(2709 S. K. m. 125) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 4)
Davacı vekili 28.10.2002 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesinde, 04.11.2002 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 2000 yılında 1980/3 tertip olarak askere alındığını, Manisada acemi eğitimini yaptığı sırada İzmir Mevki Hastanesinde psikolojik tedavi sonucu bir ay hava değişimine gönderildiğini, GATA Haydarpaşa Asker Hastanesinden psikolojik tedavi sonucu bir ay hava değişimine gönderildiğini, daha sonra GATA Haydarpaşa Asker Hastanesince 21 gün rapor verildiğini, ancak şifa bulamadığını, son olarak Çorlu Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 02.05.2002 tarihli raporuyla 18.06.2001 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığına karar verildiğini, davacının sağlam olarak askere alınıp vatan hizmeti sırasında askerliğe elverişsiz hale geldiğini, sağlık kurulu raporunda 18.06.2001 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı belirtildiğinden bu tarihten 04.05.2002 tarihine kadar yok yere kışlada tutulduğunu, idarenin kusurlu olduğu, keza kusursuz sorumluluğunun da bulunduğunu belirterek 15.000.000.000 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında ve davacıya ait şube şahsi dosyasında mevcut belgelerin incelenmesinden; davacının 16.06.1993 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek eğitim birliğine sevk edildiği, davacının eğitim birliğine katılmadığı, Gaziantep 2 nci Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.1995 gün ve Esas:1994/1026, Karar:1995/639 sayılı hükmü ile Hırsızlık ve Hırsızlık Malın Satılmasına Bilerek Aracılık Etmek suçlarından dolayı 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, Gaziantep 2 nci Sulh Ceza Mahkemesinin 07.11.1996 gün ve Esas:1994/1785 Karar:1996/2190 sayılı hükmü ile Açıktan Oto Hırsızlığı suçundan dolayı 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, cezalarının infaz edildiği, cezaevinden çıktıktan sonra 24.10.2000 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek Manisada bulunan 1.P.Er Eğt.Tug. K.lığına sevk edildiği, 28.10.2000 tarihinde eğitim birliğine katıldığı, eğitim birliğinde iken rahatsızlanması nedeniyle sevk edildiği İzmir Mevki Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 29.11.2000 gün ve 6950 sayılı raporu ile davacıya Antisosyal Kişilikte Anksiyete Bozukluğu tanısı konulup davacı hakkında C/16 Bir ay hava değişimi kararı verildiği, eğitim birliğindeki acemi eğitimini tamamladıktan sonra 16.01.2001 tarihinde Çerkezköyde bulunan 3 ncü Zh.Tug.Is.Svs.Bl.K.lığına katıldığı, Çorlu 5.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.09.2001 gün ve Esas:2001/1228 Karar:2001/837 sayılı hükmü ile 17.02.2001 ile 08.05.2001 tarihleri arasında işlediği İzin Tecavüzü suçundan dolayı 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu cezasının infaz edildiği, 3 ncü Zh.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesinin 11.01.2002 gün ve Esas:2002/3 Karar:2002/2 sayılı hükmü ile Kısa Süreli İzin Tecavüzü suçundan dolayı 15 gün oda hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, 5.Kor.K.ligi Askeri Savcılığın 10.10.2001 gün ve 2001/1809-846 E.K. sayılı iddianamesi ile davacının 18.06.2001 tarihinde işlediği Üstü Tehdit suçundan dolayı hakkında kamu davası açıldığı, 5.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin adli gözlem altına alınmasına ilişkin kararı üzerine davacının 30.04.2002 tarihinde Çorlu Asker Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde adli gözem altına alındığı, Çorlu Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 02.05.2002 gün ve 1156/1135 sayılı raporu ile davacıya Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Kronik Nitelik Kazanmış) tanısı konulup, davacı hakkında 17/B/F1 18.06.2001 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişli Değildir. kararı verildiği ve bunun üzerine davacının 02.05.2002 tarihinde terhis edildiği anlaşılmaktadır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için; bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazminle sorumlu tutulma yükümlülüğünü kaldırır. Orta yerde bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ve işlemden doğmamış ise zarar ile idari işlem ve eylem arasında uygun bir nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
1111 Sayılı Askerlik Kanununu 27. 07. 1970 tarih ve 1315 Sayılı Kanunla değişik 41 nci maddesinde Askere elverişli olmayanlardan idarece lüzumlu görülenler askeri hastaneye sevk edilirler. Askeri hastane sağlık kurullarınca yeniden yapılan muayenelerin sonunda askerliğe elverişli oldukları anlaşılanlar asker edilirler hükmü bulunmaktadır.
24 Kasım 1986 tarih ve 19291 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde belirtilen Yönetmeliğe Bağlı Ekler 02 Aralık 1986 tarih ve 19299 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğe bağlı EK in 17 nci maddesi B/1 fıkrasında Anti sosyal kişilik bozukluğu (psikopatik, sosyapatik kişilik bozukluğu) toksit madde ve alkol bağımlılıkları. Bu fıkraya gireceklerin bir çok anti sosyal eylem yapmış olmaları tedavi ve yasal önlemlerle iyileşmeyerek bozukluluklarının kronik nitelik kazanmış olması askerlik uyumlarının ileri derecede bozulması ve bu niteliklerinin kıta anketi veya adli dosyalar gibi yazılı belgelerle saptanarak sağlık raporlarında belirlenmesi gereklidir. düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı maddenin (Yönetmeliğe Ekli 17/B/1 maddesi) 30. 01. 1997 tarih ve 97/9106 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile değişik şeklinde; kronik nitelik kazanmış antisosyal kişilik, toksit madde ve alkol bağımlılıkları AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin, en az üç antisosyal eylemlerinden dolayı almış oldukları cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmeyerek bozukluluklarının kronik nitelik kazanmış olması, askerlik uyumlarının bozulması ve niteliklerinin kıta anketi veya adli dosyalar gibi yazılı belgelerle saptanarak sağlık raporlarında belirtilmesi gereklidir. düzenlemesi mevcuttur. Son olarak 19 Şubat 2002 tarih ve 24676 Sayılı Resmi Gazetede 2002/3627 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile madde kronik nitelik kazanmış antisosyal kişilik, madde bağımlılığı, AÇIKLAMA; Bu fıkraya gireceklerin antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması biri askeri mahkemelerce verilmiş olmak üzere en az üç antisosyal eylemlerinden dolayı almış oldukları cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmeyerek bozukluluklarının kronik nitelik kazanmış olması, askerlik uyumlarının bozulması ve bu niteliklerinin kıta anketi veya resmi belgeler ile saptanarak sağlık raporlarında belirtilmesi gereklidir. şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan bu Yönetmelik hükmünde (19.02.2002 tarih ve 3627 sayılı Kanunla değişik 17/B-1 maddesi) kronik nitelik kazanmış antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla biri askeri mahkemelerce verilmiş olmak üzere en az üç antisosyal eylemlerinden dolayı almış oldukları cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmeyerek bozuklukların kronik nitelik kazanmış olması, askerlik uyumlarının bozulması işlemlerin başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
Davacının durumu mevcut mevzuat hükümlerine göre değerlendirildiğinde, davacının 1995 ve 1996 yıllarında iki kez hırsızlık suçundan dolayı hapis cezasına mahkum edildiği, bu cezaların infaz edildiği, daha sonra 2001 yılında işlediği izin tecavüzü suçundan dolayı hapis cezasına mahkum edildiği, bu cezasının da infaz edildiği anlaşılmaktadır. Davacının askerliğe elverişli olup olmadığı hususunda işlem yapılabilmesi söz konusu cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmeyerek antisosyal kişilik bozukluğunun kronik nitelik kazanmış olması askerlik uyumunun bozulması şartlarının da gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için de belli bir süre gerekmektedir. Nitekim davacı söz konusu üç hapis cezasının infazından sonra 18.06.2001 tarihinde işlemiş olduğu Üstü Tehdit suçundan dolayı yargılanırken Askeri Mahkeme kararı ile Çorlu Askere Hastanesinde 30.04.2002 tarihinde adli gözlem altına alınmış ve iyileşmiş olmadığı sağlık raporu ile tespit edilmiştir.
Söz konusu üç hapis cezasının infazından sonra askerlik uyumunun bozulması ve iyileşmiş olmaması şartlarının davacı açısından gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için belli bir süre gerektiği, bu geçen sürenin idari işlemin tesisi açısından makul bir süre olduğu, davacıda meydana gelen rahatsızlığın bünyesel nitelikte olduğu, dolayısıyla idarenin hizmet kusurunu gerektirecek şekilde bir gecikmenin söz konusu olmadığı, rahatsızlığın askerlik hizmetinin etkisiyle oluşmadığı, davacı hakkında yapılan işlemlerin tamamen yukarıda zikredilen Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu anlaşılmakla idarenin tazminle sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ayrıca davacı hakkında 02.05.2002 tarihinde tanzim edilen Sağlık Kurulu Raporunda davacının 18.06.2001 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığının belirtilmesi davacının cezai sorumluluğunun üstü tehdit suçunu işlediği 18.06.2001 tarihinden itibaren bulunmadığına ilişkin ceza yargılamasıyla ilgili bir tespittir. İdari işlem açısından davacının askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği tarih rapor tarihi olan 02.05.2002 tarihi olup bu tarihte de davacı terhis edilmiştir. Dolayısıyla idari işlemin tesisinde herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Hukuki dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy