(2330 S. K. m. 1, 3, 10) (1602 S. K. m. 43, 45) (Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m. 2)
Davacı 21 Ekim 2002 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde özetle; 19.09.1993 tarihinde askerlik görevini ifa ederken mıntıka temizliği sırasında yerde bulunan bir fünyeyi yerdeki çöplerle birlikte eline alması ve elinde patlaması sonucu sol elinin üç parmağından yaralanarak sakatlandığını, olay sonrası Çorlu Askeri Hastanesinde tedavi edilerek 07.10.1993 tarihinde iki ay hava değişimiyle taburcu edildiğini, elindeki yaraların iyileşmemesi üzerine askerlik şubesi aracılığıyla gönderildiği GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde yapılan muayene ve tedavisi sonucu 26.10.1993 tarih ve 5467 sayılı raporla bir ay hava değişimi verildiğini, hava değişimi sonunda katıldığı birliğinde askerliği sona erdiğinden terhis edildiğini, terhisinden uzun bir süre sonra dilekçe ile müracaat ettiğini, müracaatının reddedildiğini, hakkında kesin işlemli rapor düzenlenmemiş olması nedeniyle malûllüğü ile ilgili olarak Emekli Sandığı kanununa göre işlem yapılamadığını, olayın idarenin kusurundan kaynaklandığını belirterek nakdi tazminat ödenmemesi işleminin iptali ve bir miktar manevi tazminat ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacının 8 nci Mknz.P.Tug. 1 nci K/M Top.Tb.Kh. Srv.Bl. K.lığı emrinde Topçu Er olarak askerlik görevini yapmakta iken 19 Eylül 1993 günü beş er ile birlikte el bombası atış alanı mıntıka temizliği sırasında yerde bulduğu bir fünyanın elinde patlaması sonucu sol elinden yaralandığı, GATA Haydarpaşa Eğt. Hastanesinde gördüğü tedavi sonrası 26.10 1993 gün ve 5467 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Sol el 1.2.3. parmak ucu amputasyonlusu(Opere) Debridman greftleme ameliyatlısı tanısı ile C/25 Bir ay hava değişimi. kararı verildiği, hava değişimi süresi sonunda birliğine katılan davacının askerlik görevini tamamlayarak 27.11.1993 tarihinde terhis edildiği, davacının 20.12.2001 tarihli bir dilekçe ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden maaş bağlanmasını talep ettiği, davacının bu Kurumun 07.02.2002 tarihli yazısı ile istenen belgelerin bir kısmını 22.12.2002 tarihli yazısı ile gönderdiği, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 19.02.2002 tarihli yazısı ile ayrıca Mutki Askerlik Şubesinden de belge istediği, belgelerin gönderilmesinden sonra Aynı Kurumun 11.04.2002 tarihli yazısı ile kesin işlemli rapor düzenlenemeyen ilgili hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığı şeklinde cevap verildiği, davacının maaş bağlanması talebiyle yaptığı müracaat üzerine Milli Savunma Bakanlığının 13.05.2002 tarihli yazıyla değerlendirilmesi için KKK.lığına gönderildiğini bildirdiği, KKK.lığının da bu dilekçeyi T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne gereği için gönderecek ilgiliye bilgi verdiği, daha sonra KKK.lığının 11 Haziran 2002 gün ve PER:5633-318-02 sayılı yazısı ile davacının 26 Nisan 2002 tarihli dilekçesinde nakdi tazminat talebinde bulunduğu ve yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediği belirtilmek suretiyle red cevabı verildiği, davacının bunun üzerine KKK.lığının işleminin iptali ile kesin işlemli raporun tanzim edilerek 5434 sayılı Yasa uyarınca malullük aylığı bağlanması ve eylemden dolayı manevi tazminat ödenmesi talebiyle 24.06.2002 tarihinde dava açtığı, bu dava dilekçesinin AYİM 1 nci Dairesinin 17.02.2002 tarih ve E.2002/1312, K.2002/1183 sayılı ilamı ile idari işlem ve eylemler aleyhine ayrı dava açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, davacının bunun üzerine 21.10.2002 tarihinde KKK.lığının 11 Haziran 2002 tarihli işlemin iptali ile 5 milyar TL. manevi tazminatın kanuni faizi ile birlikte tazmini talepleriyle işbu davayı açtığı görülmektedir.
Davalı Milli Savunma Bakanlığının 17 Ocak 2003 tarihli savunmasına karşı, davacı 06 Mart 2003 tarihinde kayda giren cevap layihasında, davalı idarenin savunmasında iddia ettiği gibi Nakdi tazminat yolunda bir talebinin bulunmadığını ve davasının manevi tazminat ile ilgili olduğunu beyan etmişse de, davacının cevap layihasındaki bu beyanının nakdi tazminat isteminden açıkça vazgeçtiği yönünde bir feragat iradesini belirtir özellikte olmadığı kurulumuzca değerlendirilmiştir.
Nakdi Tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
03.11.1990 tarih ve 2330 Sayili Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun Amaç başlığı altındaki 1 nci maddesinde, bu kanunun amacı Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir şeklinde belirtilmiştir.
Kanununun ikinci maddesinde ise, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkikle görevlendirilen personelle kimlerin amaçlandığına açıklık getirilerek kanun kapsamında bulunan personel sayılmıştır.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında; Kanuna göre verilecek Nakdi Tazminatların ödeme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ile bu kanunla ilgili diğer hususların hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Yasa uyarınca çıkartılan Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik 20 Mayıs 1981 gün ve 17345 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş, bilahare yapılan değişikliklerle bu yönetmelik yürürlükten kaldırılarak 18 Ocak 1993 gün ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik yürürlüğe konulmuş, bilahare Bakanlar Kurulunun 13 Şubat 1996 gün ve 22553 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 9 Ocak 1996 tarih ve 96/7821 sayılı kararıyla bazı maddeleri değiştirilmiştir.
İlgili hükümlere göre nakdi tazminat ödenebilmesi için; 1) İç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevli olunması ya da görevli kişinin 2330 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiği derecede yakını bulunulması, 2) Ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın, belirtilen görevlerin yapılışı sırasında veya görev sona ermiş bulunsa bile görevden dolayı meydana gelmiş olması, 3) Ölüm, yaralanma ve sakatlanmanın oluşumunda kendi kasdı bulunmaması, koşullarının bir araya gelmesi gerekmektedir.
Yapılan tespitler doğrultusunda, davacının Nakdi tazminat istemi değerlendirildiğinde; davacı 8 nci Mknz.P.Tug.1 nci K/M Top.Tb.Kh.Srv.Bl. K.lığı emrinde Topçu Er olarak askerlik görevini yapmakta iken 19 Eylül 1993 günü beş er ile birlikte el bombası atış alanı mıntıka temizliği sırasında yerde bulduğu bir fünyenin elinde patlaması sonucu sol elinden yaralanmıştır. Davacının yaralanması olayı 2330 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirme imkanı bulunmadığından Nakdi Tazminat ödenmesine ilişkin talebin reddedilmesi işleminin tüm unsurları ile hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının manevi tazminat talebine gelince, davacının bu yönde bir müracaatı olmaksızın açtığı tam yargı davasında mahkememizce dava dilekçesinin tebligata çıkarılmasından dolayı Başsavcılık tarafından AYİM Kanununun 43 ve 45/C maddeleri gereğince görevli mercie tevdiine karar verilmesi istenmiş ise de, davalı idarenin savunmasında talebin esası hakkında görüşünü bildirilmesi karşısında, gerek ön karar müessesinin idareyi yargı yoluna başvurulmadan önce zararın tazmini hakkında bir karara zorlamaya yönelik amacı, gerekse usul ekonomisi göz önünde bulundurularak bu görüşe itibar edilmemiş ve davanın esasının değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Ancak 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, davanın süresinde açılıp açılmadığı, ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Dava açma süresi kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle Kurulumuzca davanın süresi içinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
1602 sayılı Kanunun 2568 sayılı Kanunla değişik 43/1 maddesi; İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu istemlerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden itibaren ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. hükmünü amirdir.
Yaralanma olayı 19.09.1992 tarihinde meydana gelmiştir. Yaralanma sebebiyle davacıya hava değişimi raporları verilmiş, hava değişimi süresi sonucunda 27.11.1993 tarihinde terhis edilmiştir. Davacının terhis edildiği 27.11.1993 tarihinden itibaren 1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesine göre bir yıl içinde davalı idareye başvurması gerekir iken bu davanın açıldığı 25 Ekim 2002 tarihine kadar bu konuda bir başvurusunun mevcut olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat istemi konusundaki davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla;
1. Davacıya nakdi tazminat ödenmemesi işleminin iptali istemine ilişkin DAVANIN REDDİNE,
2. Davacı ..........................in manevi tazminat isteminin süre asimi yönünden REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy