(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 03 Ekim 2002 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi aracılığı ile gönderdiği ve 07 Ekim 2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Davacılar yakını
..ün birliği olan 19 ncu Piyade Tugay Tank Taburu G/K Mekanize Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmaktayken, 10 Şubat 2002 tarihinde kışla içerisinde yer alan roket atar atış alanının hedef bölgesinde, taş temizlenmesi çalışması sırasında bulduğu 89 mm roket atar mühimmatının patlaması sonucu arkadaşı
ile birlikte vefat ettiğini, olay nedeniyle Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından soruşturma yapılarak 29 Nisan 2002 tarih ve 2002/238-169 E.K. sayılı K.Y.O. kararı verildiğini, müteveffa ve arkadaşının ölümüne neden olan olayın atış alanının daha önce yapılan atışlardan sonra kalan ve yeterince temizlenemeyen patlamamış mühimmatlardan kaynaklandığını, bu durumun hizmetin iyi islemediğini, eksik ve kötü islediğini gösterdiğini, dolayısıyla idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu, atış alanı gibi bir yerde patlamamış mühimmatları ve kalıntıları temizlemeyen, bu işlemlerde gerekli özeni göstermeyen idarenin bu sonucun dogmasında katkısının bulunduğunu ve idarenin doğan zararı kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazminle yükümlü olduğunu, davacılardan anne ve babanın bu olay neticesinde vefat eden oğullarının ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını, evlatlarını yitirmenin ağır üzüntüsü ile manevi zararlara uğradıkların, davacı kardeşlerinde, ağabeylerinin ölümü nedeniyle büyük acılar yaşadıklarını ve manevi olarak zarara uğradıklarını beyanla bu zararların telafisi için davacı anne ve babaya ayrı ayrı 7.500.000.000 TL. (yedimilyarbeşyüzmilyon TL.) maddi, ayrı ayrı 5.000.000.000 TL (beşmilyar TL.) manevi, davacı kardeşlere de ayrı ayrı 3.000.000.000 TL (üçmilyar TL) manevi tazminat verilmesini (olay tarihinden itibaren işleyerek yasal faizi ile birlikte), öncelikle adli yardım istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacıların adli yardım istemleri, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2 nci Daire Başkanlığının 23 Ekim 2002 tarih ve Gensek No:2002/2594, Esas No:2002/783 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacıların yakını
ün, Bergama- 19 ncu Piyade Tugay Tank Taburu G/K Mekanize Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmaktayken 10 Şubat 2002 tarihinde Tabur Komutanı Tnk.Bnb
..in şifai emri ile 3 nolu tank atış alanı ile ilgili çalışma yapıldığı, Tabur Nöbetçi Subayının emri ile 3 nolu Tank atış alanı bölgesinde personelin toplandıkları, davacılar yakınının görevli olduğu Mekanize Piyade Bölüğünün emir komutasının Bölük nöbetçi çavuşu P.Çvş
.da olduğu, kazık çakılarak belirlenen bölgede mevcut taşların temizlenmesinin emredildiği, daha önce roketatar atışı yapmış olan P.Onb
ün 3 arkadaşı ile birlikte diğer bölük personelinden ayrılarak 89 mm. Roketatar atış alanı hedef bölgesine gittikleri, hedef bölgesine ilk varan P.Onb
.. ve P.Onb
in hangi noktadan buldukları belirlenemeyen bir adet 89 mm. Roketatar mühimmatı incelemeye başladıkları, bir süre sonra Tabur Komutanı aracının gelmekte olduğunu görünce mühimmatı gizleyerek görev bölgelerine döndükleri, saat 15.00a kadar çalışma yaptıktan sonra verilen istirahat sırasında P.Onb
ve P.Onb
in arkadaşlarından tırnak makası istedikleri, tırnak makasını aldıktan sonra buldukları ve gizledikleri mühimmatın bulunduğu hedef bölgesine gittikleri, yaklaşık 2-3 dakika sonra patlamanın meydana geldiği, patlamanın etkisiyle P.Onb
ile davacılar yakını P.Onb
ün vefat ettikleri, olay nedeniyle Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca soruşturma yapıldığı, soruşturma sonucunda müteveffalar P.Onb
ile davacılar yakını P.Onb
..e Buluntu maddeler, tanınmayan cisimler ve patlamış mühimmatın kesinlikle kurcalanmayacağına dair hususlarında yer aldığı Emniyet ve Kazaların önlenmesine dair emirlerin tebliğ edildiği, ayrıca olaydan önce Ocak 2002 ayı içerisinde olayın meydana geldiği Roketatar atış alanında denetleme atışlarının yapıldığı, atışlardan sonra patlamayan mühimmatların sürveyanlar tarafından patlatıldığının, bunlar dışında patlamayan mühimmat bulunmadığının tespitinin de yapıldığı, söz konusu mühimmatın kriminal incelemesinin de yaptırıldığı ancak ne şekilde (hedefe çarpma veya kurcalanma) patladığının belirlenemediği, patlama zamanının tespit edilemeyeceğine dair rapor düzenlendiği, meydana gelen patlamanın hangi müteveffanın hareketi sonucu oluştuğuna dair görgü tanığının bulunmadığı, olaya sebep olan mühimmatın hangi tarihte yapılan atıştan sonra kalmış olabileceğinin tespitinin mümkün olmadığı, belirtilerek 29.04.2002 tarih ve 2002/238, 2002/169 E.K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların yakını olan P.Onb
ün ölümü olayını doğuran maddi olayın; askerlik gibi tehlikeli ve özellikle bir kamu görevinin ifası sırasında atış alanının temizliği sırasında bulunan patlamamış 89 mm. Roketatar mermisinin kurcalanması nedeniyle patlaması sonucu meydana geldiği sabit olmakla birlikte patlamaya sebep olan kurcalama eyleminin hangi müteveffa tarafından yapıldığı tesbit edilemediğinden müterafik kusurun varlığından söz edilememiştir.
Meydana gelen ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa dahi ölüm olayının askerlik görevinin ifası sırasında, hizmet esnasında meydana geldiği, hizmetle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine bağlanan vazife malullüğü aylığı ve 3480 sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu konu araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 28.06.2004 gün ve B.07.1.Ems.0.10.01./78.139.053 sayılı yazısında, davacı annenin dul olmaması, davacı babanın ise 65 yaşından küçük olması, malul ve muhtaç olmaması, çalışarak hayatını kazandığına dair beyanının bulunduğu 12.12.2003 tarihli dilekçesi nedeniyle kendilerine yetim aylığı bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarın tespiti amacıyla bilirkişi incelenmesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 21.09.2004 tarihli bilirkişi raporunda, davacı annenin maddi tazminat hak edişinin 4.030.005.313 TL. (dörtmilyarotuzmilyonbeşbinüçyüzonüç TL) davacı babanın maddi tazminat hak edişinin ise 3.009.189.394 TL. (üçmilyardokuzmilyonyüzseksendokuzbinüçyüzdoksandört TL.) olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tespit ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duymaya devam edecekleri acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacıların ve müteveffanın sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz göz önünde bulundurularak uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne
e 4.030.000.000 TL. (dörtmilyarotuzmilyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı baba
.e 3.010.000.000 TL. (üçmilyaronmilyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3. Davacı anne
. ve davacı baba
..e takdiren ve ayrı ayrı 3.200.000.000er TL. (üçmilyarikiyüzermilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler
. ve ....e takdiren ayrı ayrı 1.700.000.000er TL. (birmilyaryediyüzermilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına, müteveffanın yeniden gelir elde edeceği varsayılan 21 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına, olay tarihi olan 10 Şubat 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy