(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 08 Temmuz 2002 tarihinde Samsun İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 11 Temmuz 2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 19 ncu P.Tuğ.Top.Tb.Hizmet Bölük Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 09 Nisan 2000 tarihinde nöbetçi uzman çavuşun emri üzerine yanına gittiği sırada subay lojmanlarının pencerelerini değiştiren askerlerin yere attığı taş parçasının kafasına isabet etmesi sonucu kafasında frontal çökme fraktürü meydana geldiğini, yapılan tıbbi müdahaleler sonucunda iki kez ameliyat geçirerek hayata döndürüldüğünü, bu tarihten sonrada askerliğe elverişli olmadığı halde 21 Haziran 2001 tarihine kadar askerlik yaptırılarak terhis edildiğini, bu olaydan sonra giderek artan unutkanlık, göz kararması, baş dönmesi ve asabiyet hali oluştuğunu, ameliyatlar sonrasında 25 Ocak 2001 ve 03 Nisan 2001 tarihlerinde üstlerine karşı sınırlı davranışları nedeniyle kendisine iki kez 14 gün ve 7 gün oda hapsi cezası verildiğini, pencereleri değiştiren askerlerin ve üstlerinin gerekli önlemleri almaması nedeniyle geçirdiği kaza sonucu askerliğe elverişli olmadığı halde askerlik yaptırılarak giderek artan maluliyete duçar olduğunu ve çalışamaz duruma düştüğünü, zararlarının karşılanması için 09 Nisan 2002 tarihli dilekçesi ile yaptıkları başvurunun idarece 12 Nisan 2002 tarihinde tebellüğ edildiğini, cevap verilmeyerek yasal sürede dava açıldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere 30 milyar TL. maddi ve 10 milyar TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ayrıntılı kazı raporunun incelenmesinde; davacının Burhaniye 19 ncu Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 08 Nisan 2000 tarihinde Burhaniye Askeri Lojmanlar bölgesindeki pencerelerin PVCye dönüştürülmesi çalışmaları sırasında Top.Er ..............nin kırılan parçaları 5 nci kattan aşağıya atması sonucunda yaralandığı, Devlet Hastanesinde yapılan ilk tedaviyi müteakip Garnizon revirinde müsaade alındığı daha sonra Edremit Askeri Hastanesine burudan da İzmir Mevki Asker Hastanesine sevkedildigi, frontal çökme fraktürü tanısıyla kranioktami ameliyatı yapıldığı, bu Hastanesinin 14 Nisan 2000 tarih ve 1884 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile frontal çökme fraktürü ameliyatlısı teşhisiyle C/14 SMK İzmir Mevki Hastanesinde üç ay hava değişimi kararı verildiği, 17 Temmuz 2000 tarihinde birliğine katıldığı, daha sonra yeniden sevk edildiği İzmir Mevki Asker Hastanesinde kemik defektinin tamiri amacıyla kromoplastı ameliyatına alındığı , bu hastanenin 07 Şubat 2001 tarih ve 749 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile sol frontal kemik defekti ameliyatlısı teşhisiyle C/14 SMK bir ay hava değişimi kararı verildiği, hakkında kati sağlık raporu düzenlenmediği ve 23 Haziran 2001 tarihinde normal terhisinin yapıldığı Top.Er ................... hakkında tedbirsizlik - dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan açılan kamu davasının Burhaniye Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/346 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği anlaşılmıştır.
Kati sağlık kurulu raporu bulunmaması nedeniyle davacı, Mahkememizin 29 Ocak 2003 tarihli Ara Kararı ile Gülhane Askeri Tıp Akademisine sevk edilmiş, yapılan muayenesi sonucu GATA Hastanesinin 03 Mart 2003 tarih ve 1771 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile frontal kemik defekti 5(beş) cm teşhisiyle Askerliğe elverişlidir kararı verildiği aynı raporda frontal kemik solunda yaklaşık 5 cm karelik kraniektami defektinin mevcut olduğu belirtilmiştir.
Davalı idare tarafından, davacı hakkında kati sağlık kurulu raporu bulunmaması nedeniyle davanın erken açıldığı, bu sebeple inceleme kabiliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi ileri sürülmüş ise de usul ekonomisi dikkate alınarak davalı idarenin talebine itibar olunamamış ve davacı mahkememizce resen GATA ya sevk edilerek kati sağlık kurulu raporu aldırılmıştır. İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında dorudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacının, askerlik hizmetini yaptığı sırada kafasından yaralanıp, geçirdiği ameliyatlar sonucunda frontal kemik solunda yaklaşık 5 cm lik kraniektami defektine sebebiyet verilen olayın, Birlik Komutanlığınca düzenlenen ayrıntılı kaza raporunda da belirtildiği gibi, idare ajanı olan Top.Er .............nin kırık beton parçaların tedbirsiz ve dikkatsiz bir biçimde yukarıdan aşağıya atması, kaza bölgesinde geçisi engelleyici bir emniyet şeridi vs. önlemin alınmaması, nöbetçilerle alınan emniyetin yeterli görülmesi nedeniyle idarenin hizmetin kurulması ve isletilmesinden kaynaklanan hizmet kusuru içinde bulunduğu anlaşılmakla davacının zararlarının hizmet kusuru ilkesi gereğince idarece karşılanması gerektiği, sonucuna ulaşılmış ancak davacının da pencere pervazlarının kırıldığını bilmesine ve arkadaşlarının ikaz etmesine rağmen aniden koşarak pencere altından geçmesi eylemi münafık kusur olarak kabul edilmiştir.
Mahkememizin kabul ettiği kıstaslara göre davacının, maddi zararından düşünülmesi gereken bir yarar sağlamadığı (Emekli aylığı, tütün ikramiyesi, nakdi tazminat gibi.) anlaşıldığından maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 26 Haziran 2003 tarihli bilirkişi raporunda ; davacı ....................in maddi tazminat hak edişinin 16.022.508.602 TL. olduğu bildirilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından, 09.2001-11.2039 yılları arasındaki gelir artış oranının Türkiyedeki enflasyon oranı ve Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alınarak asgari %10 olması gerekirken %5 olarak kabul edildiği, 12.2039-05.2046 arasında ise gelirin iskontolu değerinin alınması gerekirken hiç artış yapılmadığı belirtilerek itirazda bulunulmuştur.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporun, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin itirazı yerinde görülmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacının müterafık kusuru da dikkate alınarak uygulama yapılmıştır.
Davacıya, olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli tarihi, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ile davacının müterafık kusuru da dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı .................e, bilirkişi raporu uyarınca ve müterafık kusuru dikkate alınarak 10.000.000.000 TL. (ONMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Davacı ...........................e, takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak 1.500.000.000 TL. (BİRMİLYARBEŞYÜZBİN TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat, davacının yeniden gelir elde edebileceği varsayılan 23 Ağustos 2001 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminata, olay tarihi olan 08 Nisan 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükümolunmasına YER OLMADIĞINA,
6.Davacı tarafından peşin yatırılan 547.530.000 TL. (BEŞYÜZKIRKYEDİMİLYON BEŞYÜZ-OTUZBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 25.500.000 TL. (YİRMİBEŞMİLYON-BEŞYÜZBİN TL.) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 60.000.000 TL. (ALTMIŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklilik oranına göre 40.000.000 TL. (KIRKMİLYON TL.)sinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 20.000.000 TL. (YİRMİMİLYON TL.)sinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Davanın açıldığı tarih dikkate alınarak hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı nispi olarak hesap edilen 950.000.000 TL. (DOKUZYÜZELLİMİLYON TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
01 EKİM 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy