(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 02 Ağustos 2001 tarihinde Bingöl Asliye Ceza Mahkemesine verdiği ve 06 Ağustos 2001 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askere alınırken sağlık kontrolünden geçirildiğini ve sağlam olarak askerlik hizmetine başladığını, Edirne Kestanelikte askerlik görevini ifa ederken yüksekten atlama sonucunda vücudunun sağ tarafına düştüğünü ve derhal Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırıldığını, ameliyat ve tedavileri sonucunda askerliğe elverişli değildir kararı ile terhis edildiğini, davacının mevcut rahatsızlığı nedeniyle askere sevk edilmemesi, kusur ve kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca davacının zararının tazmini gerektiğini belirterek, 4.000.000.000 TL. maddi, 1.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ve davacıya ait şube özlük dosyasının incelenmesi sonucunda; Edirne 54 ncü Mekanize Piyade Tugay 2 nci Tank Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden davacının, 01 Kasım 1999 tarihinde birliğinde icra edelin savaş beden eğitimi faaliyetine iştirak ettiği, bu faaliyet esnasında denge kirişi engelini geçen davacının engeli geçmesini müteakip fenalaşarak yere düştüğü, birlik revirine kaldırılan davacının bilahare ileri tetkik tedavi amacıyla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, burada 26 Kasım 1999- 27 Aralık 1999 tarihleri arasındaki ameliyat ve tedavisini müteakip, tedavisine Çorlu Asker Hastanesinde devam edildiği, bu hastane Sağlık Kurulunun 17 Ocak 2000 gün ve 56 sayılı raporu ile SMKluı1,5 ay hava değişimine gönderildiği, hava değişimini müteakip tekrar bu hastanedeki muayenesi sonucunda Sağlık Kurulunun 19 Nisan 2000 gün ve 707 sayılı Sağ (up) Üreteropelvik Darlık Ameliyatlısı + Sağ Hidronefroz, D-F2 Askerliğe Elverişli Değildir teşhisli raporu üzerine 01 Mayıs 2000 tarihinde terhis edildiği, anılan raporun 08 Ağustos 2000 tarihinde onaylandığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasanın 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır, Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıdaki rahatsızlığın bünyesel olup olmadığı, askerlik hizmetinin sebep ve tesirinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı vekilinin iddia ettiği gibi yüksekten düşme sonucu oluşup oluşmayacağı, nelerden kaynaklandığı, teşhis ve tedavide gerekli özenin gösterilip gösterilmediği hususlarının tespiti amacıyla, davacının tüm tıbbi kayıtları getirtilerek tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bu maksatla resen bilirkişi seçilen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. ........................... , Prof. Dr. ........................... ve Prof. Dr. ........................... tarafından düzenlenen 26 Şubat 2002 tarihli bilirkişi raporundan, davacıda mevcut üreteropelvik darlık rahatsızlığının doğumsal bir sorun olduğu, kitlesi yoksa, ağrı olmadıkça ve ultrasonoğrafi gibi bir tetkik yapılmadıkça muayene ile bu tanının konamayacağı, davacının denge kirişini geçerken düşmesi ile kendisinde doğuştan var olan üreterapolvik darlığa bağlı hidronefrotik böbrekten sıvı (idrar) kaçışı olduğu ve 25 günlük bir sürede retroperitoneal alanda depolanmasının peritoneal irritasyonla ve ağrı ile sonuçlanarak davacının ameliyatını gerektirdiği, hidronefrotikin böbreklerde travma sonucu oluşan bir durum olduğu, davacının teşhis ve tedavisinin son derece çağdaş bir şekilde özenle yapıldığı anlaşılmış, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmemiştir.
Davacının, icra edilen savaş beden eğitimi faaliyetinde denge kirişi engelinden atlamasının, doğuştan kendisinde mevcut rahatsızlığı komplike ettiği ve sakatlandığı olayda, idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararın, askerlik hizmetinin ifası esnasında eğitim faaliyeti esnasında meydana geldiği, görevden kaynaklandığı, davacının da bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp tüm topluma yansıtılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun düşeceğinden, uğranılan zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarına T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin, kamu hizmetlerinin ifası sırasında sakatlanmaları veya ölmeleri halinde kendilerine veyahut varislerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13 Aralık 2000 gün ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/76.922.029 sayılı yazısından, davacıya aylık bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla hesap bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 30 Mayıs 2003 tarihli bilirkişi raporunda, davacının maddi tazminat hak edişinin 32.204.253.853 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tespit ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış, ancak davacının istemi ile bağlı kalınmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, davacının sosyal durumu, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz dikkate alınarak davacıya uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı ........................... ye 4.000.000.000 TL. (Dört milyar TL.) Maddi Tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacı ...........................ye takdiren ve istemi gibi 1.000.000.000 TL. (Bir milyar TL.) Manevi Tazminat VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul olunan 23 Nisan 2001 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (Yüzde altmış), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (Yüzde elli beş), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (Yüzde otuz ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 01 Kasım 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (Yüzde elli), 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (Yüzde altmış), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (Yüzde elli beş), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (Yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf olan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan 73.040.000 TL. (Yetmiş üçmilyon kırkbin TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
7- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen hesap ve tıbbi bilirkişi ücreti toplamı olan 285.000.000 TL. (İki yüz seksen beş milyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 39.750.000 TL. (Otuz dokuz milyon yediz yüz elli bin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 480.000.000 TL. (Dört yüz seksen milyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
24 Eylül 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy