(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdarenin kendi eylemlerinden doğmamış zararlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, kazaya sebebiyet veren şoförün kusurlu olduğu, idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı, davacıya 16.194.750.000 TL. nakdi tazminat ödemesi yapıldığı, ayrıca T.C. Emekli Sandığınca aylık bağlanıp tütün ikramiyesi ödenebileceği, böylece zararların karşılanacağı, manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davarım reddi gerekeceği yolunda savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Olayın meydana gelişinde idarenin bir kusurundan söz edilemeyeceği, ancak davacının oğlunun askerlik hizmetini yapmakta iken trafik kazası geçirerek ölmesi nedeniyle idare hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereği davacının zararının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği, bu maksatla bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın maddi ve takdir olunacak bir miktar manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınması gerekeceği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak. Bnb. Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davcı vekili, 30.10.2003 tarihinde Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla gönderdiği ve 04 Kasım 2003 tarihinde AYİM'de kayda geçen dilekçesinde özette; müvekkilinin oğlu oları Osman TAŞTAN'ın 211 nci Hudut Alayı 1 nci Hafif Piyade Taburu, Karargah Destek Bölük Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa ederken kurye olarak görevlendirildiği 29.11.2002 tarihinde görev dönüşü bindiği ticari otonun bir kamyonla çarpışması sonucunda vefat ettiğini olayda bir kusurunun bulunmadığını, olay nedeniyle destekten yoksun kalan müvekkilinin büyük acı ve ızdırap duyduğunu, belirterek 30.000.000.000 TL, maddi ve 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; 211 nci Hudut Alayı 1 nci Hafif Piyade Tabum Karargah Destek Bölük Komutanlığı (Hopa/ARTVİN) emrinde askerlik görevini yapmakta olan davacının oğlu müteveffa P.Er Osman TAŞTANın, 1.Hf. P.Tb.1.Hd.Bl.K.lığının 24.09.2002 tarih 0913-386-02/1101 sayılı genel görevlendirme yazısı ile kurye olarak görevlendirildiği, 29.11.2002 tarihinde de sözlü olarak emir verilerek şehir içi görev kartıyla göreve çıkarıldığı, kendisine verilen görevi tamamladıktan sonra, Kopmuş Hudut Bölüğüne dönmek üzere 1.Hf.P.Tb.K.lığından ayrıldığı, bölük merkezine dönmek için sivil şahıs Turgay BOZKUR yönetimindeki 08 AV 399 plaka numaralı ticari taksi olarak çalışan otomobile bindiği, bu aracın Hopa liman mevkiinde, Kemalpaşa'dan Arhaviye gitmekte olan sivil şoför Ömer YERLİ yönetimindeki 08 AS 763 plaka numaralı kamyonla saat 18.00 sıralarında çarpışması sonucu kazanın meydana geldiği ve davacının oğlu P.Er Osman TAŞTAN'ın kaldırıldığı Hopa Devlet Hastanesinde yapılan bütün müdahalelere rağmen vefat ettiği, olaya karışan kamyon şoförü Ömer YERLİ hakkında Hopa Cumhuriyet Savcılığa dava açılması sonucu Hopa Asliye Ceza Mahkemesinin 05 Haziran 2003 tarih ve 2002/256 Esas, 2003/114 Karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği ve kararın 20 Haziran 2003 terhinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının (Trafik İhtisas Dairesinin) raporuna göre olayda müteveffa sürücü Turgay BOZKUR'ın 4/8 oranında, yetersiz ve eksik işaretleme yapan kuruluş sorumlularının 3/8 oranında, kamyon şoförü sanık Ömer YERLİ'nin 1/8 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş; bu esasların tespiti doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Doktrin ve yargı karartan idarenin sorumluluğunu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırmaktadır. Her iki ilke için de geçerli olmak üzere genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için; bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacının oğlunun görev dönüşü meydana gelen trafik kazası sonucunda ölmesinde idarenin hizmet kusurundan söz edilemez. Ancak davacının oğlunun askerlik hizmetini yapmakta iken verilen görevi yerine getirdikten sonra birliğine dönerken trafik kazası geçirerek ölmesi nedeniyle idare hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereği davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Tahsisler Dairesi Başkanlığının 01.07.2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/81.915.006 sayılı yazısıyla, Yönetim Kurulunun 08.05.2003 tarih ve 298 sayılı kararı ile kabul edilmesi üzerine davacı baba Mehmet TAŞTAN'a 01.03.2003 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, 01.01.2004 tarihinden itibaren 391.260.000 TLye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı kanuna göre 2003 yılı için (10 aylık) 1.214.000.000 TL. tütün ikramiyesinin tahakkuk ettirildiği bildirilmiştir.
Davacıya; 2330 sayılı Kanun uyarınca 16.194.700.000 TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Ödenen bu tazminat hem maddi hem de manevi zararların karşılığıdır.
Davacının uğradığa zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin düzenleyip Mahkememize ibraz edilen 25.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda; davası babanın gerçek maddi zararının sadece maddi yararlarla ve 39.623.038.545 TL. fazlasıyla karşılandığı kendisine ayrıca 23.129.944.000 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, bu nedenle maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraftara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan rapor uyarınca uygulama yapılarak davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa karşılanabilmesi amacıyla, olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacı yakınının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz göz önünde bulundurularak uygun bir miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak davacı babanın sağladığı nakdi tazminat yararı Mahkememizce emsal olaylarda takdir olunan manevi tazminat miktarından daha fazla olduğundan davacı babanın manevi tazminat isteminin de reddi cihetine gidilmiştir.
Bu itibarla;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat yararı da dikkate alınarak davacı Mehmet TAŞTANın maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri ve bilirkişi ücreti dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 11.970.000 TL. (ONBİRMİLYONDOKUZYÜZYETMİŞBİN TL.) başvurma harcı ile 16.090.000 TL. (ONALTIMİLYONDOKSANBİN TL.) esas ilam harcı toplamı olan 28.060.000 TL. (YİRMİSEKİZMİLYONALTMIŞBİN TL.) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 481.850.000. TL. (DÖRTYÜZSEKSENBİRMİLYONSEKİZYÜZELLİBİN TL.) harçtan mahsubu ile arta kalan 453.790.000 TL. (DÖRTYÜZELLİMİLYONYEDİYÜZDOKSANBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
08 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy