(5434 S. K. m. 64, 69) (Şehitlik Yönergesi m. 3, 7)
Davacı vekilinin 09 Nisan 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; İstanbul, Sile Jandarma Merkez Komutanlığında görev yapan Jandarma Er .........................in 02.10.2000 tarihinde görevi sırasında geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdiğini, kazanın görev sırasında meydana geldiğini, Jandarma Genel Komutanlığına Şehitlik Statüsü ile başvurduklarını, Şehitlik Yönergesi İkinci Bölüm 4 ncü maddesi gereğince talebin reddedildiğini, şehit statüsüne alınmasının aile içinde bir manevi tatmin sağlayacağını, anne, baba ve kardeşler için manevi bir destek olacağını, şehitlik statüsü tanınması halinde geride ailesi için manevi destek yanında kanunun verdiği maddi olanaklardan ailesinin de yararlanacağını, şehitlik statüsü tanındığında ailesine maaş bağlanmasının mümkün olacağını, Jandarma Er .........................in yası ve ihtimalin yasayacağı zamana kadar şehitlik statüsünün hak ve menfaatinin 45 milyar TL kadar kayıp olduğunu, adli yardim talebinin kabulünü, davalı idarenin 28.02.2001 tarihli müteveffanın şehit sayılmama işleminin iptalini ve idarenin 45 milyar TL tazminat ödemeye mahkum edilmesini, tazminata haksiz fiil tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep ve dava etmiştir. Davacının adli yardım istemi AYİM İkinci Dairesinin 28 Nisan 2001 tarih ve Gensek No:2001/636, Esas No:2001/316 sayılı Kararı ile red edilmiştir.
Davacılar vekili 05 Haziran 2001 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerinin, haklarının saklı kalmak kaydıyla atiye bırakılmasını, Jandarma Genel Komutanlığınca 28 Şubat 2001 gün ve 75496 sayılı işlemin iptalini talep etmiştir. AYİM İkinci Dairesinin 13 Haziran 2001 gün ve Gensek No:2001/636, Esas No:2001/316 sayılı kararı ile davacılar vekilinin maddi ve manevi tazminat istemleriyle ilgili davanın atiye bırakılmasına (tüm haklarının saklı tutulmasına) ilişkin isteminin yargı harcı yatırılmaması, harcı yatırılmamış bir dava konusunda da karar verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığından davacılar vekilinin bu istemi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına, kararın taraflara tebliğine karar verilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 03 Nisan 2002 tarih ve GENSEK No:2001/636, Esas No:2001/316, Karar No:2002/222 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare 17 Haziran 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesiyle karar düzeltme talebinde bulunmuş, Uyuşmazlık Mahkemesinin verdiği istikrar kazanmış çok sayıda kararları ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesince bu tür davalara Mahkemenin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olup uygulamanın yerleşip istikrar kazanmış bulunması karsısında, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 3 Nisan 2002 gün ve GENSEK No:2001/636, Esas No:2001/316, Karar No:2002/222 sayılı kararının kaldırılmasına davaya kaldığı yerden devam edilmesine karar verilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; müteveffa J. Er .........................in Sile İlçe Jandarma Komutanlığında görevli iken 02.10.2000 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığının, tuvaletinin tamiri için gerekli malzemeleri satın almak üzere sivil kıyafetli olarak İstanbula gitmesi için Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından görevlendirildiği, kendisine gidiş ve gelişte ulaşım hizmetlerinden bedava yararlanması için resmi paso kartı verildiği, aynı gün sağlık raporu almak üzere GATA Askeri Hastanesine resmi yazı ile sevk edilen Karakol Komutanının özel aracı ile İstanbula gitmek için yola çıktığı esnada müteveffa ile J. Er .........................a rastladığı ve otobüsle gitmenize gerek yok ben sizi götüreyim belki yer bulamazsınız diyerek söz konusu erleri arabasına aldığı, ayrıca dönüşte beraber dönmeye karar verdikleri, dönüş esnasında meydana gelen trafik kazasında J. Er .........................in vefat ettiği anlaşılmaktadır. Mevzuatımızda şehidin tarifini yapan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır.
1325 Sayılı Askeri Tekaüt ve Maaş Kanununda şehit kavramı geçmekte ise de tanımı verilmemektedir. Keza, 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde Harp Malullüğünden söz edilmekle birlikte, şehitle ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Emekli Sandığı Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde; ... 64 ncü madde de yazılı hallerde şehit olmuşlarsa;.. ibaresinin, şehit yada şahadeti tam olarak açıkladığı söylenemez.
Bu konuda T.B.M.M.nin 927 Sayılı Yorum Kararı ile 4992 Sayılı Kanuna ek 5107 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı mevcuttur. Bu kararla da, harpte ve eşkıya müsademesinde her nevi düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir.
Davalı idare savunmasını Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan Şehitlik Yönergesi (MSY 439-1)ne göre yaptığı, Askeri Savcılık da aynı Yönerge hükümlerine göre düşünce açıkladığı anlaşılmaktadır.
Şehitlik Yönergesi, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespiti amacı ile çıkarılan idarenin bu hususlardaki iç isleyişi ile ilgili bir düzenlemesidir. Bu yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmış, 3 ncü maddesinde ise 7 nci madde de yazılı nedenlerden dolayı ölenler şehit olarak tanımlanmıştır. Zira Yönergede şehitliğe gömülenlere Sehadet Belgesi verileceği, bu belgenin vefat eden personelin şehitliğe gömülme hakkını kazandığını ifade eden bir belge olduğu, bu belgenin hak sahiplerine şehitlik nedeniyle yasaların tanıdığı hakların verilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar yasalarda ve daha alt hukuk normu olan Tüzük ve Yönetmeliklerde Şehit kavramı tanımlanmamış ise de; askerlik hizmetini ifa ederken vefat eden askerlerin olayın oluş sekline göre hak ve menfaatleri sosyal güvenlik yasaları ve özel kanunlarla düzenlenmiştir. Örneğin T.C.Emekli Sandığı Kanununu, 926 Sayılı Personel Kanunu, Nakdi Tazminat Kanunu, Olağanüstü Hal Kanunu vb.
Davacıların dava dilekçesinde müteveffanın şehitliğe gömülmesine ilişkin bir istemlerinin bulunmadığından, müteveffanın yönerge hükümlerine göre şehitliğe gömülme hakkı olup olmadığı hususu bu aşamada inceleme dışında bırakılmıştır.
Askerlik görevini yapmakta iken, görevli olarak gittiği İstanbuldan birliğine amirinin aracında birlikte dönerken geçirdikleri trafik kazasında vefat etmiş olup, davacının yakını olan müteveffa J. Er .........................in durumunun yukarıda özetlenen TBMM. Yorum kararı kapsamına girmediği, görülmektedir.
Yukarıda da belirtildiği üzere şehitliğin yasalarda yapılmış bir tanımına rastlayamamaktayız. Örneğin ne 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasasında ne de sair yasalarca içeriğinin sınırlarının belirlenmemesi karsısında bu müessese nin yasama organı yerine yargı kararlarıyla belirlenip düzenlenmesi ve tanımının yapılması Anayasamızın Kuvvetler Ayrılığı ilkesiyle uyarlı görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalı İdarenin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 03 Nisan 2002 gün ve GENSEK No: 2001/636, Esas No: 2001/316, Karar No: 2002/222 sayılı davanın görev yönünden reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve davaya kaldığı yerden devam edilmesine,
2- Davacıların yakını olan J. Er .........................in şehit sayılmaması işleminin iptaline ilişkin DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy