(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 15.06.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinin reddi kararı üzerine yenilenen ve 01.10.2001 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin oğlu P.Uzm. Çvş..................in Tuzla Piyade Okul Komutanlığında iç güvenlik kursu esnasında 12.09.1999 tarihinde yapılan tatbikat sırasında rahatsızlanması sonucu aşırı efor neticesinde oluşan akciğer ödemi nedeniyle hayatını kaybettiği askeri hizmetin ifası esnasında oğullarını genç yaşta kaybeden baba .................... ve anne B. ÖREN için ayrı ayrı 2.5 milyar TL.si maddi ve yine olay nedeniyle duydukları ızdırap nedeniyle ayrı ayrı 2.5 milyar TL.si manevi tazminat olmak üzere toplam 10.000.000.000 TL.si tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sırasında Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 08 Mayıs 2002 gün ve E.2001/922, K.2002/409 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir. Davalı idare ile davacılar vekilinin yasal süresi içerisinde bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunmaları üzerine yapılan incelemede; Uyuşmazlık Mahkemesince verilip istikrar kazanmış çok sayıda karar bulunması, Askerî Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkememizin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olması ve uygulamanın yerleşip istikrar kazanmış olması karşısında; 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde düzenlenen, bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, davalı idare ve davacılar vekilinin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkememizin 08 Mayıs 2002 gün ve E.2001/922, K.2002/409 sayılı kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasına geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Tuzla Piyade Okul Komutanlığında İç güvenlik kursuna katılan uzman çavuşlara 12.08.1999 tarihinde yaptırılan tatbikat sırasında Güneydoğu koşullarında giydirilen ve teçhizatlandırılan askeri birliğin saat 11.30 sıralarında yürüyüşe başladığı, yaklaşık 6 Km. yürüyüş yapılmasının ardından tatbikat planı gereği 2 nci manga komutanı olan davacıların oğlu müteveffa P.Uzm. Çvş...................in mangasıyla birlikte ağaçlık ve çalılık bölgeye mevzilendikleri, bu bölgeye giren personelin nefes almakta zorlandığı ve bayılanların olduğu, 2 nci manga elemanlarının kendi imkanları ile bölgeden uzaklaşmaya çalıştıkları, müteveffa P.Uzm. Çvş.................in de rahatsızlananlara yardım ettiği, bir süre sonra kendisinin de rahatsızlandığı kendi imkanları ile ağaçlık bölgenin dışına çıktığı, yardım istediği, burnundan kan geldiği, bu durumu öğrenen tatbikata nezaretle görevli öğretmen P.Yzb..............in olay yerine geldiği, bir grup personelin rahatsız olduğunu gördüğü halde herkes yukarı çıksın yürüsün diye emir verdiği, orada bulunan personelin müteveffa P.Uzm. Çvş...............in durumunun iyi olmadığını söylemelerine rağmen yürüyüşe devam edilmesi için emir verdiği, bu emir üzerine yaklaşık 25-30 metre daha yardımla yürüyebilen müteveffa P.Uzm. Çvş.......................in yere düştüğü ve bayıldığı bunun üzerine öğretmen P.Yzb................in araç temin ederek müteveffanın hastaneye gitmesine izin verdiği, hastaneye kaldırılan P.Uzm. Çvş....................in yolda vefat ettiği, yapılan harici muayene ve otopsi sonunda kesin ölüm sebebi tesbit edilemediğinden ölüm sebebi hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor aldırıldığı, buradan düzenlenen 05.07.2000 tarihli rapordan ölümün aşırı efor neticesi akciğer ödeminden meydana geldiğinin belirtildiği, davacıların zararlarının doğduğunu 05.07.2000 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporundan öğrendikleri, öğretmen P.Yzb................ hakkında 1.nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından astının sağlık sorunları ile ilgilenmediğinden bahisle Memuriyet Görevini İhmal suçundan 22.02.2001 tarih ve 2001/1-120 Esas ve Karar sayılı İddianame ile kamu davası açıldığı, müteakiben davacılar vekili tarafından tazminat istemli iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan dogması gerekmektedir.
Meydana gelen ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa dahi ölüm olayının askerlik görevinin ifası sırasında, eğitim alanında meydana geldiği, hizmetle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre, TC. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine bağlanan vazife malullüğü aylığı ve 3480 sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu konu araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 05 Haziran 2003 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/68.947.124 sayılı yazısından, davacı annenin dul olmaması, davacı babanın ise 65 yaşından küçük olması, malul ve muhtaç olmaması nedeniyle kendilerine yetim aylığı bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 19 Eylül 2003 tarihli bilirkişi raporunda, davacı annenin maddi tazminat hak edişinin 4.966.690.000 TL., davacı babanın maddi tazminat hak edişinin ise 3.827.070.000 TL. olduğu belirtilmiştir. Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tespit ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duymaya devam edecekleri acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, davacıların ve müteveffanın sosyal durumları, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz gözönünde bulundurularak uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı anne .....................e 2.500.000.000 TL. (İKİMİLYARBEŞYÜZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE ,
2- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı baba ......................e 2.500.000.000 TL. (İKİMİLYARBEŞYÜZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Davacı anne ......................ve davacı baba ......................e takdiren ve ayrı ayrı 1.500.000.000er TL. (BİRMİLYARBEŞYÜZERMİLYON TL. ) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği varsayılan 15 Ağustos 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLI), 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIS) ,01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLIBES), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAIZ YÜRÜTÜLMESINE,
5- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 12 Ağustos 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ), 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ) ,01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
6- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan 150.040.000TL. (YÜZELLİMİLYONKIRKBİN TL. ) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
8- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 120.000.000. TL. (YÜZYİRMİMİLYON TL.)si bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 38.000.000 TL. (OTUZSEKİZMİLYON TL.) posta masrafının DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
10- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 760.000.000 TL. (YEDİYÜZALTMIŞMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 200.000.000 TL. (IKIYÜZMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
05 KASIM 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy