(211 S. K. m. 34) (1632 S. K. m. 39) (353 S. K. m. 76, 81, 119)
Davacı vekili 23.10.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Genkur. Askeri Mahkemesinde 2001/104 G. Sayılı dosyası ile tutuklu olarak yargılanmakta olduğunu, müvekkilinin tutuklandığı zaman hiçbir yasal dayanağı olmadan derhal üniforma ve işaretlerinin çıkartılıp siyaha boyanmış er pantolon ve ceketi giydirildiğini, hastane, cezaevi ve diğer sevklerde üniforma giymesine müsaade edilmediğini, elleri kelepçeli iki asker arasında tüm komutan ve mesai arkadaşlarının göreceği şekilde sevke tabi utulduğunu, bu şekildeki götürülüp getirilmenin müvekkilinin onur ve haysiyetini rencide etmekte olduğunu, müvekkilinin hükümlü değil tutuklu olduğunu, müvekkilinin üniformasını giymesinin engellenerek siyah er ceket ve pantolonu giydirilmesinin ve mahkemelere, Komutanlıklara, hastanelere böyle götürülmesinin müvekkilinin teshir edilme cezasına mahkum edilmiş olması sonucu doğurduğunu, yasalarda yer almayan bu teshir cezasının kanunsuz suç ve ceza olmaz prensibine aykırı olduğunu, müvekkilinin kurmay yarbay olduğunu As. C.K.nun 35.maddesine göre rütbenin geri alınmasının erbaşlara uygulanacak bir ceza olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olduğunu, müvekkili hakkında kesinleşmiş bir ceza hükmünün bulunmadığını, 353 sayılı Yasanın 76 maddesinde tutuklunun mümkün olduğu kadar hükümlüden ayrı bir yere konacağı ve ayrı bir odada bulundurulacağının yer aldığını, 2 nci fıkrasında tutuklu hakkında ancak tutuklama ile gözetilen gayeyi ve cezaevinin düzenini sağlayacak kadar kayıtlarımızda bulunulur. Tutuklu tutukevinin düzen ve emniyetini bozmamak ve tutuklanmasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve durumuna göre kendisi masraf ederek istirahat veya meşgalesini düzenleyebilir. Bu hükme uymak şartıyla okuma ve yazmaktan mahrum bırakılamaz denilerek tutukluya özel bir statü verildiğini, müvekkilinin hükümlülerle birlikte 15 kişilik bir koğuşta kaldığını ve hükümlü muamelesi gördüğünü, As. C.K.nun 339/c maddesine göre asker kişiler, askeri cezaevinden sivil ceza evine giderlerse orada kıyafeti ve isabetlerinin kaldırılacağını hüküm altına aldığını müvekkilinin üniformasının ve işaretlerinin çıkarılmasının bu yönü ile de yasaya aykırı olduğunu, İç Hizmet Yönetmeliğinin 72 nci maddesi uyarınca müvekkilinin üniformasının alınmaması gerektiğini, Aynı Yönetmeliğin 78 nci maddesine göre subayların umumi mahkemelere sivil elbise ile gideceklerini hüküm altına aldığını bu hükümden askeri mahkemelere resmi elbise ile gideceklerinin anlaşıldığını, İç Hizmet Yönetmeliğinin 634 ncü maddesinde mahcuzlardan karşı koyanlara ve kaçma tehlikesi olanlara kelepçe vurulacağının belirtildiğini, müvekkilinin kaçma şüphesi ve karşı koymasının olmadığını müvekkiline yapılan uygulamaların kaldırılması istemiyle adli ve idari mercilere yaptıkları müracaatlardan sonuç alamadıklarını müvekkiline er pantolonu ve siyah er ceketi giydirilmesi işleminin ve üniforma giymesi ve işaretlerini takması hakkındaki isteğinin reddi hakkındaki işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dava Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 29 Mayıs 2001 tarihli ve 2001/420 - 150 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile 3628 sayılı Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa Muhalefet, ticaret yapmak, yine aynı savcılığın 26.Haziran.2000 tarihli ve 2000/421-194 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile Askeri eşyayı zimmetine geçirmek, yolsuzluklarla mücadele Kanununa muhalefet, ticaret yapmak suçlarından hakkında kamu davası açılan ve bu suçlardan Mamak Askeri Ceza ve Tutukevinde tutuklu bulunan davacının tutukevi ile sevk ve nakillerde resmi üniforma giyebilmesine müsaade edilmesi, cezaevinde ve nakillerde sivil kıyafet yerine tek tip tutuklu elbisesi giydirilmesine, müsaade edilmesi, istemlerinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Kurmay Yarbayın G.Bşk. lığı Askeri Mahkemesinin 19.06.2000 tarih ve 2000/491-102 karar sayılı müzekkeresiyle zimmet suçu islediğinden bahisle kaçmasının önlenmesi ve disiplinin tesisi için aynı tarihte vicahen tutuklanarak K.K. 1 nci Snf.As.Cezaevine konduğu, geldiği gün diğer eşya ve üniformasından arındırılarak gerekli kayıt ve işlemleri yapılarak mevzuat gereği TSK Kıyafet Yönetmeliğinde örneği gösterilen tek tip hükümlü/tutuklu elbisesinin giydirildiği, sorgu ve soruşturmalara diğer tutuklularla birlikte kışladan temin edilen kapalı Man veya servis otobüsü ile kelepçe takılarak ve bahsi geçen kıyafetle getirilip götürüldügü, bu uygulamalardan dolayı K.K. 1 nci Snf. As.Cezaevi Md.lüğüne 12.10.2001 tarihindeki duruşmaya üniformalı katılabilme imkanı tanınması için bir sayfalık 10.10.2000 tarihli dilekçeyi muhtemelen 10.11.2001 tarihinde verdiği, bu dilekçeye olumsuz cevap verilmesi üzerine aynı makama tek tip tutuklu elbisesi giydirildiği müddetçe duruşmalara gitmeyeceğine dair 11.10.2001 tarihli ikinci bir dilekçe sunduğu, ilk dilekçesine Cezaevi Müdürü tarafından sevklerde kelepçe takılması ve kıyafet konusunda yönetmelik hükümlerine göre hareket edildiği ve kimseye ayrıcalık tanınmadığı, ayrıca diğer dilekçelerin G.Bşk.lığı As.Mahkemesine ve KKK Adli Müşavirliğine bildirildiği, gelen cevaba göre hareket edildiği şeklinde 11.10.2001 tarihinde sayfanın arkasına yazılmak suretiyle cevap verildiği, davacının KKK.lığı Adli Müşavirliğine hitaben yazdığı eli kelepçeli sevkin ve mahkum elbisesi giydirilmesinin teshir ve ceza mahiyetinde bulunması sebebiyle Yönetmelik hükümlerinin değiştirilmesine ve uygulamanın kaldırılmasına ilişkin 6 sayfalık tarihsiz dilekçeye Adli Müşavir imzasıyla KKK.lığının 15.11.2001 gün ve Ad.MÜS.:2001/1297-1357 sayılı yazısıyla Askeri Cezaevi Yönetmeliğinin tutukluların istisnasız kelepçeli sevk edileceğinin 82 nci maddesi ile tek tip kıyafet giyme mecburiyetine ilişkin hükmü karsısında İç Hizmet kanunun 34 ncü maddesi gereği tutuklu subay ve astsubayların muhafızlı ve kelepçeli olarak duruşmalara ve hastaneye getirilip götürülürken üniforma taşımalarının mümkün olmadığı yolunda görüş bildirildiği, davacının yine teşhis ve ceza mahiyetinde kelepçeli ve tek tip mahkum elbiseli olarak duruşmaya sevkin engellenmesi hususunda 11.10.2001 tarihli 7 sayfalık bir dilekçeyle Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesine müracaat ettiği, bu Mahkemenin tutuklunun yargılanmasına ilişkin duruşmaların 12.10.2001 tarihli oturumunda isin ve yetkinin cezaevi yönetimine ait olduğu gerekçesiyle konu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı vermek suretiyle talebi reddettiği, bu işlemlerden sonra yürütmenin durdurularak üniforma giydirilmemesi ve siyaha boyanmış er ceketi ile pantolon giydirilmesi işlemlerinin iptali için 23 Ekim 2001 tarihinde iş bu davayı açıldığı, anlaşılmıştır.
Tutuklu asker kişilerin durumu ile ilgili hükümleri ihtiva eden 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 22.03.2000 tarih ve 4551/md.11 ile değişik 39 ncu maddesine göre; Asker kişiler hakkında hükmolunan ve aşağıda gösterilen cezalar, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunun beşinci kısmında yazılı esaslar- dahilinde askeri cezaevlerinde infaz edilir.
A) Subay, Astsubay, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları, uzman jandarma ve uzman erbaşlar hakkında verilen ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden veya Devlet memurluğundan çıkarmayı, ilişik kesme veya sözleşmenin feshini gerektirmeyen hürriyeti bağlayıcı ceza hükümleri.
Hürriyeti bağlayıcı diğer cezalar, genel cezaevlerinde çektirilir. İnfaz sırasında hükümlülerin üzerinden askerlik kıyafeti ve işaretleri kaldırılır.
Yargı organlarınca ceza sürelerini tamamlayan askerlik yükümlüleri geri kalan askerlik hizmetini tamamlamak üzere askeri makamlara teslim edilir.
Yargı organlarınca haklarında tutuklama kararı verilen asker kişiler, bu sıfatlarını korudukları sürece askeri tutukevine konulurlar (...)
353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kurulusu ve Yargılama Usulü Kanununda su hükümler yer almaktadır Tutuklunun konacağı yer ve hakkında yapılacak işlem: Madde 76- (Değişik:15/1/1985-3150/1 Md.) Tutuklanan kimse mümkün olduğu kadar hükümlülerden ayrı bir yere konur ve ayrı bir odada bulundurulur. Tutuklu hakkında ancak, tutuklama ile gözetilen gayeyi ve tutukevinin düzenini sağlayacak kadar kayıtlamada bulunulur. Tutuklu tutukevinin düzen ve emniyetini bozmamak ve tutuklanmasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve durumuna göre kendisi masraf ederek istirahat veya meşgalesini düzenleyebilir. Bu hükme uymak şartıyla okuma ve yazmaktan mahrum bırakılamaz.
Tutuklu, tutukevinde ciddi bir tehlike teşkil ettiği veya diğer tutukluların emniyeti için gerekli görüldüğü veya intihara veya kaçmaya kalkıştığı veya bu yolda hazırlıkta bulunduğu takdirde sağlığına zarar vermeyecek tedbirler alınabilir.
Askeri tutukevinin kanun, yönetmelik ve emirlerle tespit edilmiş düzenini bozan tutuklular hakkında, askeri cezaevindeki hükümlülere uygulanan tedbir ve disiplin cezaları ile bunların neticelerine dair hükümler tatbik olunur. Tutuklu, duruşmaya bağlı olmayarak çıkarılır.
Aynı Kanunun İfade Alma ve Sorgu baslıklı On birinci Bölümünün Asker Kişilerin getirilmesi adını taşıyan 09.10.1996 tarih ve 4191/11.md. ile değişik 81 nci maddesi; Asker kişiler, ifadelerinin alınması veya sorguları için bağlı bulundukları askeri birlik Komutanının veya askeri kurum amirinin emri ile getirilirler. Tutuklu olanlar muhafaza altında gönderilir. şeklindedir.
Kanunu Tutuklu Olan ve Olmayan Sanıkların Çağrılması başlıklı 119 ncu maddesi hükmü ise; Sanık olan asker kişiler, tayin olunan zamanlarda 81 nci maddeye göre askeri mahkemeye getirilirler. ( ... )
Tutuklu olan sanıklar 82 nci maddenin 2 nci fıkrası hükmüne göre çağrılırlar. Bu hallerde 135 nci madde hükmü saklıdır. Savaş halinde bütün sanıklar zorla getirilebilirler.
211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununda Subayların kıyafeti ile ilgili hükümler mevcuttur. Kıyafet başlıklı 34 ncü maddeye göre; a) Silahlı Kuvvetler mensupları üniforma giyerler. Hizmet esnasında üniformayı giymek mecburidir. Hususi vazifeler sebebiyle hizmet esnasında sivil elbise giymek amirin müsaadesine bağlıdır. Her asker üniformasının şeref ve haysiyetini korumaya mecburdur.
Barlar, genelevler, meyhaneler ve bunlara benzer yerlere askerler üniforma ile giremezler.
b) Subay, askeri memur ve astsubaylar vazife dışında sivil elbise giyebilirler. Sivil elbise ile vazife yerine giriş ve çıkışlar talimatnamede düzenlenir. (...)
Kıyafet kavramı içinde olan el, yüz ve saç tuvaletlerinde sadelik esastır. Favori, dış, sakal, bıyık bırakılamaz. Hangi hallerde, görevlerde, zamanlarda ve kimler hakkında yukarıdaki kayıtlama ve kısıtlamaların uygulanacağı Genelkurmay Başkanınca belirlenir (...)
1961 tarihli TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin B)Personel İşleri Bölümünün 6-Kıyafet başlıklı alt bölümünde yer alan 72 ilâ 84 ncü maddelerde kıyafet konusu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre; eğitim ve is elbiseleri barışta eğitim ve tatbikat yerleri ile kışla sahasından gayri yerlerde giyilemez (m.72/I); her asker, Silahlı Kuvvetlerden ilişiği kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde üniformasını çıkarmaya mecburdur (m.72/II); Hususi vazifeler sebebi ile vazife esnasında sivil elbise giymek amirin müsaadesine tabidir. Erbaş ve erler vazife dışında dahi sivil elbise giyemez (m.74/I); izinli olarak kamuya açık yerlerde müzik aleti çalan personel üniformalı olamazlar (m.76); subayların, askeri memurların ve astsubayların vazife sırasında üniformalı bulunmaları mecburidir. Hangi hizmetlerde sivil elbiseli bulunabileceği vazifenin mahiyetine göre Kuvvet Komutanlıkları veya Genelkurmay Başkanlığınca tespit edilir (m77/I); hizmete sivil elbise ile gelmek veya ayrılmak bulunulan vazifenin mahiyetine göre Genel Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığınca düzenlenir (m.77/II); Umumi mahkemelere çağrılan subay, askeri memur ve astsubay sivil elbise ile giderler.
(Burada işaret edelim ki, davacı vekilinin yerine İç Hizmet Yönetmeliğinin 634 ncü maddesi olarak gösterdiği alıntının, bu maddeyle ilgisi olmadığı gibi, alıntıyı aynen ihtiva eden 694 ncü maddenin bölüm başlığından da anlaşılacağı üzere Harp esirleri ve Mülteciler hakkındadır.)
353 Sayılı As. YUK nun 46/IV ncü fıkrasına göre düzenlenen ve 1 Temmuz 1998 tarihinde yürürlüğe giren Askeri Cezaevi ve Tutukevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Yönetmeliğinin 46 nci maddesi; Aşağıda yazılı olan kişiler askeri ceza ve tutukevinde ayrı yerlere konur ve birbirleriyle temaslarına imkan verilmez.
a.Hükümlüler,
b.Tutuklular,
c. Subaylar,
d. Kadın Subaylar
e. Astsubaylar
f. Uzman Jandarma ve Uzman Erbaşlar,
g. Er ve Erbaşlar,
h. Siviller,
i. Kadınlar,
j. 18 yaşından küçük olanlar,
Ayrı yerleştirme, mümkün olduğu kadar ayrı bölümlerde yapılır. Buna imkan olmadığı takdirde ayrı odalardan yararlanılabilir... hükmünü taşımaktadır.
Yönetmeliğin Tanımlar baslığını taşıyan 4 ncü maddesinin (b) bendinde, hükümlü (mahkum), hakkında mahkumiyet hükmü kesinleşmiş olan kimse; (c) bendinde ise tutuklu (mevkuf), tutuklama kararına istinaden geçici olarak hürriyetinden mahrum edilmiş olan kimse olarak tarif olunmaktadır.
Yönetmeliğin Hükümlü ve Tutukluların Kılık ve Kıyafeti başlıklı 56 ncı maddesine göre; Subay ve astsubaylarla ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla tüm hükümlü ve tutukluların saç ve sakalları, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin erler hakkındaki hükümlerine göre kestirilir. Tutuklu ve hükümlere imkanlar ölçüsünde tek tip elbise giydirilir.
Yönetmeliğinin Hükümlü ve Tutukluların Soruşturmaya, Duruşmaya ve Hastaneye Götürüp Getirilmesini düzenleyen 10 ncu bölümünde yer alan 82 nci maddesi hükmü; Askeri Ceza ve tutukevi müdürünün lüzum görmesi halinde tutuklulara sevk sırasında kelepçe takılabilir. Ağır Cezalı suçlardan tutuklu bulunan er ve erbaşlara herhalde kelepçe takılır. Tutukluların kelepçeleri sevk sırasında kesinlikle çözülmez. Gevşeyip gevşemediği zaman zaman kontrol edilir.
Tutuklular ve hükümlüler mahkemeye ve savcılığa çıkarıldıklarında kelepçeleri çıkarılır. Buralarda kaçmalarını önleyecek her türlü tedbir muhafız ekibinin komutanı tarafından alınır. Bu amaçla duruşma salonun pencerelerinin bulunduğu duvarın dışına, giriş kapısının önüne ve tutuklu ve hükümlünün iki kişi olması halinde silahlı muhafızlar duruşmada tutuklunun arkasında bulunur. Her askeri ceza ve tutukevinde bir inzibat aletleri dolabı bulundurulur. Bu dolapta yeteri kadar kelepçeye yer verilir.
Ayrıca aynı bölümde;
Muhafız Erlerinin ve Muhafız Ekip Komutanının Uyacakları Kurallar: Madde 83- Muhafız görevi verilen erler sevk esnasında aşağıdaki hususlara riayet etmekle yükümlüdürler.
a.Hükümlü ve tutukluların kelepçelerini açmamak, (...)
Savcılık ve Mahkemeye Gidiş-Dönüş ve Duraklarda hareket Tarzları:
Madde 85-(...)
Savcılık ve Mahkeme binasında hareket tarzları şunlardır: (...)
b. Tutuklu ve hükümlüler mahkeme önüne çıkarılırken kelepçeleri çıkarılır. Duruşmada kelepçesiz olarak bulundurulur.
d. Duruşma bitince, tutuklu ve hükümlülere tekrar kelepçeler takılır ve binalardaki özel emniyet yerlerinde muhafaza altına alınır.
e. Duruşma sırasında veya duruşmaya getirilip götürülürken tutukluların hasımları tarafından taarruza uğraması veya öldürülmesi ihtimal dahilinde olanlar için, engel olarak ek tedbirler alınır. Bu gibiler yaya olarak sevk edilemez.
Yönetmeliğin Hükümlü ve Tutuklular Hakkında Yapılacak İşlem başlıklı 11 nci Bölümündeki Başka Bir Cezaevi ve Tutukevine veya Genel Cezaevine Nakil konusunu düzenleyen 105 nci maddesinde; keza, Askeri Ceza ve Tutukevinden Ayrılışa ilişkin 15 nci bölümde kelepçe ve üniforma hakkında doğrudan bir kayıtlama bulunmamakla birlikte Genel Cezaevine nakil ile ilgili 121 nci maddesinde, Tutuklu iken hükümlülüğe geçen ve cezaları Askeri Ceza Kanunun 39 ncu maddesine göre genel cezaevinde çektirilmesi gerekenlerle, kanunlarda yazılı nedenlerle cezaları askeri ceza ve tutukevinde çektirilmekte iken, bu nedenlerin ortadan kalkmasıyla genel cezaevine nakli gerekenlerden asker olanlar üniformasız olarak Cumhuriyet Savcılığına gönderilirler. denmektedir.
Genel Adli Yargıya tabi kişilerin tutuklanması konusunda hüküm bulunan 647 sayılı Ceza İnfaz Kanununun 13 ncü maddesine göre; Tutuklular, hükümlerden ayrı müesseslerde muhafaza edilirler. Bunlar için müstakil bir bina tefriki mümkün olmadığı takdirde bulundukları cezaevinden kendilerine ayrılan kesimlerde kalırlar. Hükümlülerle tutukluların birbirleri ile ihtilatlarına müsaade olunmaz.
Ceza muhakemeleri Usulü Kanununun (CMUK) Tutuklunun Konacağı Yer ve Hakkında Yapılacak İşlem baslığını taşıyan 116 maddesi hükmü; (3063 Sayılı Kanunla değişik) tutuklanan kimse mümkün olduğu kadar hükümlülerden ayri bir yere konur veya ayri bir odada bulundurulur.
Tutuklu hakkında ancak tutuklama ile gözetilen gayeyi ve tutukevinin düzenini sağlayacak kadar kayıtlamada bulunur. Tutuklu, tutukevinin düzen ve emniyetini bozmamak veya tutuklamamasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve durumuna göre kendisi masraf ederek istirahat ve meşgalesini düzenleyebilir.
Tutuklu, tutukevinde ciddi bir tehlike teşkil ettiği ve özellikle öteki tutukluların emniyeti için zaruri görüldüğü veya ihtiyaç veya kaçmaya çalıştığı yahut bu yolda hazırlıkta bulunduğu takdirde, sağlığına zarar vermeyecek tedbirler alınabilir. Tutukevinin Kanun, Tüzük, Yönetmelik ve emirlerle belirlenmiş düzenini bozan tutuklular hakkında, hükümlülere uygulanan disiplin cezaları ve bunların neticelerine dair hükümler tatbik edilir.
Yukarıda belirtilen disiplin cezaları ve tedbirlere dair kararlar, ilgili kurul veya memurlar tarafından alınır ve hakimin onayına tatbik edilir. Acil hallerde bu kararlar, ilgili kurul veya memurlar tarafından alınarak uygulamaya konulur ve derhal hakimin onayına sunulur. Tutuklu duruşmaya bağlı olmayarak çıkarılabilir şeklindedir. 05.07.1967 tarih ve 6/8517 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkif Evlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükün 1/4 ncü maddesinde, tutuklu ve hükümlülerden ayrı kurumlarda muhafaza edilirler. Bunlar için müstakil bir bina ayrılması kabil olmadığı takdirde kapalı ceza evlerinin kendilerine ayrılan kesimlerinde kalırlar hükmü yer almaktadır. Tüzüğün Yerleştirme başlıklı 107 nci maddesinin b bendinde tutukluların, hükümlülerden ayrı kurumlarda veya tamamen ayrı kesimlerde bulundurulacağı tekrarlanmaktadır. Hükümlü ve Tutukluların giydirilmesi başlığını taşıyan (19.12.1989-89/1489 K. ile değişik) 139 ncu maddesine göre; hükümlülerin idarece verilen elbiseleri giymeleri zorunludur. Tutuklular da isterlerse idarece verilen elbiseleri giyebilirler. Ayrıca su hükümler mevcuttur:
Davacıya cezaevinde ve sevklerde TSK. Kıyafet Yönetmeliğinin 5.Bölüm 11 nci maddesinde belirtilen ve şekil-65te gösterilen mahkum ve mevkuflar için iş kıyafetinin giydirildiği, subay üniforması giymesine müsaade edilmediği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtelim ki, davacının iddia ettiği gibi rütbe ve apoletlerinin sökülmesi söz konusu olmayıp tutukluluk statüsünün sonucu ve bununla sınırlı olarak subay üniforması giymesine izin verilmemektedir. Sanığın ve statüsü devam ettiği sürece tutukevi içinde veya dışında bağlı olsun olmasın silahlı muhafızların refakatinde ve arasında üniformalı olarak bulunması halinde kıyafetin şeref ve itibarinin zedeleneceğine şüphe yoktur. Bu sebeple İç Hizmet Kanununun 34 ve TSK Kıyafet Yönetmeliğinin 14 ncü maddesi karşısında, tutukluya resmi subay üniforması giydirilmemesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilemez.
T.S.K.Kıyafet Yönetmeliğinde belirtilen mevkuflara ait elbise giydirilmesi uygulaması da yukarıda özetlenen mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Keza Askeri ceza ve tutukevi müdürünün lüzum görmesi nedeniyle davacının sevklerinde kelepçe takıldığı anlaşılmakta ise de, isnat edilen suçun mahiyeti, tutuklama nedenleri birlikte değerlendirildiğinde cezaevi müdürünün takdirinde bir zaaf bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy