıyor diye bağırıp kusmaya başladığı, acilen Malatya 200 Yataklı Asker Hastanesine götürüldügü, uzun süren tedaviler sonunda GATA Hastanesi Sağlık Kurulunun 28 MART 2001 gün ve 3023 sayılı raporu ile davacıya Transhiatal Özefanektomi + Özelago Astrostomili tanısı konulup, davacı hakkında D/45 F1 Askerliğe Elverişli Değildir. Yaralanma Anında Hayati Tehlike Geçirmiştir. Organ kaybı ve Tadili mevcuttur. 60 gün iş ve gücünden kalmıştır. Halen hayati tehlikesi kalmamıştır. kararı verildiği, 29 Mart 2001 tarihinde terhis edildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Meydana gelen olay nedeniyle doğan zararın meydana gelişinde idareye atfı kabil hizmetin kurulmasında ve işletilmesinden doğan bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak davacının bir kamu hizmeti olduğundan şüphe bulunmayan askerlik görevi sırasında idarenin diğer bir ajanının sürahiye koyduğu bulaşık parlatıcısını şerbet zannederek içmesi neticesinde sakat kaldığı, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu söz konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yemekhanedeki masanın üzerinde bulunan diğer sürahilerin yanında duran sürahinin içerisindeki maddenin bulaşık parlatıcısı olduğunu bilebilmesi mümkün olmayan davacının olayda kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının sakatlanması nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın vukua geliş şekli, davacının askeri ve sosyal durumu, paranın alım gücü, sakatlık derecesi, zararın başlangıç tarihi olan olay tarihinden ödeme gününe kadar isleyecek yasal faizi ve davacının istemi dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı ..............a istemi gibi 2.000.000.000 TL. (İKİMİLYAR TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 08 Eylül 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Mart 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzde elli beş),01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan 34.530.000 TL (OTUZDÖRTMİLYONBEŞYÜZOTUZBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.000.000 TL.(ONBEŞMİLYON TL.) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesap edilen 200.000.000 TL. (İKİYÜZMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
24 Eylül 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy