(1111 S. K. m. 5) (1076 S. K. m. 3, 8) (1632 S. K. m. 30) (926 S. K. m. 50) (2911 S. K. m. 32) (765 S. K. m. 59) (4551 S. K. m. 30, 31) (2709 S. K. m. 72)
Davacı vekili, 16.10.2002 tarihinde Konya İdare Mahkemesi ve 22 Ekim 2002 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar alınan davacının, sınava girmek üzere belgelerini almak için Askerlik Şubesine gittiğinde bağlı bulunduğu Nusaybin Askerlik Şubesi tarafından yedek subay adayı olarak sevkinin durdurulduğunu ve 18 ay er olarak askerlik hizmetini yapacağının kendisine tebliğ edildiğini, davacı vekili tarafından MSBlığına yapılan müracaat sonucunda, müvekkilinin Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefetten bir yıl üç ay hapis cezası ile mahkumiyeti bulunması nedeniyle, 1076 sayılı Kanunun 8 nci ve 1632 sayılı Kanunun 4551 sayılı Kanun ile değişik 30 ncu maddesi uyarınca yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının 18 ay er olarak tadil edildiğinin bildirildiğini, İstanbul 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 27 Kasım 2001 gün ve 1990/348 Esas, 2001/972 Müt.No. sayılı kararıyla müvekkilinin sabıka kaydının adli sicilden çıkarıldığını, tahliye tarihinden itibaren yasanın öngördüğü 5 yıllık süre içinde yeni bir suç islemediği için eski cezasının yok hükmünde olduğunu, bu nedenle kamu kurumlarında ise girebileceğini, yedek subaylık yapabileceğini, davacının mahkum olduğu tarihte aldığı cezanın yedek subay aday adayı olarak askere sevkine engel olmadığını, Askerî Ceza Kanununun TSK.den çıkarmayı gerektiren halleri düzenleyen 30 ncu maddesinin suçu islemesinden sonra değişmesi nedeniyle davacı hakkında uygulanamayacağını; davacı hakkında tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptalini ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM İkinci Dairesinin 04 Haziran 2003 gün ve GENSEK NO.:2002/2670, Esas No.:2002/883 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar alındığı, hakkında yapılan arşiv araştırması sonucunda İstanbul 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 11 Şubat 1992 gün ve 1990/348 Esas, 1992/25 Karar sayılı kararıyla Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan eylemine uyan 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve TCKnun 59 ncu maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 25.000 TL. ağır para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, bu karar nedeniyle davacı hakkında er statüsünde askerlik yapmak üzere askerliğe sevk kararı alındığı; ancak, davacı hakkında İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 27 Kasım 2001 gün ve 1990/348 Esas, 2001/972 Müt. No. sayılı kararıyla mahkumiyetinin adli sicilden çıkarılmasına karar verildiği; davacı hakkında tesis edilen er statüsünde askerliğe sevk kararı işleminin iptalini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 72 nci maddesinde, askerlik hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın bu hükmüne uygun olarak askerlik hizmeti, 1111 sayılı askerlik Kanunu ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanununda düzenlemiştir.
1076 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde, dört yıl ve daha fazla süreli fakülte, akademi, yüksekokul ve enstitüler ile Milli Eğitim Bakanlığınca bunların dengi olduğu kabul edilen yurtdışı öğrenim kurumu mezunu olup ta Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmekte, ancak; yükümlülerin Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olması halinde isteklilerin, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilecekleri, isteklilerin ayrılmasından sonra kalan yükümlüler ihtiyaç fazlası ise Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı bunların arasından seçilerek saptanacağı, yedek subayların hizmet sürelerinin 18 ay olduğu, hizmet sürelerinin barışta Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile on iki aya kadar indirilebileceği belirtilmiştir. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinde de, 1076 sayılı Kanun hükmüne tabi yükümlülerden; bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olmaları için erbaş veya er olarak yerine getireceklerin hizmet sürelerinin ayni celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet sürelerinin yarısı kadar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Bugün için yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresi 12 ay olarak belirlenmiş olup yedek subay olabilme imkanı ve hakki mevcutken yedek subay adayı olamadıkları için yükümlülüklerini erbaş ve er olarak yerine getirecek olanların hizmet süresi belirtilen 12 aylık sürenin yarısı olan altı aydır. Bu kapsamda 6 aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde öncelikle yedek subay adayı olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay adayı ve dolayısıyla yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu gereğince, er statüsünde asker edilecekler ve bunların muvazzaflık hizmet süreleri ayni Kanunun 5 nci maddesi gereğince 15 ay olacaktır.
1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askerî Memurlar Kanununun 8 nci maddesinde Yedek subay adayı olarak askere sevkten evvel veya yedek subay yetiştirilmekte iken aşağıda engel hali olduğu anlaşılanlar askerlik hizmetini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar. a)1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar, 2. Kamu hizmetlerinden müebbeten yasaklı olanlar, 3. Hileli müflis olduğu ilan edilenler, b) Yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde; 1. Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle yedek subay çıkarılması uygun görülmeyenler, 2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüsü benimsemiş olduğu anlaşılanlar, okul disiplin kurullarının vereceği subay olamaz kararı üzerine er olurlar. c) Yedek subay öğreniminde başarı gösteremeyenler, erbaş er olurlar, Bunların yerine getirecekleri hizmet süresi 1111 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrasında belirtilen süre kadardır hükmü öngörülmüştür.
Buna göre; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsünü kazanamayacakları dolayısıyla yedek subay veya bu statüde erbaş ve er olamayacakları, açıkça belirtilmiştir.
1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 30 ncu maddesinde Aşağıda yazılı hallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askerî mahkemeler veya adliye mahkemelerince asil ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir. A) Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde, B) Devletin şahsiyetine karşı islenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekarlık, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde, Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, askerî mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir.
Ayni Kanunun 31 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın A) Askerî rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi, B) Subay, Astsubay, Uzman Jandarma ve Devlet Memuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme, sonuçlarını doğurur. hükümleri yer almıştır.
926 sayılı TSKleri Personel Kanununun 50/d maddesi ile de Aşağıda belirtilen suçlardan hüküm alma nedeniyle ayırma; Ertelenmiş para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı islenen suçlarla, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 131 nci maddesinin 1 nci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmü getirilmiştir.
Davacının, İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 11 Şubat 1992 gün ve 1990/348 E., 1992/25 K. sayılı kararıyla Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan eylemine uyan 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve TCKnun 59 ncu maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 25.000 TL. ağır para cezasıyla mahkumiyet kararının bulunduğu ve bu mahkumiyetin İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 27 Kasım 2001 gün ve 1990/348 E., 2001/972 Müt.No. sayılı kararıyla adli sicilden çıkarıldığı hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacının bu mahkumiyetinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektirip gerektirmediğinin öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacağı 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 22.03.2000 tarih ve 4551 sayılı Kanunla değişik 30 ve 31 nci maddeleri ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine 28.06.2001 tarih ve 4699 sayılı Kanunla eklenen (d) fıkrasında gösterilmiştir.
Buna göre, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan bir yıl üç ay süreli hapis cezasına hükümlülük hali, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 30/A maddesinde yazılı hallerden olması nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektirmektedir.
Bu suretle, 1076 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsüne girişleri baştan önlenmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ve mevzuat hükümlerine göre davacının durumu değerlendirildiğinde; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan bir yıl üç ay süreli hapis cezasına hükümlü bulunması nedeniyle, yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının idarece er olarak tadil edilmesi işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy