(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 23 Ekim 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 8 nci Kor. 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğinde Sıhhiye Er olarak askerlik hizmetini yaptığını ve halen terhisli olduğunu, askerlik hizmeti esnasında 1999 yılının 12 nci ayında kış mevsimi koşullarında gece saatlerinde görev yaptığı Elazığ Asker Hastanesi binasının çevre emniyeti nöbetinde havanın aşırı soğuk olması nedeniyle donma tehlikesi geçirecek derecede üşütmek suretiyle kollarından rahatsızlandığını, davacının rahatsızlığının geçeceği düşüncesiyle hemen viziteye çıkmadığını, ancak rahatsızlığının günlük hayatta çalışmalarını etkileyecek boyuta ulaşması üzerine üç ay sonra ilk kez viziteye çıktığını, bu kapsamda Elazığ Asker Hastanesinin Göğüs-Kalp Damar Kliniğinde muayene olduğunu ve bir hafta fizik tedavisi uygulandığını, üç ay sonra yeniden tedaviye gelmesi istenen davacının muhtemelen 2000 yılının Aralık ayında tekrar Elazığ Asker Hastanesine başvurması üzerine GATAya sevk edildiğini, GATAda 15 gün yatırılarak taburcu edilen davacının daha sonra Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesine başvurduğunu ve orada ameliyat edildiğini; bütün tedavi ve ameliyat süresince doktorların rahatsızlığın soğuktan dolayı kolda donma başlangıcından kaynaklandığını söylediklerini, davacı hakkında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 15.02.2002 tarih ve 44847 Sayılı rapor ile arızasının sürekli olduğunun belirtildiğini, anılan arızanın askerlik hizmeti sırasında, vazifenin sebep ve tesiriyle ortaya çıktığını belirterek davacıya müvekkiline 10.000.000.000 TL maddi ve 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Elazığ 8 nci Kor. Lob. Dsi. K.lığı 100 Yt. Hst. Baştabipliği emrinde Sıhhiye eri olarak askerlik hizmetini yapan davacının ilk olarak 08.06.2000 tarihinde 1091 poliklinik numarası ile görev yaptığı hastanenin Kalp-Damar Cerrahisi Polikliniğine başvurduğu, burada kendisine Raynoud Fenomeni tanısı konulan davacının tedavisinin yapıldığı, daha sonra 29.11.2000 tarihinde sevk edildiği Fırat Tip Merkezi Kalp-Damar Cerrahisi servisinde Sempatektomi operasyonuna tabi tutulan davacının bir ay hava değişimi ile taburcu edildiği, daha sonraki dönemlerde terhis edilen ve hakkında askerliğe elverişlilik açısından kesin rapor bulunmayan davacı hakkında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 15.02.2002 tarih ve 4847 sayılı Saglik Kurulu Raporu ile Sağ tenar atrofi ve medial alanda 4+/5 parazisi mevcut, Arızası süreklidir seklinde sağlık durumunun tespit edildiği; ayrıca GATA K.lığının 31 Ekim 2002 tarihli yazısı ile Dekan Yrd. ve Baş Tbp. Yrd. Prof.Hv. Tbp. Kd. Alb. ...... tarafından davacının hastalığının donmaya ve sonrasında uygulanan Sempatektomi operasyonuna bağlı olabileceğinin belirtildiği; bunun yanında 8 nci Kor. Loj. Ds. K.lığı 100 Yt. As. Hst. Baştabipliği tarafından 02 Ağustos 2002 tarihli yazı ile davacının rahatsızlığının donmaya bağlı olmadığının ve davacıya Raynoud Fenomeni tedavisi uygulandığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Maddi olguda bu koşullardan birisinin yokluğu idarenin tazminle sorumlu tutulma yükümlülüğünü kaldırır. Orta yerde bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ve işlemden doğmamış ise zarar ile idare işlem ve eylem arasında uygun bir nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacının birlik revir kayıtları ile hasta hane raporlarına kadar ki muayene ve müşahedesine ilişkin tüm belge ve raporları inceleyerek tıbbi görüşlerini bildirmiş bulunan Hacettepe Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi ve İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Uzmanlarından müteşekkil üç öğretim üyesi tarafından düzenlenmiş bulunan detaylı rapor içeriğine göre; davacının hastalık ve maluliyetinin 1999 yılında geçirdiği donma tehlikesine bağlı olmadığı, hastadaki Raynaud Fenomeni hastalığı ile ilişkili olduğu veya bu hastalığı tedavi etmeye yönelik olarak yapılan operasyonun bir komplikasyonu olarak ortaya çıktığını, yapılan operasyonda Brakial Pleksas zedelenmesine sebep olabilecek bir hata veya ihmal olduğu izlenimi alınmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda davacının zararının meydana gelmesinde, İdareye izafe edilebilecek herhangi bir kusurlu hareketin bulunmadığı, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun bir nedensellik bağı bulunmadığından davacıda mevcut rahatsızlığın sonucundan idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı kurulumuzca kabul görmüştür.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının Maddi ve Manevi Tazminat isteğinin REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davalı idareye bağlı bulunan Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi tarafından davacı vekiline yazılan 31.10.2002 tarihli yazıda, davacı da tespit edilen hastalığın donmaya ve sonrasında uygulanan sempatektomi operasyonuna bağlı olabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.
Dairemizce bilirkişi olarak mütalaalarına başvurulan Hacettepe Üniversitesinin öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 16.04.2004 tarihli raporunda soğuğa maruz kalmanın davacının tespit edilen Raynaut Fenomeni rahatsızlığını arttıracağı kesin bir biçimde ifade edilmiştir.
davacının sağlam olarak askere alındığı, ülkemizin soğuk bölgesinden olan Elazığda görevlendirildiği, hastalığının askerde iken artarak ameliyat edildiği, mevcut halinin geçirdiği operasyondan sonra oluştuğunda kuşku ve taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada rahatsızlanarak geçirdiği operasyon sonucunda sakatlanan davacının zarara uğramasında davalı idarenin hizmet kusurunun varlığı kabul edilmese dahi kamu görevinin ifası sırasında davacının uğradığı bir zararın davacının üzerinde bırakılmayarak kusursuz sorumluluk ve hakkaniyet ilkeleri gereğince topluma paylaştırılması, davacının bu zararının hizmetin sahibi davalı idarece giderilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluk kararına katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy